Baz istasyonu nedir? Düşündüğümüz kadar zararlı mıdır?

Merhabalar, ben Ahmet Akif. İbn Haldun Üniversitesi’nde İktisat ve İşletme bölümlerini okuyorum. Ekonomi, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler konularına ilgim var. Bunların dışında ise #DahaHızlıDahaUcuz projesinde literatür, araştırma ve gündem ekibindeyim. Türkiye’de internet hizmetleri nasıl daha iyi hale ve daha makul fiyatlara getirilebilir bunun için çalışıyoruz.

Baz İstasyonu Nedir?

Baz istasyonu, iki yönlü (hem alıcı, hem verici) mobil ağ sistemi için yayın yapan bir radyo verici alıcısıdır. Bu istasyonlar, telefonlarla iletişim kurar ve her telefon haberleşmesi için mutlaka bir verici ile iletişim halinde olmak zorundadır. Bu vericiler de baz istasyonlarıdır.

Üç çeşit baz istasyonu bulunur. Bunlar:

  1. Makroseller: Şehir dışlarına kurulurlar ve daha güçlülerdir.
  2. Mikroseller: Nüfusun seyrek olduğu şehir içlerine kurulurlar.
  3. Pikoseller: Sokaklar, caddeler, dar alanlara kurulurlar

İşleyişi ve Etki Alanı

Resimde görüldüğü gibi üzerlerinde genelde 4 anten ve 1 MiniLink (Alıcı) bulunur. Bu alıcılar bizlere telefon görüşmelerini yapabilme olanağını sağlar. Üzerlerindeki çubuk antenler mikrodalgaları toplayıp çanak antene verirler ve bu antenler aracılığıyla UHF (Ultra-High Frequency) olarak yayınlanır.

Bir baz istasyonu 8 adet cep telefonu ile iletişim kurar. Eğer 8'den fazla telefonla iletişim kuruyorsa, telefonunuzda sinyal yok uyarısını alırsınız. Baz istasyonun hayatımızdaki kritik önemleri biz fark etmesek de çok büyüktür. Bu istasyonlar küçük şekillerde sokaklarımıza, caddelerimize dağılmalıdır çünkü mobil kullanım yaşının günden güne düştüğü dünyamızda baz istasyonları olmadan bu hizmetlerden yararlanamayız.

İlk İzlenimleri

Türkiye’de cep telefonlarının da artmasıyla baz istasyonların sayılarındaki tırmanış bir kaçınılmaz oldu. Artık okulların, binaların çatılarında gördüğümüz, elektrik direklerin üstünde gördüğümüz metal çubuklar bize farklı gelmiyor.

Minarenin üstüne kurulmuş bir baz istasyonu

Yukarıda gördüğünüz resimden anlaşıldığı üzere artık baz istasyonları her yerdeler çünkü hepimiz telefon kullanıyoruz ve onlar da bizlere bu hizmeti verebilmek için kuruluyorlar. Ülkemizde de baz istasyonları hakkında kanserojen olduğu gerekçesiyle ciddi manada kanı var. Peki bu kanılar ne derece doğru, baz istasyonlarında dünya standartları ve Türkiye’nin izin verdiği değer ne, ABD ve İngiltere gibi ülkeler hangi değerlerde kullanıyorlar?

Baz istasyonları zararlı mı?

Ülkemizde bu fikir baz istasyonlarının radyasyon yaydığı ve kanserojen olduğu 2003 yılında Yargıtay binasının 3 noktasına baz istasyonu yerleştirildikten sonra bir Yargıtay üyesine “ilik kanseri” teşhisi konulmasından sonra daha da artmıştır. Daha sonrasında mahkeme kararıyla bu istasyonlar sökülmüştür. Aynı zamanda, vatandaşın rahatsız olmasıyla da baz istasyonlarının sökülmelerine onay veren mahkeme kararları sayesinde insanlar eğer isterlerse bu istasyonlardan kurtulabildikleri görüşünü benimsediler.

Ancak, cep telefonları ve baz istasyonları ısı ışın yaymaz yani mikrodalga etkisi yoktur ve kanserojen değildirler. Dünya Sağlık Örgütü’nün(DSÖ) 2000 ve 2006 yıllarında almış olduğu kararlarda telefonların ve baz istasyonlarının insan sağlığını olumsuz etkileyecek bir sorun teşkil etmediklerini onayladı. Daha sonrasında bağımsız uzmanlar tarafından yapılan deneylerde de Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICNIRP) tarafından belirlenen değerlerin altındaki değerlerde insan sağlığının olumsuz etkilenmediği tescillenmiş oldu.

Ayriyeten, ICNIRP tarafından belirlenen ve tüm operatörler tarafından uygulanması mecburi olan azami sınır 41,2 V/m’dir. Ülkemizdeki kullanım değeri ise Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurulu’nun sıkı politikaları sayesinde bu azami sınırın dörtte birinden bile az olarak 10 V/m’dir. Ek olarak günlük hayatta kullandığımız bazı cihazların elektrik alan şiddetleri şöyledir (V/m):

  • Bilgisayar (wireless açıkken)-100
  • Buzdolabı-60
  • Televizyon-30
  • Cep telefonu -5–15
  • Baz istasyonu -10

Yani, doğal olarak bütün dünyada bu kadar yaygın olarak kullanılan bir sistemin böyle ölümcül sağlık sorunlarına yol açması büyük skandal olurdu. Bir cihazın tabii ki kablosuz olarak haberleşmesi için radyo dalgası yayması gerekir. Ancak, ülkemizin BTK’nın sıkı politikalarıyla sunduğu değer dünya azami değerinin dörtte birinden bile az olunca halk arasında baz istasyonları hakkında yanlış bilinen görüşlerin değiştirilmesi gerektiği kanaati oluşuyor.

Firmalar da bu yanlış görüşlerin önüne geçemediklerinden, çareyi baz istasyonlarını gizlemekte bulmuşlar…

İDO tabelasının içerisine gizlenmiş bir baz istasyonu

Dünya üzerindeki örnekleri…

Dallas’ta bir kilisenin çanlarının içine yerleştirilmiş bir baz istasyonu
Kaktüs kamuflesi verilmiş bir baz istasyonu
Amerikan bayrağının dikili olduğu direğin içine yerleştirilmiş bir baz istasyonu
İngiltere’de ağaç şeklinde bir baz istasyonu

Özetlemek gerekirse, baz istasyonları telefonlarımızı görüşme yapmak amacıyla kullanabilmemiz için olmazsa olmaz. Ülkemizde de ICNIRP tarafından belirtilen azami değer 41,2 V/m’nin dörtte birinden bile az bir değer (10 V/m) kullanıldığından dolayı kanserojen olduğu bilgisi BTK’nın yayınladığı verilere göre gerçek dışıdır.

--

--

--

İçinde yaşadığımız dijital çağda, internet hizmetinden her bir bireyin en ideal şartlarda yararlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu doğrultuda kaliteli internete erişimin önündeki engelleri tespit etmeyi ve tespit edilen problemlere çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyoruz.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store
Ahmet Akif KASIM

Ahmet Akif KASIM

Economics | Management @Ibn Haldun University, Istanbul. Editor @DahaHızlıDahaUcuz and @Ekonomi ve Finans

More from Medium

De kracht van een verhaal

On the Limitations of Communication on the Internet

[42] The app is almost finished

From THE SOLE MATE, a memoir: Streets of Bakersfield