Bryan Singer toparladı kendini!
Son iki filmi zorla izleyen bir meraklısı olarak ümitsizdim son X-Men’e giderken. Yönetmen Bryan Singer’dan ümidi kesmemiştim aslında; ama kuru gürültü ve gösteriş dolu klasik Hollywood klişesi üretme tuzağına düştüğünü üzülerek görmüştüm. Bu sefer öyle olmadı: Son X-Men birçok açıdan seriyi enteresan bir noktaya taşıyor.
Bilim kurgu’nun benim için iki anlamı var: Kaçmak ve ve yaratmak. Okur, izler ve hakkında düşünürken önce gerçek hayattan kaçıyor sonra da bu alternatif kurgu hayatta olmadık şeyler yaratıyorum aklımda. İşte bu yüzden kötüsüne hiç tahammülüm yok, özellikle de gereksiz gösteriş yapana.
Bryan Singer’ın ise sıkı takipçisiyim: Koparıp alıyor beni dev çarklarının arasına sıkıştığım hayatımdan sonra da durmadan, nefes bile aldırmadan yaratıyor, anlatıyor, gösteriyor. Ama neydi o son iki X-Men? Hikayenin gürültü ve patırtının arkasına düştüğü bir klişe olup çıkıyordu neredeyse koskoca silm serisi.
Neyse ki bu son örnek farklı çıktı: Aksiyon değil hikaye ön planda bu sefer. Benim için daha da önemlisi, yeni filmde süper kahraman savaşlarının dışına taşan bir tema geldi: Zamanda yolculuk.
İş zaman yolculuğu konusuna gelince benim için akan sular duruyor. Çünkü çıkamıyorum işin içinden: Zamanda geri gidip birşeyleri değiştirirsen, gelecekte de birşeyler değişir mi? Yoksa sen geri gitsen de, aslında başka bir zaman diliminde zaten çoktan geri gitmiş, değiştirmişsin ve bugün geldiğin nokta zaten zamanın önceden değiştirilmiş hali midir?
Peki zamanda ileri gitsen, kendi yaşlanmış halinle karşılaşabilir misin? Aynı zaman diliminde aynı kişi iki farklı yaş döneminde karşılaşabilir mi?
Çocukluğu ‘Doctor Who’ okuyarak geçmiş bir velet olarak yıllar boyu bu soruları sorup durdum kendime. Çok sayıda ve birbiri ile çelişen yanıtlar da buldum aslında ama burada anlatmaya ne satır yeter ne de okumaya sizin sabrınız.
Gayet güzel kurgulanmış, detayları da iyi çözülmüş bir zaman yolculuğu hikayesi bu film. Dünyada yaşayan mutant’ları yok etmeye kararlı insan ırkına karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor.
Mutant ırkının yok olma riski taşıması bir ölçüde insanın yıkıcı doğasını ve acımasızlığını sembolize ediyor. Aynı bir çok hayvan türüne yaptığı gibi, insan ırkı bencilce kurduğu hayat düzeni ile Mutant ırkının yaşamasını engellemeye çalışıyor, onları bir tehlike olarak gösterip yok etmek için teknoloji üretiyor. Tam da insana yakışan davranış tarzı!.. Fokları, kaplanları, ahtapotları, yüzlerce kuş türünü, kutup ayılarını öldürdürüyorsak eğer Mutant’ları neden öldürmeyelim? Hele bir de biri çıkıp “bunlar sizi yiyecek!” diye gaz veriyorsa bize?.
Çok fazla spoiler vermeyeyim ama meraklısı varsa gitsin derim. Çok güzeldi X-Men, çok özlemişim.
Allah razı senden razı olsun sevgili Bryan Singer; beni yine birkaç saatliğine koparıp aldın bu dünyadan ☺
Email me when Türkçe (In Turkish) publishes stories
