<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0" xmlns:cc="http://cyber.law.harvard.edu/rss/creativeCommonsRssModule.html">
    <channel>
        <title><![CDATA[Stories by Alper Sezgin on Medium]]></title>
        <description><![CDATA[Stories by Alper Sezgin on Medium]]></description>
        <link>https://medium.com/@lunmer?source=rss-8681e7fef39c------2</link>
        <image>
            <url>https://cdn-images-1.medium.com/fit/c/150/150/1*5fKbgQoJ9fDMqTZy7CjFag.jpeg</url>
            <title>Stories by Alper Sezgin on Medium</title>
            <link>https://medium.com/@lunmer?source=rss-8681e7fef39c------2</link>
        </image>
        <generator>Medium</generator>
        <lastBuildDate>Tue, 19 May 2026 11:42:43 GMT</lastBuildDate>
        <atom:link href="https://medium.com/@lunmer/feed" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        <webMaster><![CDATA[yourfriends@medium.com]]></webMaster>
        <atom:link href="http://medium.superfeedr.com" rel="hub"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Fantastic Mr. Fox: Benliğin Kıyısında]]></title>
            <link>https://medium.com/@lunmer/fantastic-mr-fox-benli%C4%9Fin-k%C4%B1y%C4%B1s%C4%B1nda-ed5f966b73c6?source=rss-8681e7fef39c------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/ed5f966b73c6</guid>
            <category><![CDATA[sanat]]></category>
            <category><![CDATA[psikoloji]]></category>
            <category><![CDATA[sinema]]></category>
            <category><![CDATA[film]]></category>
            <category><![CDATA[eleştiri]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Alper Sezgin]]></dc:creator>
            <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 23:44:22 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2026-02-03T23:44:22.868Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*AlJjSyRM-EDGgrRGalp-6g.jpeg" /></figure><p>Çoğu kişinin simetrik, mükemmeliyetçi kompozisyonları, pastel renk sevdasıyla tanıdığı yönetmen Wes Anderson, 2009 yılında stop-motion animasyon filmi Fantastic Mr. Fox ile izleyicileri buluşturdu. Film kimi zaman, belki tarzından dolayı çocuk filmi olarak sınıflandırılsa da aynı zamanda üzerine çeşitli okumalar ve farklı çıkarımlar yapılabilecek bir yapıt.</p><p>Roald Dahl’ın romanından uyarlanan film, konuşabilen, insansı hayatlar yaşayan hayvanların toplumda hep daha fazlasını isteyen, bu amaç doğrultusunda doğayı ve etik değerleri yoksayan varlıklı insanları temsil eden çiftlik sahipleri Boggis, Bunce ve Bean ile mücadelesi üzerine kurulu. Ana karakter tilki Mr. Fox, türüne atfedilen kurnazlık, zeka gibi özellikleri<br>taşıyan, içsel çatışmalar yaşayan bir karakter. Bu içsel çatışmalar ise kendi sözleriyle aslında içten içe bir vahşi hayvan olduğunu iddia etmesine rağmen bu içgüdüye karşı gelip, evcil ve toplumla uyumlu bir şekilde yaşamasından doğuyor.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FELqdLvz60zA%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DELqdLvz60zA&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FELqdLvz60zA%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/ecc75c534e551a8d82c4bb4677505b33/href">https://medium.com/media/ecc75c534e551a8d82c4bb4677505b33/href</a></iframe><p>Filmde bu içsel çatışmayı en saf haliyle ekrana yansıtan bir sahne var: Mr. Fox’un gerçek bir vahşi hayvanla, bir kurtla karşılaşması. Motorsikletleriyle yolculuk eden Mr. Fox ve yanındakiler, sonbaharın sarı tonlarının arasında dururken, beyaz dağların olduğu arkaplanla kontrast yaratan simsiyah bir kurt görüyorlar. Mr. Fox, rastladığı bu vahşi hayvanla Fransızca, İngilizce ve Latince konuşmaya çalışsa da kurt sessizce duruyor. En sonunda yumruğunu havaya kaldırarak, bir nevi dayanışma içinde birbirlerini tanıyorlar. Devamında ise kurda gelecek kış için şans dileyip yollarına devam ediyorlar.</p><blockquote>“Kişi ışığın imgelerini hayal ederek değil, karanlığın bilincini uyandırarak aydınlanır.” <em>-</em>Carl Jung</blockquote><h3>Persona ve Gölge</h3><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/973/1*_8AQVa2u0qUB3cKbGhlSaQ.jpeg" /><figcaption>Carl Jung</figcaption></figure><p>Peki, bu sahne bize neden bu içsel çatışmayı en saf biçimiyle yansıtıyor?</p><p>Analitik psikolojinin kurucusu Carl Jung’a göre, bireyin topluma gösterdiği yüz <strong>persona</strong>dır. Persona, kişinin sosyal rollerine, toplumdaki konumuna ve olması gereken benliğe karşılık gelir. İsmini Antik Yunan oyunlarında takılan maskelerden alan persona, bireyin modern toplumda yer edinip varolmasını sağlar. İsmi gibi, bir nevi bireyin taktığı maskedir. Mr. Fox karakteri, ne kadar vahşi bir hayvan olduğunu belirtse de, köşe yazarlığı yapar, aile babasıdır ve düzenli bir yaşamı vardır. Çatışmanın birinci öznesi personadır.</p><p>Personaya ek olarak, Jung ayrıca <strong>gölge </strong>arketipini tanımlar. Gölge, bireyin benlik algısına uymadığı için bastırdığı özelliklerdir. Yalnızca kötü veya karanlık nitelikleri değil, aynı zamanda bastırılan dürtüleri, içgüdüleri, özgür eğilimleri de kapsar. Bilinçli kontrolün dışında olan gölge ile yüzleşmek, Jung’a göre zorunlu bir süreçtir. Gölge bastırılmaya çalışıldıkça daha güçlü biçimde geri döner. Mr. Fox’un kurt fobisi gölgeye karşılık gelir, bilincinde olmasına rağmen bastırdığı vahşi doğasına korku duyar.</p><p>Filmdeki diğer tüm karşılaşmalar, geleneksel hikaye anlatıcılığı biçiminde diyaloglarla ve eylemlerle aktarılırken, bu sahnede bunlar ortadan kalkıyor. Mr. Fox’un kurtla iletişime geçmek için İngilizce, Fransızca ve Latince konuşması, bilinç ve kültürün araçlarıyla gölgeye ulaşma çabasıdır. Fakat kurt sessiz kalır; zira gölge, Jung’a göre, mantıkla ikna edilemez ve kelimelerle ulaşılamaz.</p><p>Bu karşılaşmada kurt antagonist değildir, sadece vardır. Saldırmaz veya tehdit etmez. Bu salt varoluş, gölgenin doğasını temsil eder. Mr. Fox’un filmde de tekrarladığı kurt fobisi bundan kaynaklanmaktadır, kurt onun kontrolünün dışında olan, pazarlık yapamadığı ve sosyal çerçevesine sığdıramadığı yönünün cisimleşmiş halidir. Kurtla şehirde veya yeraltında değil, doğanın ortasında karşılaşırlar. Düzenin ve mimarinin olmadığı bu ortam, bilinçdışının sahnesine dönüşür.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*IRiDZSMG67zgTLtXa1ZAXQ.jpeg" /></figure><p>Sahnenin ortasında tarafların yumruklarını kaldırarak, beden diliyle selamlaşmaları ise Jung’un <strong>bireyleşme </strong>süreci olarak yorumlanabilir.</p><p>Sonuç olarak, Mr. Fox, kurdu yenmez, ondan kaçmaz veya onu evcilleştirmeyi denemez. Bir jest ile onu tanıyıp kabullenir. Persona, gölgeyi bastırma çabasını bırakıp onunla uzlaşır. Jung’a göre psikolojik bütünlük, gölgenin ortadan kalkması değil, onun tanınmasıyla mümkündür.</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=ed5f966b73c6" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İthaka’yı Ararken]]></title>
            <link>https://medium.com/@lunmer/i%CC%87thakay%C4%B1-ararken-17d6f46c7f9b?source=rss-8681e7fef39c------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/17d6f46c7f9b</guid>
            <category><![CDATA[mitoloji]]></category>
            <category><![CDATA[yunan-mitolojisi]]></category>
            <category><![CDATA[kültür-sanat]]></category>
            <category><![CDATA[edebiyat]]></category>
            <category><![CDATA[kültür]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Alper Sezgin]]></dc:creator>
            <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 16:33:19 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2025-07-24T16:33:19.816Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*5mnYIYaocDwOoOQtx5YwXA.jpeg" /><figcaption>Odysseus ve yoldaşları İthaka’ya yelken açıyor.</figcaption></figure><p>Odyssey, Homeros’un epik destanı İlyada’da Akhaların tarafında olan Odysseus’un evine, Yunanistan’ın batısındaki İthaka adasına, yolculuğunu konu alır. Aynı isim, İngilizce’de uzun yolculukları tarif etmek için günümüzde hala kullanılır.</p><p>Zekasıyla öne çıkan Odysseus’un macerası tam 10 yıl sürer. Yolculuğu sırasında kiklop Polyphemus’u kurnazlığıyla alt edip yaratığın babası olan Poseidon’un öfkesini üstüne çeker, Laistrigonlar’dan ve sirenlerin şarkısından kurtulur, cadı Kirke’nin adasında kalır… Bütün bu zorlukların hepsinin üstesinden gelmeyi aklıyla başarır.</p><h3>Kavafis’in İthakası, Kendi Odysseyimiz</h3><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*xsUDgQ1HS9VLH_bhM_Wl6w.jpeg" /><figcaption>Konstantinos Kavafis, çağdaş Yunan şiirinin önde gelen isimlerinden.</figcaption></figure><p>1863 yılında İskenderiye’de doğan Kavafis, İthaka isimli şiirinde varılacak yerden ziyade yolculuğun kendisinin önemini vurgular. Odysseus’un üstte kısaca bahsettiğim maceralarını konu alan şiir, yoğun bir sembolizm içerir.</p><p>İthaka, haritadaki o ada ve mitolojik bir varış noktası olmaktan çıkar. Bizim kendi yolculuğumuzu hatırlatır, kendi yüzleştiğimiz kiklopları, Laistrigonları. İthaka’mızı, dönmeyi arzuladığımız ve uğrunda bütün mücadeleleri göze aldığımız, hırçın denizlerde yelken açtığımız yurdumuzu düşünürüz, sonra da oraya yaptığımız yolculuğu. Önemli olan İthaka değil, yolculuğun kendisidir; İthaka ise hayal ettiğimiz, umut ettiğimiz veya sadece adına bir anlam yüklediğimiz her şey olabilir.</p><p>Şiirdeki poetik persona, Odysseus’a seslenirken aslında bize konuşur:</p><blockquote><strong>İthaka’ya doğru yola çıktığın zaman, <br>dile ki uzun sürsün yolculuğun, <br>serüven dolu, bilgi dolu olsun. <br>Ne Lestrigonlardan kork, <br>ne Kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon’dan. <br>Bunlardan hiçbiri çıkmaz karşına, <br>düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu <br>ince bir heyecan sarmışsa eğer. <br>Ne Lestrigonlara rastlarsın, <br>ne Kikloplara, ne azgın Poseidon’a, <br>onları sen kendi ruhunda taşımadıkça, <br>kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.</strong></blockquote><blockquote><strong>Dile ki uzun sürsün yolun. <br>Nice yaz sabahları olsun, <br>eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde <br>önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin! <br>Durup Fenike’nin çarşılarında <br>eşi benzeri olmayan mallar al, <br>sedefle mercan, abanozla kehribar, <br>ve her türlü başdöndürücü kokular; <br>bu başdöndürücü kokulardan al alabildiğin kadar; <br>nice Mısır şehirlerine uğra, <br>ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.</strong></blockquote><blockquote><strong>Hiç aklından çıkarma İthaka’yı.<br>Oraya varmak senin başlıca yazgın. <br>ama yolculuğu tez bitirmeye de kalkma sakın. <br>Varsın yıllarca sürsün, daha iyi; <br>sonunda kocamış biri olarak demir at adana, <br>yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin, <br>İthaka’nın sana zenginlik vermesini ummadan. <br>Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka. <br>O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın. <br>Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.</strong></blockquote><blockquote><strong>Onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini. <br>Geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki, <br>artık elbet biliyorsundur<br>ne anlama geldiğini İthakaların.</strong></blockquote><p>Çeviri: Cevat Çapan<em>, Kavafis’ten Kırk Şiir, </em>S. 26–27</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=17d6f46c7f9b" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kaçış Edebiyatı ve Müzik]]></title>
            <link>https://medium.com/@lunmer/ka%C3%A7%C4%B1%C5%9F-edebiyat%C4%B1-ve-m%C3%BCzik-d8aead08cdcc?source=rss-8681e7fef39c------2</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/d8aead08cdcc</guid>
            <category><![CDATA[fantastik-edebiyat]]></category>
            <category><![CDATA[kültür-sanat]]></category>
            <category><![CDATA[edebiyat]]></category>
            <category><![CDATA[müzik]]></category>
            <category><![CDATA[sanat]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[Alper Sezgin]]></dc:creator>
            <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 22:36:29 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2025-07-15T22:36:29.114Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*IYq3fMQV18KfVM5xVElqKg.jpeg" /><figcaption>Kaçış edebiyatının müzikteki en önemli temsilcilerinden Blind Guardian</figcaption></figure><p>Fantastik kurguya yöneltilen eleştiriler ile ortaya çıkan ve pejoratif bir terim olan “kaçış edebiyatı (escape literature, escapism)”, aslında insanın en temel güdülerinden birine hitap eder; gerçeklikten uzaklaşmak. Sadece kaçış değil, aynı zamanda kurgusal evrenlerde bir kendini arama yolculuğudur.</p><p>“Maybe the real treasure was the friends we made along the way (Belki de gerçek hazine onu aramaya çıktığımız yolda edindiğimiz dostluklardır.) ” gibi klişe ve meme haline gelmiş olan cümlenin, ne kadar sarkastik de olsa bu türü temsil ettiğini düşünüyorum. Çünkü kaçış edebiyatındaki elfler, hobbitler, ejderhalar ve ülkeler bütün anlatmaya giden yolda döşenmiş birer araçtır. Temelini geçmişteki mitolojik anlatılardan, Beowulf gibi destanlardan alan (özellikle J.R.R. Tolkien bunlardan fazlaca etkilenmiştir) tür, böyle eleştirel bir isimle anılsa da türün temsilcileri bundan rahatsızlık duymamıştır.</p><h3><strong>“Kaçışın Savunması”</strong></h3><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*WdOawMWJKYehCjXWxp8w2g.jpeg" /><figcaption>Türün yazarlarından Ursula K. Le Guin</figcaption></figure><p>Tolkien’in <em>On Fairy-Stories </em>isimli yazısından alıntı yapan türün temsilcilerinden sayılabilecek Ursula K. Le Guin, <em>The Language of the Night: Essays on Fantasy and Science Fiction </em>adlı yazısında türü şöyle savunuyor:</p><blockquote><em>“Fantastik kurgu bir kaçış edebiyatıdır, güzelliği de bundadır. Eğer bir asker düşmanı tarafından esir alındıysa, kaçmak onun görevi değil midir?…eğer bilincimizin ve ruhumuzun özgürlüğüne değer veriyorsak, eğer özgürlüğün neferleriysek, kaçmak ve yanımıza alabildiğimiz kadar insanı da almak açıkça bizim görevimizdir.”</em></blockquote><p>Tıpkı edebiyat ve sanatın pek çok farklı alanı gibi, müzik de bir kaçıştır aslında. Dünyanın gerçekliğinden uzaklaşmak isteyen bir çok müzisyene ilham kaynağı olmuştur tür.</p><p>Lise dönemimin başında, metal müzik ile tanışmamı sağlayan ve hala en sevdiğim gruplardan biri olan Alman power metal grubu Blind Guardian, bence kaçış edebiyatını türde en iyi temsil eden gruptur.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1000/1*XEaDzYyFMLtJ51Etu8FN0A.jpeg" /><figcaption>Nightfall in Middle-Earth (1998)</figcaption></figure><p>Grup Nightfall in Middle-Earth albümünde, isminden de anlaşılabileceği gibi Tolkien’in fantastik evreni Orta Dünya’yı konu alıyor. Hobbit ile başlayan legendarium, Silmarillion’da daha da derinleşiyor ve adeta bir mitoloji haline geliyor.</p><p>Grubun vokali Hansi Kürsch, Orestes Raptis ile yaptığı röportajda Silmarillion’daki Feanor’un lanetine odaklandığını ve albümün ozan Maglor’un perspektifinden anlatıldığı için Güneş ve Ay’ın yaratımı kısmını ve Beleriand’daki ilk savaşın albümde işlemediğini, Maglor’un kendisine göre albümün ana karakteri ve şarkıların yazarı olduğunu söylüyor.</p><p>Tolkien’in metalciler arasında neden bu kadar popüler olduğu sorulduğunda ise Hansi, “Müziğe uyum sağlıyor çünkü hem metal, hem de Tolkien yeni bir evren yaratıyorlar. Bu konuda Tolkien mükemmeliyetçi bir biçimde çalışmalarında mitoloji, politika, diller ve pek çok olguyu yeniden tanımlıyor. Bu çeşitlilik metal müzikte de var, her türü yeni bir evrenin kapılarını aralıyor.” diye ekliyor.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FIVV97JoRQnQ%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DIVV97JoRQnQ&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FIVV97JoRQnQ%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/7eac1331319e25da1ee43cb17e042f48/href">https://medium.com/media/7eac1331319e25da1ee43cb17e042f48/href</a></iframe><p>Grup, Nuclear Blast Youtube kanalında yayınlanan röportajda ilk olarak aslında albümün konseptini Richard Wagner’in <em>Der Ring des Nibelungen </em>isimli dört parçadan oluşan epik operasının ilk kısmı olan <em>Rheingold</em> üzerine tasarlamayı düşündüklerini fakat sonrasında Silmarillion’da karar kıldıklarını söylüyor. Grubun vokali Hansi, sonra en fazla 70 dakikalık bir konsept albüm için kitabın çok uzun olduğunu ve içlerinden bazı hikayeleri seçtiklerini söylüyor.</p><p>Albümün ilk şarkısı tüm albümü tanıtma niteliği taşıdığı için hangisinin ilk şarkı olacağının en zor kararlardan biri olduğunu vurgulayan grubun gitaristi Andre, albümdeki her şarkı birbirinden farklı ve özgün olduğu için uzunca tartıştıklarını ve sonunda <em>Into the Storm </em>parçasını tercih ettiklerini söylüyor.</p><p>Her şey tamamlandıktan sonra da öyküleyici kısa parçalar (narrator) oluşturup albüme eklediklerini ve bu sayede hikayenin daha bütün bir hale gelip daha akıcı olduğunu belirtiyorlar.</p><p>Hansi albümdeki çeşitliliğin çok güçlü olduğunu vurguluyor ve albümün çok sevilmesinin duygusal derinliğinden dolayı olduğunu düşünüp, kendisinin de en sevdiği albümün Nightfall olduğunu söylüyor.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FSVg8eP7KPNQ%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DSVg8eP7KPNQ&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FSVg8eP7KPNQ%2Fhqdefault.jpg&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/90ec326e20919766b86964ea57217ffc/href">https://medium.com/media/90ec326e20919766b86964ea57217ffc/href</a></iframe><p>Albümün hepsini çok sevsem de, kişisel favorilerim Nightfall, Mirror Mirror, Into the Storm, Harvest of Sorrow.</p><p>Yazıyı Tolkien’e atfedilen sözlerle sonlandırmak istiyorum.</p><p><strong>“Kaçış ihtimali en çok kimi telaşlandırır? Kimi olacak, gardiyanları!”</strong> <em>(Deniz Erksan)</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=d8aead08cdcc" width="1" height="1" alt="">]]></content:encoded>
        </item>
    </channel>
</rss>