Fotoğraflardaki olgular neden her zaman hakikati yansıtmaz?

Hasan Kasapoğlu
Sep 6, 2018 · 3 min read

Çeviri : Irr Licht

“Fotoğrafçı Peter van Agtmael Steve McCurry’nin manipüle edilmiş fotoğraflarının arkasındaki çelişkilere işaret ediyor.”

1985’de National Geographic dergisinde yer alan Afghan Girl (Afgan Kızı) portresinin ardından ikonlaşan fotoğrafçı Steve McCurry, kendini fotoğrafların manipülasyonu üzerine dönen tartışmanın tam ortasında buldu. Magnum üyesi olan fotoğrafçı, fotoğraflarına photoshopla müdahale etmekle suçlanıyor. McCurry ise durumun stüdyoda yapılan yanlış bir işlemden ibaret olduğunu savunuyor.

McCurry’nin meslektaşı ve kendisi de Magnum üyesi olan Peter van Agtmael, bu olayın sektörde yarattığı infiale tepki gösteriyor ve görüşlerinin Magnum’u yansıtmadığını söylüyor: Magnum fotoğrafçılardan çok fikirlerin olduğu bir yerdir, ayrıca Steve’le ben Magnum fotoğrafçısı olduğumuz halde yalnızca bir kaç defa geçerken karşılaştık.

Eğer Facebook’tan aldığım bildirimler bir şey ifade ediyorsa, foto muhabirler topluluğu içinde Steve McCurry’e tepkili olan çok fazla kişi var. Manipülasyonu gördüğümde, ilk tepkim şaşkınlık oldu. Görüntüleri manipüle etmek istiyordu madem neden bu kadar kalitesiz bir iş çıkardı? Stüdyosunda birinin kimseye danışmadan hareket etmiş olduğu yönündeki açıklaması akla yatkın gibi duruyor. Aslında işin doğrusunu bilmiyorum ve umurumda da değil (bana göre içerik anlamlı bir şekilde değiştirilmemişti ve baskılar da “eksiksiz bir şekilde yakalanmış ana bağlı kalmayı gerektiren içeriğe uygun değildi) ama bu son yaşanan skandal paralel konulara değinmek için bir atlama tahtası görevini görebilir.

Eklemek istediğim çok önemli bir koşul var. Ağırlıklı olarak fotoğraf haberciliği sektöründe çalışan her fotoğrafçının dijital manipülasyon konusunda son derece açık davranması gerekir (Fred Ritchin’in “Four Corners” önerisi, her fotoğrafçının fotoğraflarının kendi etik kodlarını içermesi gerektiği yönündedir ve bu öneri sektör tarafından benimsense bir yararı olabilir).

Müdahalenin pek çok türünü umursamıyorum ama aldatmaca kabul edilemez. Fotoğraf oldukça sübjektif bir uğraş oysa McCurry eleştirilerinde ‘gerçek’ ve ‘tarafsızlık’ kelimeleri oldukça sık geçiyordu. Bu kelimelere gerçekten inanmıyorum. Aynı gerçeğe, ya da doğruya sahip olan iki insan dahi görmedim ve gerçek tarafsızlığın herhangi bir şeye açıkça uygulandığına rastlamadım. Bunlar güzel kelimeler ama iyi niyetten öteye geçmiyor ve gerçeğin ve tarihin farklı yorumlarını gölgeliyor. Gerçek olan bir şeyle doğru olan bir şeyi birbirine karıştırmamalıyız ve hangi olayların nasıl ele alındığına bakmalıyız.

Mülteci krizi hiç şüphesiz insanlık tarihinde en fazla belgelenen olayların başında geliyor. Ama eğer ana akım medyada ağırlıklı olarak kullanılan ve yarışmalarda ödül alan fotoğraflara bakarsanız, bu fotoğrafların çoğunlukla sefaleti ve korkuyu yansıttığını ve çoğunun Lesbos’a botlarla gelen sığınmacılar esas alınarak anlatıldığını görürsünüz. Bu fotoğraflar krizin ikna edici sembolleri mi? Kesinlikle. Peki kesin ve tutarlı mı, yani görsel anlatıyı hakimiyetine alıyor mu? Kesinlikle hayır. Araplar (ve pek çok diğer grup) tarafsızlaştırılarak uzun yıllardır medyada insanlıktan çıkarılıyor. Aynı semboller kullanılmaya devam ediliyor, şiddet, egzotizm ve mağduriyet vurgulanıyor. Bölgede on yıl çalıştıktan sonra bu kesinlikle benim gerçeğim olamaz ve bu duruşun tarafsız olduğu da söylenemez. Ama bu tür hiper-dramatik ve en nihayetinde tekrarlayıp duran kısıtlı ve içeriği olmayan bu imgeler yıllardır tekrarlanmaya devam ediyor.

Fotoğraflanan şeyin gerçek doğası ve ne şekilde fotoğraflandığı farklı vizyonlara sahip fotoğrafçıların etkisiyle, yarışmalardaki başarı kriterleriyle, gelenekler ve fotoğrafçının işvereninin beklentileriyle şekil değiştiriyor.

Tarz, objektif seçimi, açı, neyin çerçeveye alındığı ve neyin dışarıda bırakıldığı, kurgu, malzeme seçimi, tonlama, sekans, bunların hepsi manipülatif ve sübjektif.

Sonuç olaraksa tüm bu olgular bir araya getirilerek kutsalmışçasına ‘hakikati’ temsil ettiği bildiriliyor. En iyi haliyle gerçekler tutarlı ve kişiseldir. En kötü haliyleyse çarpıktır ve karmaşık durumlara aşırı dramatize ederek bakıldığı için marjinalleştirilmiştir ve toplumları tarafsızlaştırarak anlamsızlaştırmıştır. Geneldeyse, en iyi ile en kötü arasında bir yerlerdedir. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir anda gerçekleşen bir olayı yakalamak doğası gereği kısıtlı bir kavrayıştır.

Temsil tarihinden başlayarak, karmaşık ırk ve kimlik politikalarını, World Press ödülü kazananların demografik dağılımını (beyaz, batılı erkekler ya da bu tipler tarafından domine edilen organizasyonlarda çalışanlar) ele alınca, dünyanın oldukça hatalı bir sunumuyla başbaşa kalıyoruz.

Peter van Agtmael Magnum Photos tarafından temsil edilen bir fotoğrafçı.

fotograf-uzerine Fotojurnalizm SteveMcCurry manipulasyon magnum-photos


Originally published at www.ifcollective.org.

ifcollective

ifcollective fotografik düşünce ve üretim kafası

Hasan Kasapoğlu

Written by

Fotoğraf ve Seyahat İnsanı

ifcollective

ifcollective fotografik düşünce ve üretim kafası

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade