Üç Boyutlu İnternet Problemi
Son zamanlarda kafayı internete taktım. Çünkü bir makale okurken aklıma geldi: Neden bunu Facebook’ta ve Twitter’da paylaşmak istiyorum?

Yapılan son araştırmalara göre sürekli paylaşım yapan insanlar, “gerçek-kendi”lerini yansıtmaya çalışıyorlar. Mesela ben, tartışmalarda heyecanlandığım için saçmalıyor olduğumu düşünebiliyor olabilirim, bu yüzden daha entelektüel olduğumu göstermek için bunu yapmak istiyor olabilirim. Çünkü başka bir araştırma da benzer bir yere varıyor. Biriyle iletişim kurarken onun mimiklerini, jestlerini, söylediklerini ve etrafını yakalamaya çalışıyoruz. Bu da ne söyleyeceğimizi düşünmek için az bir zaman bırakıyor ve kaygı doğuyor. İnternette paylaşmak ise çok daha kolay. Araştırmalara göre bu paylaşımlar, insanın bir yere ait olma isteğini de gösteriyor fakat bu istek, karşıdakiler tarafından çoğu zaman itici bulunuyor.
Sürekli paylaşım sorunu sadece benim değil birçok insanın başına geliyor bence. Facebook’taki arkadaşlarmın belki yarısı gün içerisinde birçok kez güncelleme yayınlıyor. Twitter zaten bambaşka bir boyutta. Paylaşım hiç durmuyor.
Araştırmalarda olmasa da sürekli paylaşım isteğimizin bir diğer sebebi de paylaşım yaptığımız platformlar. Çünkü bunlar bize kalıplaşmış “connect”, “share”, “discover”, “enjoy”, “follow” ve “with friends” kalıplarıyla geliyor. Arkaplanda hep hayatımızın daha iyi olacağı imajı çiziliyor. Nitekim araştırmalarda, çoğunlukla paylaşımları bilinçsizce yaptığımızı söylüyor. Bahsettiğim şeyin örneklerine bakalım:
- Facebook: Facebook tanıdıklarınla iletişim kurmanı ve hayatında olup bitenleri paylaşmanı sağlar.
- Twitter: Arkadaşlarınla ve diğer etkileyici kişiler ile iletişim kur. İlgini çeken konulardaki güncellemelerden anında haberdar ol. Ve öne çıkan olayları gelişmeleriyle birlikte, gerçek zamanlı olarak ve her yönüyle izle.
- Instagram: Arkadaşlarını takip et ve onlarla buluş.
- Tumblr: Sana bahsedilen blogları takip et. Sevdiğin şeyleri paylaş.
- Swarm: Arkadaşlarını takip et ve onlarla buluş.
- Flickr: Share and connect with the Flickr Community.
Görülebildiği hep aynı şeyler. Sorun şu ki bunlara kanıyoruz. Kanmanın da ötesinde vaktimizi harcıyoruz. Sorunun ilk ayağı işte bu. Aritmetik bir hesap yapıldığında ortaya çıkan durum şu ki Facebook’un bir milyar üyesi her gün 17 dakikalarını Facebook’ta geçiriyorlar. Bu insanların bir kısmının internete erişiminin görece sınırlı olduğu düşünüldüğünde bizler için 17 dakika çok iyimser kalıyor. Başlangıçtan bu güne kadar Facebook’u en çok kullanan dördüncü ülke olduğumuzu düşünürsek tablomuz iç karartıcı olmaya henüz başlayacak.
Sadece facebook’la sınırlı kalsa bu zaman yine de telafi edilebilir. Fakat Twitter, Instagram, Tumblr, Swarm, Pinterest ve daha niceleri var. Belki kullanırken dikkat etmemiş olabiliriz ama bunlarla ilgilenmek saatlerimizi alıyor. Bunu önlemek için işe Facebook’ta bilimsel ve gelişimsel sayfaları beğenerek anasayfamı iyileştirmekle başladım. Bu sayfaların bağlantılarına tıkladığım için Facebook daha çok bunlardan göstermeye başladı. O zaman anladım ki hala fazlaca vaktimi burada geçiriyordum. Fakat çözümü buldum. Yerimleri çubuğundan bunları ve telefonundam Facebook ve Twitter uygulamalarını sildim. — Yalan yok; Facebook’un mesaj uygulaması duruyor ama sevgilimle konuştuğum için lazım bir şey. ☺ — Bununla birlikte bu illetlerden kurtuldum. Gün içerisinde Facebook’a ve Twitter’a hala bakıyorum ama bunlar birkaç dakikayı geçmiyor.
Yakın zamanda bir tanıdık bana yazılarımdan, düşüncelerimden, eski saç modellerimden falan bahsetti. Ben de hayretle dinledim. Aslında hayret edilecek bir şey yok. İnternette hakkımda yıllarca birikmiş, yığınla veri var. Dinlediğim müzikler, izlediğim diziler, neler neler… Bu bilgi kirliliğini de yok etmek gerekiyordu. Adımı Google’a yazdım ve aşağıda gördüğünüz sitelerin hepsinden kaydımı sildim. Yine de Twitter ve Instagram hesaplarımızı kendi sitelerine yedekleyen lanet sitelerden kurtulmak mümkün değil. Ama onlar zamanla kendiliğinden gidecektir zannediyorum. Ve Meydan Sözlük gibi bazı sitelerse hesap silme özelliğine dahi sahip değilller. Yöneticilere mesaj atmak gerekiyor.
everplaces, spring.me, ekşi sözlük, weheartit, grooveshark, connected2.me, vikitap, last.fm, shareaholic, memrise, librarything, stereomood, inploid, quizlet, stumbleupon, fancy, pinterest, reddit, duolingo, booklikes, wordpress, thirdscribe, medyan sözlük

Üçüncü boyut ise zaman ve bilgi kirliliği boyutlarına göre daha uğraştırıcı: Güvenlik. Öncelikle işin kalbine inmek gerekiyor, yani tarayıcılara. Google Chrome kullanıyorsanız bilmelisiniz ki en çok güvenlik açığı veren tarayıcı. Sebebiyse çok kullanıyor olması. Ben Google Chrome’dan Opera’ya geçiş yaptım. Kullanıcısı az olduğundan güvenlik tehditi daha az, üstelik de Chromium tabanlı. Neyse çok detaya girmeyelim; iyi bir alternatif sadece. Çünkü Opera, tarayıcısını daha güvenli hale getirmek için bir antivirüs yazılımcısı şirketle de anlaştı.
Tarayıcı değiştirseniz dahi sizi takip eden çerezler var ve olmaya devam edecekler. Bu yüzden bunları durdurmak için Ghostery adındaki eklentiyi öneriyorum. Güvenliğinize katkısı Ghostery’ye göre sınırlı olsa da, AdGuard reklam engelleme eklentisi de unutulmamalı.
Buraya kadar geldiyseniz epey yol katettiniz demektir. Güzeli sona sakladım. My Permissions isimli bir eklenti var ki bu sizin Google, Facebook, Twitter, Yahoo, Tumblr, Dropbox hesaplarınızı inceleyip hangi uygulamalara izin verdiğinizi listeliyor. İlk kez denediğimde liste o kadar uzundu ki hayrete düşmüştüm. Şimdi ise tertemiz. Çünkü tanımadığınız veya kullanmadığınız uygulamaları kolaylıkla silebiliyorsunuz.
İnternetteki güvenliğiniz bir yana, eposta güvenliğinizden de bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda çok fazla eposta almaya başlamıştım. Bunaltıcı düzeye geldiğinde unroll.me isimli siteyi keşfettim. Bu site eposta kutunuzu inceliyor ve aboneliklerinizi listeliyor. Böylece bunları iptal edebiliyorsunuz. Ayrıca istemediğiniz epostaları silmeden önce mutlaka açıp en altta minicik yazılmış “Abonelikten çık” veya “Unsubsribe” yazılarını arayın ve tıklayın.
Sürekli bu sorunla uğraşmak zahmetli. Benim @yandex.com uzantılı bir epostam var. Güvenliğinden endişe ettiğim veya “Bu çok mail atar.” dediğim sitelere bunu veriyorum. Çoğunlukla yeni uygulamaları denerken oluyor bu. Lafı gelmişken söyleyeyim; bir uygulamayı denerken gerçek isminizi de vermeyin. Sonra çok beğenirseniz gerçek isminizle değiştirebilirsiniz. Ama unutursanız, Google’a isminiz yazıldığında bir sürü sonuç arasında o da çıkacak.
Bu yazıyla birlikte sağlıklı internetin üç ayağına değinmiş oldum: Zaman kaybı, bilgi kirliliği ve güvenlik. Bunlar internetinizi evcilleştirmeye giden önemli ilk adımlardı. İlerleyen günlerde interneti suyu sıkılası portakal haline getirmenin yollarını da yazacağım.
Referanslar
- How Much Time Have You Wasted on Facebook? | TIME
- Study: People Who Overshare on Facebook Just Want to Belong — Atlantic Mobile
- Are You Using The Most Secure Web Browser?
- Top 10 countries on Facebook in the last six months
- What Makes People Overshare? — WSJ
- Clean up your inbox
- Opera Tarayıcı
- Ghostery
- AdGuard
- My Permissions
Email me when Türkçe (In Turkish) publishes stories
