Edward Snowden: Kahraman mı Hain mi?

5 Haziran 2014 Reset The Net günü ilan edildi. Amaç internette ve her tür dijital iletişimde devletlerin, iktidarların gözlerinden ırak, açık ve özgür iletişim ve paylaşım alanlarını geri kazanmak. Peki böyle bir güne/kampanyaya neden ihtiyaç duyuldu? Nasıl bu noktaya gelindi? Bunun arkasında tek bir kişi olabilir mi?

​Geçen yıl bu zamanlar 29 yaşındaki Edward Snowden, Guardian ve Washington Post gazetelerinin haberleriyle bir anda dünya gündemine oturmuştu. Habere göre bir dönem Amerikan İstihbarat Örgütü CIA bünyesinde de teknis asistan olarak çalışmış olan Snowden halen savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren Booz Allen Hamilton adlı şirkette çalışıyor ve Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu NSA’dan bilgi sızdırmayı başarıyordu. Snowden’ın sızdırdığı bilgilerle Amerika’nın gizlice yürüttüğü internet denetim ve gözetim uygulamaları bir bir ortaya çıkmıştı.​

Amerika’nın internet trafiğini takip etmek için yaratılan programı ortaya çıkarmak adına tüm riskleri göze alan Edward Snowden 20 Mayıs’ta Hong Kong’a kaçmasıyla gündeme gelmişti. Gazetelere ilettiği açıklamalarını da bu coğrafyadan yapan Snowden “Böyle bir toplumda yaşamam mümkün değil, ben yanlış bir şey yapmadım ama bana çok ağır bir bedel ödeteceklerini de biliyorum. Bir daha evimi görebileceğimi sanmıyorum” demişti. Guardian’ın “Peki bundan sonra başınıza ne geleceğini düşünüyorsunuz?” sorusuna ise Snowden “İyi şeyler değil” yanıtını vermişti. Bunun üzerine Guardian gazetesi geçen haziranın ilk haftası ABD Ulusal Güvenlik Kurumu NSA’nın, on milyonlarca Amerikalının telefon kayıtlarını izlediğini duyurmuştu. Gazetenin haberine göre, gizli bir mahkeme kararıyla Verizon adlı telekomünikasyon şirketine bütün abonelerin elektronik bilgilerini ve yapılan bütün yurt içi ve uluslararası aramaların kayıtlarını iletmesi emredilmiş bunun üzerine olanlar olmuştu.

Guardian gazetesi bu belgelerin açığa çıkması üzerine durumu “Obama yönetimi altında ilk kez, şüpheli olduklarına dair hiçbir veri olmaksızın milyonlarca Amerikan vatandaşının iletişim bilgilerinin toplu bir şekilde izlendiği” şeklinde yorumladı. Tüm bu olanlar üzerine Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu NSA çalışanları da bir açıklama yapma gereği duyup “yaşananların kuruma ve kendilerine büyük zarar verdiğini” söyledi. Washington Post ise iddiaları bir adım daha ileriye götürüp “ilgili programda adı geçen şirketler arasında Microsoft, Yahoo, Google, Facebook, Paltalk, aol Skype, Youtube ve Apple” ın da bulunduğunu açıkladı. İşleyiş ise şöyle; kullanıldığı iddia edilen “Prism” adlı program, adı geçen şirketlerin verilerine sızarak tüm bilgisayar, internet ve telefon trafiklerini gözetim altında tutabiliyor.

Olaylar adeta bir bomba gibi önce ABD gündeminde sonra da tüm dünya basınında patlayınca, duruma dair ilginç yorumlamalar da ortaya çıkmıştı. Kimileri bu “sızdırma” işini vatana ihanet olarak görüp Snowden’ın derhal yakalanıp cezalandırılmasını istemişti. Birçokları için ise bu durum, hükümet ve istihbarat servislerinin gizlilik ve özel hayata saygı haklarını ne derece ihlal edebileceklerinin apaçık kanıtıydı. Tüm bu eleştiri yağmurlarını bir kenara bırakırsak ortada bambaşka, büyük bir resim olduğunu görebiliriz. Zamanında George Orwell’in 1984 ile ortaya attığı kehanet “Big Brother is Watching You” günümüz teknolojileriyle başka bir boyut alıp tam tepemizde yer alıyor gibi. Hepimizin adeta bir fişlemeye tabi tutulduğu, tüm haberleşme, para transferi ve internet aktivitelerinin takip edilebildiğini, hatta bizzat ulusal güvenlik sistemince gözetim altında tutulduğu resim tam da bu “biri bizi gözetliyor” senaryosunu doğrulamıyor mu?

Edward Snowden, bu yılın ocak ayında Norveçli politikacılar tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Norveç Sosyalist Sol Partisi, Snowden’ın adaylık gerekçesini “dünyayı daha istikrarlı ve barışçıl bir düzene kavuşturmaya katkı sağlamak” olarak özetledi. Kendisi Amerikan İstihbarat Servisi’nden hala kaçıyor ve bir yandan da tüm dünyada çeşitli tartışmalara sebebiyet veriyor. Nisan ayında Almanya’nın Rostock Üniversitesi, kendisine fahri doktora ünvanı verebileceklerini gündeme taşıdı. Snowden ise 17 Nisan günü Putin’e görüntülü bir mesaj gönderip “kişilerin özel görüşmelerini takip ediyor ve depoluyor musunuz?” diye sordu. Mayıs ayının son günlerinde ise ABD Dışişleri Bakanı John Kerry tarafından kendisine ülkesine geri dönme çağrısı yapıldı. Son olarak NBC News’den Brian Williams’a konuşan Edward Snowden akıllı telefonların kapalıyken dahi izlenebileceğini duyurdu. Telefonu kapatmanın sadece telefonu düşük enerji kullanarak ölü rolü yaptığı bir moda büründürmek olduğunu açıklayan Snowden, kötü amaçlı yazılımların telefonlar kapalıyken de çalışabileceğini duyurdu.

Olayların patlak vermesinin üzerinden tam bir yıl geçmişken Fight For The Future / Gelecek İçin Savaş isimli bir sivil toplum örgütü, ABD’de ‘Reset the Net/ Internet’i ilk durumuna getir’ isimli bir kampanya başlattı. Amaç internette ve her tür dijital iletişimde devletlerin, iktidarların her türlü güçten ırak, açık ve özgür iletişim ve paylaşım alanlarını geri kazanmak.

Like what you read? Give Dijital Düşün a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.