Koltuklarınızı Dik, Masalarınızı Kapalı, Hukukunuzu Kusursuz Hale Getiriniz

Sağlık teknolojileri alanında çalışan ve şu anda İstanbul’da bulunan bir girişimciyim. Daha iyi bir Türkiye ve dünya hayal ettiğim için daha çok dinlemem gerektiğini fark ettim. Benim için bunun en iyi yolu yazmak. Yazılarımı okuyanların fikir ve hayallerini dinlemek ve onlardan öğrenmek.

Bundan sonra düzenli olarak hayatla, doğayla, felsefeyle, tarih ve politikayla, veya bazen de hiçbiriyle ilgili yazmaya karar verdim. Hem Türkçe hem de İngilizce yazacağım, sonuçta dünya her bir gün daha da küçülüyor. İlk yazıma vakit ayırdığınız için teşekkürler.

— — —

Hukukun neden önemli olduğunu –özellikle Türkiye’deki- herhangi bir uçak seyahatinde anlayabiliyoruz. Hukukun üstünlüğü, adalet ve düzen hepimizi aşan soyut kavramlar gibi gözükse de aslında gündelik yaşamın ta kendisi. Pazarda alışveriş yaparken, kafede kahveyi yudumlarken veya bir sinema bileti alırken aslında hukukun tam da içerisindeyiz. Hukuk tam da onlar; pazardaki alışveriş, kafedeki kahve. Ve pek tabii havadaki uçak.

Kanımca uçaklar hukukun üstünlüğünün önemini en rahat görebileceğimiz yerlerin başında geliyor. Bir uçağa adım attığımızda kusursuz bir hukuksal düzenin içine gireriz. Kapıdan girdiğiniz andan, indikten ve uçağın kapısından çıktığınız ana kadar uçağın kendi hukuku hayatın sağlıklı ve mutlu akmasını sağlar.

Uçak kalkarken ve inerken perdelikleri açmak zorundasınızdır; itiraz edemezsiniz. Uçak kalkarken ve inerken, koltuğunuzu dik ve masanızı kapalı konuma getirmelisinizdir; itiraz edemezsiniz. Bunlar bir anayasadır. Ve kimse bu kuralları bozamaz, hepimizin üstündedir. Kurallar bütün koltuklar için geçerlidir, ister ekonomi sınıfı uçun, isterseniz de birinci sınıf. Parayla hukuk esnetilemez. Hiçbir zümrenin çıkarı için konulmamış kurallardır bunlar; çıkar bütün yolculara eşit ölçüde aittir. Hedef, yolculuğu en güvenli şekilde tamamlamaktır. Kimse perdelikleri o uçuşa özel kapalı tutamaz. Veya iniş sırasında birinci sınıftakiler ekonomidekilerin aksine masalarını açık bırakamazlar. Kurallar herhangi bir uçuşa veya insana özel değişemez. Kural kuraldır.

Her kuralın bir sebebi vardır; her biri bilimsel temele dayanarak oluşturulmuş, bu işin önde gelenleri tarafından istişare edilerek kaleme alınmıştır. Acılardan ders çıkarılmıştır. Mesela koltuğun dik olması kuralını havacılık uzmanı Uğur Cebeci açıklamış: “Bu kuralın temelinde, acil tahliye yani yolcuların hızla kabini terk etmeleri durumunda arka koltuktaki yolcunun bir yere takılmadan rahatça çıkmasını sağlamak yatar. Koltuk geriye yatık durumda kaldığında, arkada oturan yolcu tahliye sırasında yerinden kalkamayabilir. Hatta takılıp düşebilir, arkadan gelen yolcuların yolunu tıkayabilir.”

Türkiye’de uçakların hukukunun neden çok önemli olduğunu havalimanına inince anlarsınız. Müthiş işleyen hukuksal sistem, uçaktan inip havalimanına girdiğiniz an biter. İnsanlar koşturmaya, bağırmaya başlar. Uçağın içerisinde tıpkı bir nehir gibi akan sistemi yerde göremezsiniz. Taksi kuyruğunda insanlar birbirinin sırasını almaya çalışır. Park edilmesi yasak yere park edildiği için trafik aksar. Uçaktaki kadar riskin olmadığı düşünüldüğü için o kadar da kusursuz bir hukuk uygulanmaz. Halbuki tam da o kadar, hatta en az o kadar risk vardır. En iyiye ulaşmaya çalışmaktan vazgeçmek, mutlu insan olma şansını kaybetmek değil midir? Ki bu da başlı başına en büyük risk değil midir zaten?

O yüzden de uçak yere inmeden önce masalarımızı kapalı, koltuklarımızı dik, hukukumuzu da kusursuz hale getirmeliyiz. Yeryüzü gökyüzü kadar adil olmayı hak ediyor.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Fatih Mustafa Celebi’s story.