Korsan Parti ve Akışkan Demokrasi

Dijital demokrasi düşüncesi dünya gündemine Bill Clinton döneminde ABD başkan yardımcısı olan Al Gore’un internetin yeni bir Atina Demokrasisi Çağı’nın başlangıcı olarak tanımlamasıyla girdi. Aynı dönemde siber kültürün kült dergisi Wired’da Jon Katz’ın net yurttaş (netizen) ve dijital ulus (digital nation) kavramlarını ortaya atmasıyla internetin kendi küresel demokrasisini yaratacağı fikri kabul görmeye başladı. Dijital demokrasi ile ilgili ilk başarı öyküsü olarak bilinen 1994 yılındaki Minnesota E-Demokrasi- Deneyimi, bölgesel bir demokratik katılım platformu olarak kayda geçti. Projenin sözcülerinden Steven Clift, “Özgür elektronik meclis ve birlikler bağlamında, yurttaşlar politika, yönetişim, toplumsal karar süreçlerinde söz sahibi olmak için yeni imkanlar kazanacaklardır. Önümüzdeki 10 yıl içinde internetin gelişiminde ve demokrasinin inşasında aktif rol oynayanlar aynı zamanda çevrimiçi demokrasinin de tohumlarını atma şansına sahip olacaklardır.” diyerek oldukça iyimser bir gelecek tablosu çizmekteydi. [1] Ancak dijital demokrasinin gelişimi öngörüldüğü kadar hızlı olmadı. Yeni dijital demokrasi deneyimleri ancak 2008’deki küresel finans krizinin ardından ortaya çıkmaya başladı. Bu noktada dijital demokrasi deneyimlerinin bilişim ve iletişim teknolojisinin oluşturduğu olanaklardan çok ekonomik krizlerin etkilediği ülkelerde ortaya çıkan direniş çabalarının bir sonucu olduğunu öne sürebiliriz. Arap Baharı, Occupy hareketleri ve krizden etkilenen kitlelerin sorunlarına çözüm üretemeyen temsili demokratik yapıların meşruiyet sıkıntıları günümüzde dijital demokrasi deneyimlerinin ardındaki en önemli itici güç olmuşlardır. Bu toplumsal hareketlerin büyümesindeki en önemli etken internet özellikle de sosyal medya olmuştur.

Kayda değer bir başarı elde eden dijital demokrasi hareketlerinden en önde gelenlerinden biri 2006 yılında İsveç’te kurulan Korsan Parti’dir (Pirate Party). Yasa-dışı bir veri paylaşımı sitesi olan Pirate Bay çalışanları tarafından kurulan parti kısa sürede 30’a yakın ülkeye yayılmıştır. Korsan Parti, bilgi ve iletişim teknolojileri dolayımıyla bilgi kaynaklarına ve kültür eserlerine erişimin tamamen özgür bırakılmasını savunmaktadır. Korsan Parti Hareketi bu yaklaşımı genişleterek teknoloji kullanımın da bir insan hakkı olduğu vurgusunu yapar ve teknolojinin tüm insanlığın erişimine özgür bir biçimde sunulması gerektiğini belirtir.

Parti dijital demokrasi ile temsili demokrasi arasında melez bir yapıda kurmuştur. Parti bu yapılanmaya Akışkan Demokrasi (Liquid Democracy) adını vermektedir. Parti içindeki tartışmalar, kararlar ve seçimler LiquidFeedback adı verilen bir yazılım üzerinden yürütülmektedir. Bu yazılım üzerinden parti üyeleri çeşitli konularda oy kullanabilmekte, oylarını parti içinde konuya daha hakim olarak gördükleri kişilere ya da profesyonel politikacılara delege edebilmektedir. İstedikleri zaman bu yetkilendirmeyi iptal edebilmekte ya da konu hakkında doğrudan oy kullanabilmektedir. Bununla birlikte seçilen temsilcilerin yer aldıkları meclislerde yapılan tartışmaların doğrultusunda kendi inisiyatifleri ile karar almalarının yolu açık bırakılmıştır. Sistem üzerindeki en büyük tartışma dijital oyların güvenliliği ve gizliliğidir. Bununla birlikte partinin hızlı büyümesi sebebiyle yetkilendirme ve karar verme süreçlerinin şeffaflığı ile ilgili birçok problem henüz çözümlenememiştir. İsveç’teki parti yöneticilerinden Katharina Nocun, henüz çok yeni sayılabilecek bu siyasi yapılanmada ortaya çıkan sorunların bir çırpıda çözülemeyeceğini, bunun uzun bir sürece yayılacağını, asıl önemli olanın vatandaşların geleneksel temsili demokrasi sistemindeki kalıplaşmış sorunlara alternatif yeni bir sistem arayışında olmaları olduğunun altını çizmektedir. “Bir yandan parti içindeki karar verme süreçlerini düzenlerken öte yandan diğer partilerin ve medyanın negatif tutumları ile baş etmeye çalışıyoruz. Yasama sistemine yönelik her önerimiz reddediliyor ve parti ile ilgili olumsuz bir algı yaratılmaya çalışılıyor.” [2]

Korsan Parti’nin ideolojik yapısı ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Genelde sol ve sosyal demokrat tandanslı bir eğilim gösterse de, parti içinde sağ ve muhafazakar eğilimler de ortaya çıkabilmektedir. Parti ilk büyük seçim başarısını Fransa’da kazanmıştır. 2009 yılında Fransız Korsan Partisi (Parti Pirate) girdiği ilk parlamento seçimlerinde %2,08 oy almıştır. Aynı sene İsveç Korsan Partisi %7,13 oy alarak hem İsveç meclisinde 2 sandalye almış hem de Avrupa Parlementosu’na girmeye hak kazanmıştır. Almanya’da yerel meclislere 2 temsilci sokmayı başaran parti en büyük başarısını ise 2016 yılında İzlanda genel seçimlerinde yüzde 14.5 oy alarak üçüncü parti olarak kazanmıştır. Korsan Parti İzlanda’daki seçim başarısının ardında partinin genel politikaları dışında vatandaşlara sunduğu seçim vaatleri yatmaktadır. Bunlar arasında, herkese ücretsiz sağlık sigortası sistemi, her vatandaşın mecliste söz hakkı sahibi olabilmesi için kanun önerisi sunabilmesi, her İzlandalı tarafından kabul edilmiş bir anayasa, internete bilgiye erişimde tam özgürlük ve şeffaflık, yolsuzlukla mücadele, herkes için adil bölüşüm ve birçok ticari ve uluslararası ortağı ortaya çıkaran NSA sızıntılarını ortaya çıkartan Edward Snowden’a İzlanda’da irtica statüsü verilmesidir. [3]

Korsan Parti deneyimi dijital demokrasi konusunda birçok pratik sorunun gün yüzüne çıkması anlamında oldukça önemlidir. Özellikle dijital demokrasiyi elektronik oylamaya indirgeyen yapısı üzerinde tartışmalar süregelmektedir.

REFERANSLAR

[1] Steven Clift, E-Democracy, Ebook: Democracy is Online 2.0, 2000, http://www.publicus.net/ebook/edemebook

[2] The Revolution is off the Chain, http://igor.gold.ac.uk/~oimho001/digitaldemocracy/

[3] Mehmet Şafak Sarı, Dünyada Yeni Bir Soluk: Korsan Parti Hareketi, https://korsanparti.com/dunya-siyasetinde-yeni-bir-soluk-korsan-parti/


Originally published at ozgurkurtulus.com.tr.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.