Siyasete Katlanmak Zorunda Mıyız?

Bizi komşumuza düşman edecek siyasetin bize ne faydası var?

Güzel bir gün. Bahar yüzünü göstermiş, güneşli, apaydınlık.

Oy kullanmaya giderken yürümeyi tercih ettik. Komşularımızla birlikte yürüdük hatta. Farklı düşüncelerimiz hakkında şakalaştık.

Sırada beklerken, oy kullandıktan sonra okulun bahçesinde sıradan insanların samimi neşesi mevcuttu. Birbiriyle problemi olmayan, sandıktan ne çıkarsa çıksın komşusuyla yüz yüze, yan yana yaşamını sürdürmeye devam edecek insanların…

Yarın, işimize gücümüze devam edeceğiz. Bir arada yaşamaya devam edeceğiz. Aynı ülkenin vatandaşları olmaya devam edeceğiz.

Peki, o zaman, farklı düşünüyorum diye beni ötekileştiren, bizi, bizden ve onlardan diye ayıran, aykırı insanları işinden, ekmeğinden etmekle tehdit eden, hatta hatta karşı düşüncenin tüm kadın bireylerine tecavüz etmekten söz eden insanları içinde barındırabilen, siyaset denilen toplumsal lanete ne ihtiyacımız var?

Bizi komşumuza düşman edecek siyasetin bize ne faydası var?

Bizler kıt kanaat geçinip yaşam kavgası verirken nefret dilini körüklemekten başka bir işe yaramayan siyasetçileri neden besliyoruz?

Eskiden hükümdarlar kimse onlara dokunamasın diye bu hakkı Tanrı’dan aldıklarını iddia ederlerdi. Tanrı korkusu sayesinde dokunulmazdılar ve iradeleri mutlaktı, yani her istediklerini yapabilirlerdi. İnsanlık bunun yalan olduğunu anladı anlamasına fakat bu mücadelede çok kan döküldü, büyük fedakarlıklar yapıldı.

Sonunda insanlık siyasetin hükümdar değil, hizmetkar olmasına karar verdi.

Gücü farklı alanlara böldü ki, tek bir güç yurttaşları bir daha ezemesin. Kimse kafasına eseni yapamasın. Hesap vermek zorunda olsun.

Bir kişinin adaletine avuç açılmasın diye, bağımsız adaletin önü açıldı,yüceltildi.

Tüm bunlar, biz sıradan insanların huzur içinde yaşayabilmesi, kimseye minnet etmek, boyun eğmek zorunda kalmaması içindi.

Bir daha kul olmak zorunda kalmayalım diye idi.

Peki insanlık, dünyanın her yerinde , tek derdi kendisi olan liderlere neden güç ve yetki vermeye çalışıyor?

Yarın hayat mücadelemize devam edeceğiz. Ekmeğimizin kavgasını vereceğiz. Tarladan ürün bekleyeceğiz. Dükkanımızı duayla açacağız. Çocuklarımızın okumasına kafa yoracağız. Sevdiğimiz insanla gönül birliği edeceğiz.

Bizler birbiriyle derdi olan insanlar değiliz.

Fakat siyasetin bizimle derdi var!

Savaşı, düşmanlığı, ayrımcılığı, sefalete ve cehalete mahkumiyeti, kadını hor görmeyi, birbirimize kötü gözle bakmayı bize kim dayatıyor bir düşünün.

Barış ve huzur için mücadele neden hep siyasete rağmen olmak zorunda?

Biz gerçekten bunlara katlanmak zorunda mıyız?


Ümit ÖNER’in insanlık gündemi hakkındaki yazılarına Medium sayfasından ulaşabilir, paylaşımlarını Twitter ve Linkedinde takip edebilirsiniz.