Kelimelerin Gücü (mü?)

Yoksa Fikir Aptallaşması mı?

Umit Oner
Umit Oner
Feb 23, 2017 · 4 min read
Evet/ Hayır kelimelerini kullanmıyorsunuz, başınızı emme basma tulumba gibi sallamak da yok!

Tüm gücünle bağırdığın, haykırdığın halde sesinin çıkmadığı kabuslar vardır. Uyanana kadar, büyük bir irade ve utkuyla ses çıkarmaya ve kendini duyurmaya çalışsan da başarılı olamazsın. Uyandığında ise, kabusunda duyulmamasına rağmen sesinin feryat figan gerçek hayatta yankılandığını öğrenirsin.

Rüyalar farklı bir gerçeklik boyutunu yansıtıyor mu bilemiyorum, fakat düşüncelerin yankısını hissetmek için illa bir gürültü çıkmasına gerek yoktur.

Zaman zaman otoriteler eski bir düşe uyanırlar ve düşünce ürünlerini yasaklamaya heveslenirler. Bu beyhude çabanın modası hiç geçmiyor. Hangi boyutta yankılanabileceğini asla kestiremeyeceğin şeyleri yasaklamaya çalışmak tarihin ispatladığı büyük bir aptallıktır.

Düşünce insan bedeninin her zerresinde iletişime sahip. Hiç konuşmayarak karşımdakiyle aynı şeyleri düşündüğümü farkedebilirim. Benimle aynı düşüncede olanları, bakışlarındaki keskinlikten, mağrur duruşlarından, attıkları adımdan tanıyabilirim. Korku ve baskı ortamlarında bedenin tüm organları ses tellerinin yerini alır. Baba dayağından korkan bir ailede anne ve çocukları sadece endişeli gözlerle bile anlaşabilir, ortak korkularını savuşturmak için sessiz bir iletişimi yürütebilirler. Direnişçiler çoğu zaman sessizdir. İşgale karşı yürütülen yeraltı faaliyetini anlamanın tek yolu bazen diken diken olmuş vücut tüylerinden ibarettir. Tüm bu sessizlik içinde çoşkuyla çağlayan ülkü, en büyük gürültüden daha etkili olabilir.

Yazan birisi için kelimelere yasak gelmesi korkunç görünse de, gerçekte gülünç bir eylemden ibaret. Kelimeler yasaklandığında onları bir yerlere çiziktirmek çok daha keyifli hale geliyor. Yazma eylemini yasaklamayı aklından geçirenlere Düşlerin Efendisi (Quills, 2000) filmini izlemelerini öneririm. Mürekkep yoksa, pekala alternatifi üretilebilir! Bir kez aklına yazdığını mutlaka bir yerlere yazmayı da başarırsın.

Yasaklı kelimeler dendiğinde çocukluğumun eğlenceli TV programı Evet / Hayır yarışması aklıma geliyor. Erkan Yolaç’ın yarışmacıya sorduğu türlü sorulara aldığı yanıtların herhangi bir önemi yoktu. Yarışmacının kazanması ancak, usta sunucunun tuzağına düşmeden yasaklı Evet/ Hayır kelimelerinden kaçınmakla mümkündü.

Kabul etmek veya reddetmek. İtaat veya isyan. Taraftarlık veya muhalefet. Zevk veya cefa. Kazanç veya kayıp…Evet ve Hayır kelimelerinin güçlü anlamlar taşıdığı bir gerçek. Bazen bir anlamdan çok daha fazlasını ifade ediyorlar. Bu kelimelerin taşıdıkları anlam ne olursa olsun bir şekilde engellemeye maruz kalması sadece komik değil eğer yaşamımız büyük bir TV şovu değilse hiçbir şey de ifade etmiyor. Ne kadar engellenirse engellensin, evet ve hayır kelimeleri bir kere ortaya çıkma ihtiyacı hissettiyse, çoktan beyinlere kazınmıştır bile.

Uygarlığa evet diyen insanlar, modern toplumları ve hukuk sistemlerini kurdular. İşgale hayır diyen mert bir adam ilk kurşunu böğrüne yese de yaktığı büyük bir ateşti. Yıllarca, yüz yıllarca uğraşmak gerekse de düşünce gücünün önüne geçebilecek bir kuvvet yoktur. Önemli olan, herhangi bir dünya dilinde sese dönüşmüş kelimeler değil, arkasındaki düşüncelerdir.

Kelimeler düşüncenin kurşunudur. Güçlü ve ateşli oldukları için bilinçli tüketilmeleri gerekir. Fazla tüketimi ishale neden olabilir! İnternet sağolsun, ifade etme mecraları arttıkça, kelime ishali bulaştıkça bulaşıyor. Bu hastalıktan muzdarip olanlar bazen sıradan bir öğrenci, esnaf, memur veya ev hanımı iken, bazen de koca koca amirler, idareciler, ve hatta hastalıklardan çok iyi korunan Amerikan Başkanı bile olabiliyor.

Oraya buraya saçılan kelimelerin bilgi içermesine gerek yok.Üste çıkmaya çalışan pehlivanlar gibi kıvrak ve kaygan olmaları yeterli. Kulağa hoş geliyorsa asabiyet içerebilir, tamamen saçmalık olsa da kanıta dayanan kelimeleri susturabilir. Hele ki yığınları pohpohluyorsa o kelimelerden kralı yoktur, baştacı edilmeli, bayrak bayrak sloganlaşmalıdırlar.

Mevzu ve muhteva değil, “kim kime ne demiş”tir önemli olan. Ya da “kimin ne dediği”dir. Laf sokmalar sarmalında, hangi tarafın akıntısındaysan, nereye gittiğinden çok nereye haykırdığınla alkış alırsın. Takdir gördükçe kelime ishalinin dozu arttar. Küfür ve hakaretin kötü kokusu latife ve hicvin bahçesini istila eder.

Dünya genelinde günde 2,5 kentilyon ( sonunda 18 tane sıfır olacak!) veri üretiliyormuş! (1) 2018 yılında saniyede 50.000 GB veri üretimi yapılacakmış. Dünya etrafındaki uydular, gezegenimizin yüzeyinde olup bitenlerle ilgili her gün 3 terabaytlık bilgi gönderiyormuş. Bunun gibi haberleri okuduğumda, bu kadar bilginin nereye gittiğini hep merak ederdim. Ve öğrendim ki, üretilen verinin neredeyse %90'ı yapılandırılmamış verilerden oluşuyormuş. Yapılandırılmamış veriler içerisinde tweet’ler, sosyal medyada paylaştığımız türlü resim, video ve benzeri şeyler debulunuyor. Özetle, ağzımızı doldura doldura klavyeye döktüğümüz kelimeler de ,çektiğimiz selfieler gibi insanlığa hiçbir yararı olmayan veri lağımında biriktikçe birikiyor.

Sağa sola savurduğumuz kelimelerimiz yanında aslı astarı var mı bilmeden yönlendirdiğimiz milyonlarca paylaşım hepimizde fikir aptallaşmasına neden oluyor. Bunu kibarca veri kakafonisi olarak da adlandırabiliriz. Dijital verilere yönelik muhakeme insan türü için henüz yeni bir yetkinlik. Bu kadar çok verinin muhakemesini yapamayan beynimiz düşünce tembelliğine kaçarak bizi inanmaya, yandaşlaşmaya, kamplaşmaya zorluyor.

Bu, paralel evrenlerinde rant tulumbaları başında bekleyen dünya siyasetçileri için bulunmaz fırsat. Öylesine dayanaksız fikirler destek bulabiliyor ki, sanırım geleceğin tarihçileri bunu açıklamakta zorlanacak. Öylesine mesnetsiz ifadeler yığınların tepkisine dönüşüyor ki, işte bunu insanlık vicdanı asla açıklayamayacak. Yalanlar alkışlanırken, doğruyu söyleyenler artık gidecek köy bulamıyor.

İnsanlık için fikir aptallaşmasının bedeli yüksek. Gördüklerimiz, duyduklarımız, inandıklarımız farklı formlara sokulurken, gerçekten düşündüğümüzü ifade etme, yüreğimizden gelene inanma, sevdiğimiz insanların sırtını sıvazlama hürriyetlerimiz elimizden kayıp gidiyor.Halbuki elimizle güçlendirdiklerimiz, zengileştirdiklerimiz, yücelttiklerimizin bize işaret ettiği yanılsamalardan daha gerçek bir hayat var. Sokakta bakışlarımızın kesiştiği tüm insanlarla mutluluk, hüzün ve zorluklarla yoğrulmuş ortak bir hikayemiz var. Evet ve hayırlarımızda, itaat veya isyanımızda, taraftarlık veya karşıtlığımızda daha iyi bir yaşam arzusundan daha temel hangi dürtü olabilir? Üzerimize yağan kelimeler arasında gerçeğin ışığını göremez hale geldiysek, biz insanlık, suçu değilse bile çareyi kendimizde aramalıyız. Kafayı uzatıp ışığa bakmanın tam zamanı.

V for Vendetta ‘nın güzel sahnesidir. Düşmanı “neden ölmüyorsun?” diye sorduğunda kahramanımız

Bu maskenin altında bir fikir var!

Ve fikirler kurşun geçirmez. ”

diye cevap verir. (2)

Fikirler kurşun geçirmez. Fikirler aydınlıktır, kararmaz. Ne kadar engellenirse engellensin, fikirler yaşamaya devam eder. Biz insanlar fikirler karşısında faniyiz. Savurduğumuz kelimeler de öyle. İfadeyi engellemek bir yana dursun, bu dalganın özgürce kabarması için elimizden geleni yapmamız gerekir. Fakat kanıt ve gerçek üzerinde yükselmeyen, suçlayan, dışlayan, atıp tutan bir rüzgar değil ihtiyacımız olan.Tıpkı doğaya verdiğimiz zarardan en büyük darbeyi yine bizim yiyeceğimiz gibi, dünyayı gereksiz verilerin lağımı altında bıraktıkça, yanılsamalara ve yanıltmalara değer verdikçe, kamplaşıp düşmanlaştıkça en büyük zararı yine bizler göreceğiz.

Ölümsüz fikirler üretebiliyorsak ne ala! Ya ölümsüz aptallıklar üretiyorsak!?

Ümit ÖNER’in insanlık gündemi hakkındaki yazılarına Medium sayfasından ulaşabilir, paylaşımlarını Twitter ve Linkedinde takip edebilirsiniz.

İnsanlık Gündemi

gezegenimiz üzerindekilerin ortak hikayesini anlatır

Umit Oner

Written by

Umit Oner

Serbest Düşünce Üreticisi # İnsanlığın Ortak Hikayelerini Anlatıyorum # @umt_oner

İnsanlık Gündemi

gezegenimiz üzerindekilerin ortak hikayesini anlatır

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade