Gökyüzünden denize düşen güzellik: Deniz Yıldızı

Bazen sahilde yürürken bilek boyu suyun içinde, irili ufaklı çakılların arasında; kumda yada bir iskeleden denize doğru baktığınızda pırıl pırıl denizin içinde, özellikle sabah erken saatlerde yada güneşin batmasına yakın, o keyifli aydınlıkta gözümüze çarparlar; genellikle beş bacaklı ve suyun dibinde hareketsizce yatan, gökyüzünden suyun içine kaymış masum bir yıldız kadar sevimli, güzel, estetik ve bir o kadar da ilgi çekici: Deniz yıldızı!

Echinodermata şubesi içindeki Asteroidae takımı içinde yer alan deniz yıldızları, keşfedildikten sonra isimleri en kolay koyulan canlıların başında geliyor ve fiziki olarak betimlenen bariz yıldız şeklinde olan gövdeleri, onları nerede görürsek görelim sempati onlara sempati duymamızı neden oluyor.

Genel olarak bilinenin aksine deniz yıldızları bir balık türü değildir. Çünkü yüzgeçleri, kıkırdak veya kemik iskeletleri, balıklarınkine benzeyen, onlarınki kadar gelişmiş gözleri, ileri beslenme ve sindirim organizasyonu yada gelişmiş bir beyinleri yoktur. Vücudun tümüne bir ağ şeklinde yayılmış olan sinir hücreleri, yıldızın çevre şartlarına tepki vermesine imkan tanır. Kollarının uç kısımlarında yer alan basit yapılı ışık reseptörleri, canlının bulunduğu ortamın karanlık yada aydınlık olduğunu ayırt etmesine yarar.

Yıldızlar, bir çeşit kabuklu olan deniz kestaneleriyle ve hıyarlarıyla aynı şubede yer almaktadır. En az beş koldan oluşan her bir kol, bir merkezi diskin etrafında muntazam aralıklarla dizilmiştir ve bu kollardan birisinin kopması durumunda yeni bir kol kısa süre içinde eskisinin yerini alır. Bu yenilenme yeteneği, bu kadar basit organizasyonlu bir canlı için son derece önemli ve araştırılmaya açık bir konudur. Yine çok sık yapılan yanlışların birisi de tüm deniz yıldızlarının yalnızca 5 kolu olduğunun sanılmasıdır. Ayçiçeği deniz yıldızında olduğu gibi bazı tropik türlerde 40 taneye kadar kol olduğu bile gözlemlenmiştir. Etkileyici!

Kutupların buzlu sularından ekvator hizasındaki tropik okyanuslara ve bir kaç santimetreden tam 6 kilometre derinliğe kadar pek çok farklı şarttaki coğrafyada yayılım gösterebilen bu canlıların 1500 kadar farklı türü olduğu biliniyor. Gri, siyah ve beyaz gibi nötr ve nötre yakın tonlardan kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil gibi canlı renklere kadar pek çok farklı deniz yıldızını dünya denizlerinde çeşitli derinliklerde bulmak mümkün.

Üst taraflarında yumuşak ve özel bir deri ile kaplı olan deniz yıldızlarının bu dokusunun altında ise oldukça basit ve etkili bir sistem var. Kalsiyum karbonat ağırlıklı bir iskeletin içinde ve ayakların birleştiği noktanın tam ortasında yer alan ağız ve kolların altında bulunan ve sayıları binlerle ifade edilebilecek olan minik ayakçıklar, canlının beslenmesini ve aktif olarak hareket etmesini sağlar. Kendisi gibi zeminde yaşayan diğer bentik canlılar için doğal bir etobur predatör (avcı) olan deniz yıldızlarının özellikle bir tanesi, dünya üzerindeki en ilginç beslenme alışkanlıklarından birisini de sergiliyor. Öyle ki, Akdeniz, Ege ve Marmara’da da yayılım gösteren Marthasterias glacialis, yiyeceğini vücuduna alarak vücut içinde aktif bir sindirim mekanizması işletmek yerine, ağız olarak görev yapan açıklığından çıkardığı ve büyükçe bir torbaya benzeyen midesini avıyla dolduruyor! İlginç bir beslenme deneyimi!

Deniz yıldızları, bazı bölgelerde mercanları da tükettikleri için özellike mercan resiflerinin oluşumu ve resiflerin sağlıklı şekilde var olmasının önündeki önemli tehlikelerden birisini oluşturuyor. Mercanların bulunduğu bölgelerde aşırı miktarda üreyen deniz yıldızları, mercan resiflerinin üzerinde beslenerek bölgedeki mercan popülasyonunun devamını tehlikeye sokuyor.

Bu canlıları farklı kılan farklılıkları burada bitmiyor tabii ki. Vücutlarında kan gibi özel hiç bir taşıyıcı madde bulundurmayan deniz yıldızlarının beslenme sonucu ortaya çıkan sindirilmiş maddeler vücudunun içindeki mikro kanalın içinde su ile sağlanıyor. Aynı kanal, canlının ihtiyaç duyduğu oksijenin dokulara ulaştırılmasından ve dokularda meydana gelen atık gazların da vücuttan uzaklaştırılması için de işlev görüyor.

Deniz yıldızlarının dünya üzerindeki ortaya çıkışlarının, incelenen fosillerden yola çıkılarak 450 milyon yıl öncesine dayandığı tahmin ediliyor. Bu da, onları neredeyse at nalı yengeçleri kadar eski kılıyor. Bu da demek ki yeni bir yaşayan fosil ile baş başayız! Ondan öğreneceğimiz daha çok şey olmalı!

Uzakdoğu’da, özellike de Çin gibi yüksek nüfuslu bölgelerde, deniz yıldızları elbette kendisine alıcı bulabilecek besin maddelerinin başında geliyor. Özellikle harlı ateşte kızartılarak sunumu yapılan büyük deniz yıldızları, sokaklarda kurulan tezgahlarda olduğu kadar lüks restoranlarda da kendisine alıcı bulabiliyor. Çıkartıldığı yere göre değişen besin değerleri ile özellikle kalsiyum açısından zengin olan deniz yıldızları Avrupa ve Amerika pazarında kendine yer açabilir mi, bekleyip göreceğiz.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.