Farkında olmak -ya da olmamak

2.bölüm

Yazının 1. bölümünü okumak için tıklayın.


Senelerdir rahat rahat oturduğum yerimden kalktım. Sevgilimi bıraktım, şehir değiştirdim, yoga hocalığı eğitimine başladım… Ve güçlendim, hem mat üstünde hem de matın dışında.

Yeni bir hayat kurdum kendime; başka bir şehirde, başka birileriyle, başka bir biçimde. İstediğim birçok şeye sahip oldum. Tam istediğim gibi, senlerdir hayal ettiğim gibi bir yaşam alanı oluşturdum kendime.

Gel zaman git zaman, -oldu birşeyler işte- evime geri döndüm. Ve baktım ki bir gün, eski hayatımı tekrar yaşamaya başlamışım!

Aynı evde, yine anne babamla yaşıyorum. Sevgili durumlarında aynı sorunlar baş gösteriyor ve kendimde beğenmediğim şeyler oldukları gibi duruyorlar! Hala gün içinde en az 2 tane kahve içiyor, abur cubur yiyor ve babamla kavga ediyorum.

Ben de sordum; “Ee o kadar yoga yaptım, meditasyona oturdum, hayatımı değiştirdim. Yine başa mı dönüyoruz şimdi?!”

Hayatım yine aynı hayat, yaptıklarım yine aynı şeyler, ben yine aynı benim!

Ama gördüm ki birşeyler değişmiş. İçeriden birşeyler farklılaşmış! En derinden, merkezden.

Meğer yaşamak -ya da yoga de istersen buna- bir “Oldum ben!” hali değilmiş, bir var olmak haliymiş. Olduğun gibi olmak hali. Sen olmak, ben olmak. Ama neyin ne olduğunu bilerek, yaptığın şeylerin neye hizmet ettiğinin farkına vararak, yaptıklarının köklerinin nerden geldiğini görmeye çalışarak.

Ve bunu yaparken -farkederken- elinde pekala bir sigara da olabilir! Peki ama o sigarayı içmek sende neyi temsil ediyor? Belki de kendine ayırdığın bir zaman dilimi, işe bir mola, keyif kahvesine arkadaş…

Dön başa; gerçekten ihtiyacım olan bu mu?

Ne kadar zor olursa olsun, kökünü görüp altındaki ihtiyaçlarını giderirsen alışkanlılar eriyebiliyor. İzin verirsen, zamanla.

Ve sonra yeniden dirilebiliyor alışkanlıklar, eğer izin verirsen. Zamanla.

Ne oluyor devamında? Baştan başlıyorsun! Her. Bir. Defasında.
Hiç düşmemiş gibi. Yaptığını sanki daha önce hiç yapmamışsın gibi. Öyle bir hevesle!

Bir önceki turda öğrendiklerinden işine yarayanları yanına alıp, sana -ve diğerlerine zarar verebilecekleri ardında bırakarak.

Hissettiklerinin farkında olarak ama duygularına, zihinin oyunlarına yapışmadan.

Yola devam ediyorsun. Etraftaki manzara aynı olsa da biliyorsun ki;

içeride birşeyler dönüşmüş.

“Zen çalışmaya başlamadan önce, dağlar dağ ve sular da sudur,
Zen gerçeğine atılan ilk bakıştan sonra ise artık dağlar dağ ve sular da su değildir,
aydınlanmadan sonra ise tekrardan dağlar dağ ve sular da sudur.”

*Sonuna kadar dayanıp okuyanlara bonus:

-Şu filmi mutlaka izleyin; Groundhog Day / Bugün Aslında Dündü

-Filmin konuyla bağlantısı ne derseniz önce Devrim Akkaya’nın bu blog yazısına da bir gözatmak istersiniz belki.