Dikkat Salgın Var Aman Hasta Olmayın!

Kış geliyor dedik, hava bir ısındı bir soğudu derken anında virüsler yayıldı çevremize. Sonrasında da kaptık şifayı. Bir de öyle ki meret, insanın enerjisini emiyor; güç bırakmıyor. Hele evde bir kişi hasta olmuşsa da anında tüm fertler ardı ardına hasta oluveriyor. Hastalık bu elbet olacağız elimiz mahkum demek yerine; nasıl korunabiliriz diye düşünmek en iyisi. Tabi bunu doğal şekilde yapabiliyorsak daha da iyi. Eğer sizlerde benim gibi; ilaç kullanmadan ve doğal yollarla kendimi ne kadar tedavi edebilirsem o kadar iyi diye düşünüyorsanız doğru yazıyı okuyorsunuz. Yalnız hassas bir bünyeniz ve alerjik reaksiyon göstermeye müsait bir vücudunuz varsa doktorunuza danışmadan, bitkisel ve gıdasal karışımları denememeniz konusunda en başta uyarmak isterim.

O halde neler yapabiliriz?

Aslında çevrenizde hâlâ hasta olan kimse yoksa alacağımız önlemlerin en başında önce kendinizin, sonra da yavrunuzun bağışıklık sistemini güçlendirmek gelmeli. Önce sizin diyorum çünkü hasta olan bebeğiniz değilde siz olursanız; hastalığı ona bulaştırmanız çok daha kolay olacaktır. Aksi halde zayıf bünyeleri yakaladığında antibiyotik ve ilaç tedavisi olmadan hastalığı geçirmek uzun ve daha zorlu olabiliyor. Peki nedir bu bağışıklık sistemi? Bağışıklık sistemi, “mikrop” diye tanımlanan, vücudumuzda enfeksiyona yol açan virüs, bakteri, mantar ve parazit gibi mikroorganizmaların zarar verici etkilerine karşı kişiyi koruyan, savunma sistemimizdir. Bu sistem hücreler ve organlar-dokulardan oluşur ve bir bebek anne karnından ayrılır ayrılmaz dış ortamda sayısız mikroorganizma ve yabancı maddelerle karşı karşıya kalır ve bağışıklık sistemi doğumla birlikte kusursuz bir şekilde çalışmaya başlar. Araştırmalar bağışıklığın yaşla birlikte zayıfladığını ortaya koymaktadır. Belirli yaşlardan itibaren bağışıklığı güçlendiren yiyecekler tüketmek hastalıklara yakalanma riskinin önemli ölçüde düşürülmesine yardımcı olur. Hangi besinler bu riski azaltıyor dediğinizi duyar gibiyim.

Bebeğiniz için; anne sütü bulunmaz bir nimet adeta. Bebeğini emziren anneler şanslı gruptur çünkü anne sütü hastalıklara karşı antikor üretir. Özellikle kolostrum yani “ilk süt” bebeğin doğal ve yüzde yüz güvenli, yan etkisi hiç olmayan ilk aşısı olarak düşünülür. Çünkü kolostrum, bebeği mikrobik hastalıklardan koruyacak olan, “antikor” adını verdiğimiz maddelerden çok zengindir.

Peki ya sizin için; burada kendi deneyimlerimden de yola çıkarak uyguladığım ve araştırdığım bilgileri paylaşacağım. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi oldukça hassas ve alerjik bir bünyem olduğundan her şeyi hemen kullanmamak ve doktorların verdiği ilaçların prospektüsünü bile hatim ederek okuyan biri olarak sizlerinde kendiniz için en doğru olanı araştırmanızı altını çize çize tekrar yazmak isterim. İşte kendisiyle olan tanışmamı çocukluğuma borçlu olduğum bir mucize kefir. Sonrasında bir daha hiç tüketmediğimde doğrudur. Ancak sevgili arkadaşım Bilge’ nin kendi kefir mayasını çoğaltması ve benimle paylaşması sonucunda nur topu gibi kefirlerim oldu. Nur topu diyorum çünkü içmeye hazır hale getirene kadar adeta çocuğum gibi ilgileniyorum. Kıvamını, ekşiliğini, bozulmasın diye verdiğim çabayı ve ilgiyi görseniz herhalde kahkahalara boğulursunuz. Ancak ben bağışıklığı güçlendirmenin en güzel tadını kefirde buldum bu yüzden de bu ilgimi bırakmayı hiç düşünmüyorum. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emin Mindan’dan evde yapılan kefirde 77 adet yararlı probiyotik bulunduğunu duyduğumdan beri de yaz dönemleri haricinde tüketmeye ve tükettirmeye özen gösteriyorum. Bebeklerinize değil ama çocuklarınıza içirmeye sizlerde özen göstermelisiniz. Bu ilk temel adımın yanında; bol su tüketimi, paketli ve işlenmiş gıdalardan olabildiğince uzak kalmak, C vitamini içeren ve vücut direncini yüksek tutacak sebze ve meyve tüketmek, protein ağırlıklı beslenmek, gereksiz yere antibiyotik almamak siz ve çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlendirecek diğer etkenlerin başında gelir.

Hasta olacağınızı anlamaya başladığınız anda ise; öncelikle bol su içmeye devam. Gribin geldiğinin habercisi olarak boğazınızda kaşınma hissettiğiniz anda ya da geniz akıntısı başladığında bunu hemen yapmaya başlayın. Tutarlı olun- her saat ya da 2 saatte bir birer bardak su içmek semptomları azaltacaktır, ama içmeyi unuttuğunuz zaman aynı semptomlar tekrar başlayacaktır. Bebeğiniz için de aynı şekilde; burun akıntısı ve öksürük var ise öncelikle bol sıvı tüketmesi sağlanmalıdır. Emziren anneler bebeklerini daha sık emzirmeli, eğer bebek ek gıdalara başlamış ise, sulandırılmış elma suyu ve bitkisel çaylar verilmelidir. En az 7–8 saat uyuyun. Uyuduğunuz zaman, vücudunuz enerjisini bağışıklık sisteminin güçlenmesine yönlendirir, ama uyanık olduğunuz zaman bu enerji vücudunuz tarafından diğer işleyen fonksiyonlara harcanır. Aynı durum bebekler ve çocuklar içinde geçerlidir. Gereksinim duyduğu direnci tekrar kazanması için istirahat etmesi ve bu esnada ortam ısısının iyi ayarlanması gerekir. Yavrularınızı giydirirken de belli durumları göz önünde bulundurmanızda fayda vardır. Örneğin çocuğu aşırı üşütmek veya aşırı terletmekten kaçınılmalıdır. Çünkü çocukların soğukta kalarak hassaslaşan vücutlarının enfeksiyon kapma riski artar. Ancak sırf bu nedenle terlemelerine neden olacak kalın kıyafetlerden de kaçınılması gerekmektedir. Bunun yerine daha çok pamuklu kıyafetler tercih ederek ter emici özelliklerinden faydalanarak iki kat giydirmeniz yeterli olacaktır.

Biz yetişkinlere tekrar dönüş yaparsak; taze zencefil (çaya koyulabilir ya da doğrudan yenebilir ) antioksidan etkilidir (dikkat;ağır böbrek rahatsızlığı geçirenler zencefil kullanmamalı). Sarımsakta antioksidan açısından zengin olduğundan bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve enfeksiyonlarla savaştığı bilinmektedir. Belki yoğurtla yiyebilir, ya da kokusuna maruz kalmamak adına yutulabilir. Ben tüm yemeklere ya da salatalara az da olsa katmayı tercih ediyorum. Bence oldukça da lezzet verdiğinden şikayet bile edilmiyor. Kekik, hemen hemen herkesin evinde bulunan bu baharat etkili birçok doğal antibiyotiği bünyesinde barındıran başka bir kıymetli bitkidir. Hem çay hem de baharat olarak düzenli kullanımı gribi önler. Tazesi bulunursa salata olarak tüketilmesi çok daha etkilidir.

Peki bunların hepsini yapamadık ve gribe yakalandık. Doğal yollarla tedavi tercihiniz varsa tabi yine de herhangi bir yan etkiye karşı dikkati elden bırakmayarak küçük bitkisel karışımlar deneyebilirsiniz.

Öksürüğe oldukça iyi gelecek bir tarif olan; zencefil, zerdeçal ve bal karışımından bir tatlı kaşığı sabah akşam almak boğazınızı oldukça rahatlatacaktır. Bunun dışında eğer doğal yapılmış kestane balınız varsa limon suyu (taze sıkılmış) ile karıştırarak bir kaşık yemenizde iyi gelecektir. Bu kadar karışımı ben yapamam diyenleri duyar gibiyim. İşte onlara önerebileceğim şeylerin en başında tereyağı geliyor. Çay kaşığı ya da tatlı kaşığı ile yatmadan önce yemeniz boğazınızı biraz olsun yumuşatacak ve size daha rahat bir uyku getirecektir. Eğer öksürüğünüz varsa sıcak süt, karabiber, tuz, gibi gıdalar daha çok gıcık yapacaktır. O yüzden bu noktada durumunuzu iyi analiz etmelisiniz.

İki, üç gün sonrasında kendinizde hâlâ iyileşmeye yönelik bir tepkime görmüyorsanız artık doktora gözükme zamanınız gelmiş ve geçiyordur. Bunu da önemsemeyi sakın gözardı etmeyin. Tabi en iyisi siz yine de hiç hasta olmayın. Sadece gripten değil diğer tüm hastalıklardan korunmak içinde düzgün ve sağlıklı beslenmeyi elden hiç bırakmayın. Sağlıkla dolu uzun ömürler sizin olsun.

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için facebook sayfamızı takip edebilirsiniz.

Like what you read? Give Dudi Collection a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.