Toplumsal cinsiyet eşitliğinde ne durumdayız?

The Atlantic dergisinde yer alan görsel, erkekler ve kadınlar arasındaki özgüven farkına işaret ediyor: https://www.theatlantic.com/magazine/archive/2014/05/the-confidence-gap/359815/

World Economic Forum tarafından 2006’dan beri her yıl yayımlanan Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu (The Global Gender Gap Report) dünya genelindeki toplumsal cinsiyet ayrımlarını dört ana başlık altında değerlendiriyor: Ekonomik katılım ve fırsat, eğitime erişim, sağlık, siyasi güçlenme.

2017'de toplumsal cinsiyet uçurumunun alt kırımlara göre durumu: Toplamda sağlık ve eğitime erişimde bu uçurumu kapanıyor gibi görünse de, genel başlıkta uçurum hala %68.

2017 yılı raporu, 144 ülkeden toplumsal cinsiyet eşitliği verilerini bir araya getiriyor ve her ülkeye dört ana başlıkta 0 ile 1 arasında bir puan veriyor. Verilen puanların sıfıra yakınlığı, ilgili alanda ve ülkede toplumsal cinsiyetin ayrıştırıcı bir etmen olarak etkisinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Eğitime erişim alanında 1 tam puan, sağlık alanında 0.980 gibi puanlar alabilen birçok ülke bulunuyor. Ancak ülkelerin genel olarak ekonomik katılım ile siyasi güçlenme konularında gidecek epey yolu var gibi görünüyor. Bu gelişim hızı baz alındığında, teşhis edilen ayrımların ortadan kaldırılmasının tam 217 yıl süreceği öngörülüyor. Bölgelere göre ise Batı Avrupa’nın 47 yılda endeks puanını 1’e çıkarabilecek gelişmeler gösterdiği öne sürülüyor.

Türkiye, toplumsal cinsiyet uçurumunda 131. sırada.

Türkiye ise bu yolda ilerleme gösterebilen bir ülke olmaktan epeyce uzak. Küresel endekste 144 ülke arasında 131. sırada yer alıyor. Geçen yıla kadar Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde kategorize dilen Türkiye, bu yıl Orta Doğu ve Kuzey Afrika kategorisinde 17 ülke arasında İsrail, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Cezayir, Kuveyt ve Katar’dan sonra 8. sırada yer alıyor.

Raporda düşülen notlarda Türkiye’nin geçmiş yıllara göre milletvekili, üst seviye kamu görevlisi ve yönetici pozisyonlarıyla birlikte, teknik istihdamdaki toplumsal cinsiyet uçurumunu kapatmaya yönelik olumlu adımlar attığı, ilk, orta ve yüksek öğretim kayıt oranlarında da gelişim gösterdiği, ancak siyasi yetkilendirme ve sağlık alanlarında 2013’ten bu yana ilk kez gerilediği aktarılıyor. Bu verilerin oldukça niceliksel olduğunu, görev süreleri boyunca henüz ilk imza sahibi oldukları herhangi bir kanun teklifi, sözlü veya yazılı soru önergesi, genel görüşme önergesi, meclis araştırma veya gensoru önergesi vermemiş kadın milletvekilleri olduğunu toplumsal koşulları dikkate alarak düşünmek gerekiyor.

TÜİK’in her yıl yayımladığı İstatistiklerle Kadın başlıklı raporlar, okur-yazar olmayan nüfusun 2013–2016 yılları arasında yaklaşık %9 civarın kadın, %1.8 civarında da erkek olduğunu gösteriyor. Kadınların yüksekokul veya fakülteden mezun olma oranı ise 2014’te %10.7, 2015’te %11.7 ve 2016’da %13.1 olarak ölçülmüş. İstihdam ve işgücüne katılım oranları ise erkeklerin istihdam oranının yarısından az görünüyor.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden biri olan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adına adım atmak fırsat eşitliğini ve temsiliyeti güçlendiriyor. Ayrıca eşitsizliğin kaynaklarını da gözden geçirmek ve eşitsizliğe kendi içinde eş zamanlı olarak çözümlenmesi gereken kırılımları olan “çatı sorun” olarak yaklaşmak sürdürülebilir kazanımlar elde etmek için büyük önem taşıyor. imece de Destek Programı’nda odağa aldığı toplumsal cinsiyet eşitliği alanında destekleyeceği projelerle yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerin izini sürerek, “daha eşit” bir dünyaya katkıda bulunmayı hedefliyor.


World Economic Forum’un 2006–2016 arasında derlediği verileri bir araya getirip oldukça açıklayıcı bir şekilde görselleştiren, interaktif tasarım ajansı two-n’in çalışmasına da buradan ulaşabilirsiniz.