Farkında olmak -ya da olmamak

1.Bölüm

Bu aralar çok moda bir akım, mindfulness. Dilimize farkındalık olarak çevriliyor. Yaptığın şeyin, söylediğin sözün, yediğin yemeğin farkında olmak. Anda kalmak, birşey yaparken ne yaptığını bilmek.

Ama nasıl yaparız? “Farkında olunca ne değişecek hayatımda? Hadi diyelim başladım neleri yaptığımı farketmeye ama yılların alışkanlıkları değişir mi yani?”

“Ne oldu şimdi? Farkettim de hala kendimi yaralayan ilişkilerin, durumların içine sokuyorum, hala ailemle ilişkim bok gibi! O zaman bunun bana yararı ne?”

Bu soruların ardı arkası kesilmeyecektir. Normal.

Yogada, meditasyonda, farkındalık pratiklerinde yaptığın şey aslında halıyı ucundan hafifçe kaldırıp altına bakmak. Değiştirmek değil ilk etapta. Zamanla o da gelir belki…

Ama ilk olan; gözlemlemek.

“Bu cipsi yiyorum ama aslında esas ihtiyacım ne?”

“Gerçekten bunu yememe/ yapmama/ içmeme gerek var mı? Vücudumun buna ihtiyacı var mı? Asıl ihtiyacım bu mu?”

Sonra geliyosun ikinci bölüme -danananın kuyruğunun koptuğu yer tam da burası oluyor:

“Benim esas ihtiyacım/ ihtiyaçlarım ne(ler)?”

Bu yazının konusu da bu zaten.

Bugün katıldığım bir yoga toplantısında konuşuldu;

“Yoga hayatınızı nasıl mahveder?”*

Evet, eder. Ediyor da! Benimkini etti mesela.

“Ama nasıl? hani mutlu olacak, sakinleşecek, rahatlayacaktık! Nereden çıktı şimdi bu felaket senaryoları?” diyecek olanlar; herşey biraz önceki soru ile başladı.

“Benim esas ihtiyaçlarım bunlar mı? Yaşamak istediğim hayat, beraber olmak istediğim adam bu mu? Olmak istediğim kadın bu mu? Hayatımı sürdüreceğim şehir burası mı? Yaşamımın amacı ne? Herşey bu gördüğüm kadar mı olacak hep?”

İşte bu sorular benim değişmez sandığım şeylerin değişebilir olduğunun ve sorgulanmaz sandığım konuların o kadar da sorgulanmaz olmadığının farkına varmamı sağladı. Ayağımın altındaki yeri sarstı. Hayatımı -kendi ellerimle- mahvetmeme sebep oldu. Çünkü bu sorular yıkıcı idi -ve sonra yeniden yapılandırıcı. Yaşamımı değiştirmemi, dönüştürmemi sağladı.

*”How yoga ruins your life? “