“Kendimle ne yapacağımı bilmiyorum” dedi…

Böyle yanıt verdi bana geçen yaz Midilli (Lesvos) adasındaki Osho kampında tanıştığım bir İsrail’li — “I don’t know what to do with myself…” Sorduğum soru şuydu: “Burada ne arıyorsun?”

Tokat gibi çarptı bana bu yalın ve samimi yanıt. Aklımdan bile geçiremediğim bir olasılık kendimle ne yapacağını bilememek. Öyle bellidir ki çünkü kendinle ne yapman gerektiği: Oku, iş bul, evlen, çocuk yap, sana tanımlanan alanda mutlu bir hayat sür. Ne var bilemeyecek? Kendinle ne yapacağın baştan belli.

Değil işte. Değilmiş…

Kendini bildi bileli toplumsal düzene kulak asmayan, kendi tercih ettiği gibi yaşamaya çalışan benim için de değilmiş meğer. Sıradanlığa ve öğretilene meydan okudum hayatım boyunca. Bu da nafile bir çabaymış. Garip, yaşarken ne kadar da gerçek geliyordu?

Kurumsal kariyer, girişimci deneyimler, evlilikler, ilişkiler, üzerinde çalışılan onlarca irili ufaklı proje, hep bir şeylere yetişerek geçen yıllar, sürekli bir eğitim hali; hepsi iyi hoş ama aradığım yanıt değilmiş. Hayatta ne yapmak istediğim konusunda epey bir fikrim var. Ama kendimle ne yapmak istediğim konusu daha karmaşık, daha kişisel. Şimdi anlıyorum bunu. Sorun ne hayat, ne düzen ne de hayatınızdaki insanlarla ilgili. Hayat amacı değil eksik olan, o kolay. Sorun kendinizi tam olarak bulamayış, ya da bulunca da onunla ne yapacağınızı bilemeyişte.

Ama çözmek mümkün olmalı bu bilmeceyi: Doğru olduğunu düşündüğüm bir hayatı yaşamaya çalışıyorum, bir ölçüde başarıyorum da. Ama içimden gelen hayatı yaşamaya çalışıp çalışmadığımı bilemiyorum. Unutmuşum kendi içime bakmayı.

Hatta belki de hiç bilmemişim.

Nasıl olacak peki? Henüz bilmiyorum. Ama sanırım önce geçen yaz 10 dk sohbet ettiğim İsrail’li dostun kafasına gelmek lazım. Kendini iyi tanımadığını kabullenmeye.

Bu adımı tam olarak atabilmek için sahip olduğum aklın bana yetmediğini, eksiğin içimdeki asıl duyguyu, benliği ya da adına ne dersen de, içimi keşfetmek olduğunu kabullenmek olacağını hissediyorum artık. Ve o zaman ya geçen yıllar içinde kaybettiğim, ya da belki hiç sahip olmadığım o duygusal boyutu bulurum diye umuyorum.

Bulursam haber ederim…