Meteor Yağmuru ve Kısık Sesli Güvercin

Emrah Dogru
Aug 22, 2017 · 3 min read
photo, Mher Galstyan

edisyon — 20

Retrospektif
Eğer hayatında çözemediğin konular varsa ve sen bunlara sürekli olarak ertleniyorsan, yazımı okumak için çoktan ön sıralardan bilet almışsın demektir. Ki ücretsiz, çok şanslısın :)

Çözemediğim konular var evet. Bazen çözdüğümü zannedip, derin bir oh çekerim... Sonra aynı konu tekrar ve tekrar önüme gelir ve derin bir üzüntü içinde aslında yıllar geçmesine rağmen bir arpa boyu yol gidemediğimi düşünürüm! Acaba gerçekten ben bir şeylerin çözülebileceğine o kadar da kendimi kaptırmamam gerektiğini hep göz ardı mı ettim? Ya da ben o kadar kudretli mi zannettim kendimi? Bir çok şeyi çözebileceğimi zannetmek ne kadar da salakça!

Bazen kendi muhasebeni yaparsın; Sonrada üstüne bi bardak soğuk su içersin ya, işte o ruh hali besliyor bu kelimeleri. Aslında ne kadar da çaresiz bir mahlukat olduğum gerçeği ile yüzleşerek yazıyorum. Kendime çoğu zaman haksızlık ettiğimi farkederek yazıyorum. Sana çoğu zaman haksızlık ettiğimi farkederek yazıyorum. Kendime acı çektirip mideme giren ağrıların bedenimi ne kadar da yorduğunu ve yıprattığını farkederek yazıyorum. Yazıyorum çünkü yazdıkça daha da gün yüzüne çıkan, katran karası egomun ne kadarda pespaye ve çaresiz olduğunu görerek yazıyorum.


Hallettiğimiz ufak tefek şeyler var tabi ki. Ama ben iyi birisi miyim? ya da ben kötü birisi miyim? ya da bu gece ve gündüz gibi olan iyi — kötü kutupları var mı hakikaten? Hem iyi hem kötüyüz işte! Haksızlıkta yapıyoruz; haksızlığada uğruyoruz. Ama hep kendimizi haklı çıkarmanın bir yolunu buluyoruz. Çünkü hep karşımızdakinin sivilcesi gözümüze batıyor.

Kendi hatalarımı düşünüyorum sürekli, sanki onları ben yapmamışım da; Ya da yapmışsam da benim yanı başımdakilerin halt etmesidir diyorum hep! Ne kadar da çaresiz bir ruh.

Lanetli bir dağın tepesinde hüküm giymiş bir ruhun kendi ile olan hesaplaşması kaç yıl sürer? (bana rus edebiyatı parçalama) Ya da yıllar geçtikçe hesaplaşacak bir yönü kalır mı bu aciz ruhun?

Bence herkes hepimize haksızlık ederek yürüyoruz kendi yollarımızda. O yolların virajları kimi zaman sert ve acımasız olabiliyor. Bazen de mis gibi ağaçlarla kaplı upuzun yollara giriyor hayatımız ve ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyoruz. Bazen güneş açıyor; pırıl pırıl. Bazen sert bir rüzgar esiyor bizi endişelendiren. Ya da deli gibi yağıyor yağmur sanki tüm günahlarımızı süpürmek ister gibi. Ve farkına varıyoruz ki, hayat aslında bizim kontrolümüze almaya çalıştığımız bir eşya değil. Daha çocukken sarıldığın ve hiç bırakmamak için kendini paraladığın basit bir eşya değil. Hayat senden bağımsız, sana göre şekillenen bir çerçevede değil.

Evet her şeyi değiştirebileceğini sanan sen: Yanıldın! Herkesi değiştirebileceğini sanan sen de: Yanıldın! Kendine haksızlık eden sende... Sana kötü olduğunu söyleyen o da: Yanıldı!

Yanılmayan tek şey Hayat’ın ta kendisi. O neyse o! değiştirmeye çalışırsan sert bir rüzgar eser. Anlamaya çalışırsan büyük bir ormanda bulursun kendini. Sanki nokta yetmedi gibi? Nokta.


Atipik // dizi önerisi

Netflix’in yeniz drama/komedi dizisi Atypical. 18 yaşında otizimli bir çocuk üzerinden, klasik bir aile dramasını konu alıyor. Ama benim ilgimi çeken: Sam karakterinin herkesten daha iyi mental kondüsyonlara sahip olması. Çok fazla hesap kitaptan arındırılmış bir zihin ve kavrayışla olaylara yaklaşıyor olması, onu dizinin de sağ duyusu olması anlamına geliyor. Ve sorduğunuz soru şu oluyor: Normal olan ne?

Aile dizilerine ayrı bir ilgim var zaten. Genelde aile dramalarını takip ederim ama Sam karakterinin bu tip aile drama/komedi dizilerine yep yeni bir tat getirdiğini düşünüyorum. Bir zaman sonra otizimli olan karakterin ne kadar da normal bizim ise “normal” olarak ne kadar atipik olduğumuza tanıklık ediyoruz.

Tavsiye ederim, muhakkak seyredin. Ya da seyretmeyin banane. Sonra seyreder beğenmezseniz bana karşı dürüst olun. Küfürlü konuşma bak! ;)


Bu hafta benden bu kadar. Yazılar hakkında ne düşünüyorsunuz bilmiyorum. Ama bilmek fena olmazdı. O vakit bana şuradan mail atıp görüşlerinizi paylaşabilir ya da sadece merhaba demek için bana ulaşabilirsin.

Muhteşem bir hafta geçirmenizi dilerim.

Sevgiler,
E.

Beni takip etmek istersen;
instagram
Bana yazmak istersen;
mailler buraya

)

Emrah Dogru

Written by

Designer, Art Director & Instagram Curator from Istanbul. Photographs a lot Travels a bit. Creator Hello Typo and Co-owner of Ba’ndo. www.wearebando.com

Creative Chronicle of Emrah

Just some random thoughts of a passionately curious designer. New posts generally appear on Tuesdays or Wednesdays. Hope you will enjoy!

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade