HDP‘nin Trans Aday Adayı Ebru Kırancı’yla Söyleşi

2015 Genel seçimleri için tüm partiler aday adaylarını belirledi. Toplumun her kesiminden , farklı din, mezhep ve grupların temsiliyetinin önemli olduğu çok kritik bir seçim süreci içersindeyiz. Bu gereksinimin aşikar olduğu dönemde HDP’den aday adayı olan İsyanbul LGBTİ Dayanışma Derneğinin kurucusu, 25 yllık LGBTİ ve insan hakları aktivisti , Dersimli Ebru Kırancı ile hem bu kararını hem de ileriye dönük planlarını konuştuk.

Eski HADEP’li

Dersim‘den sürgün edilerek Zonguldak’a yerleşmiş, ordan da Almanya ‘ya göçmüş bir ailenin 3 çocuğundan biri olan Ebru Kırancı’nın abisi de Dev-Genç geleneğinden gelen DHKP-C’liymiş. Kendisi çok genç yaşlarında Halkın Kurtuluşçuları örgütünde aktif siyasete başlamış. Daha sonra Marksist Leninist Silahlı Propoganda Birliğinde (MLSPB) silahlı eğitim almış. Daha sonra 83’de askere alınmış. MLSPB’ye yardım ve yataklıktan ötürü askeri siyasi mahkeme tarafından 15 gün cezaevinde tutulup sorgulandıktan sonra serbest bırakılmış. Ardından İHD bünyesinde Eren Keskin ‘le birlikte çalışmış. Sayın Öcalan‘ın uluslarası komploya maruz kaldığı dönemde ise HADEP’e üye olma kararı vermiş. Trans kimliği dolayısıyla çevresinden , HADEP’in üyelik başvurusunu kabul etmeyeceği yönünde uyarılar gelse de ,kendisi tam tersi şekilde son derece samimiyetle karşılanıp, kabul edildiğini söylüyor. Üstelik üyeliğinin ardından Aykan Safoğlu ve Eren Keskin ‘le birlikte ROJ TV’ye nefret cinayetlerini konu alan bir program yapmaya başlamışlar.

LGBTİ hareketi şu an nasıl algılanıyor

İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği ‘nin kurucusu ve halen başkanı olan Ebru Kırancı , çok zorlu ve ağır bedeller ödeyerek bugüne geldiklerini söylüyor. Evet bugün çok ihtişamlı Onur Yürüyüşleri yapabiliyoruz ve politik anlamda içini doldurabiliyoruz . Bu yürüyüşlerde valığımızı daha görünür kılarken ,aynı zamanda katil devlet sloganları atarak, kimle mücadele ettiğimizi de haykırıyoruz kitlesel şekilde. 20 sene once Ahmet Kaya , Şiwan Perver dinlemek de mümkün değildi, İstiklal caddesinin ortasında ben ibneyim, ben transım diye bağırmak hele hiç mümkün değildi. Çok büyük emekler vererek bugünlere geliyoruz. TC ‘nin sağı solu belli olmaz, çok temkinli olmalıyız. Muhalif olanı susturmak için türlü yönteme başvurabilecek son derece erkek bir sistem var karşımızda. Biz sadece LGBTİ hakları üzerinden siyaset yapmıyoruz aslında. Bu mücadele insan hakları temelinde , her türlü ayrımcılığa karşı, kadına, çocuğa ,doğaya sahip çıkan, hak ihlallerinin her türlüsüne karşı bir harekettir.. Karamsar değilim, ancak adımlarımızı çok dikkatli atmalıyız.

photo 1

Mecliste ilk işim nefret cinayetlerini gündem yapmak olur

Meclise girme imkanım olursa ilk işim nefret cinayetlerini sürekli gündemde tutmak ve durdurmak için yasal girişimlerde bulunmak olacak. Yeni kurulan partiler sürekli bize gelip LGBTİ ‘yi tüzüklerimize koymak istiyoruz dediklerinde onlara anayasanın 10. maddesini hatırlatıyoruz. Bu maddeye ‘cinsiyet farkı ‘yanında ‘cinsel yönelim’ ve ‘cinsiyet kimliği’ ibaresinin de eklenmesinin gerekliliğini anlatıyor, manifestomuzu veriyoruz. Hem kadın hem trans kadın cinayetlerinde, katillere müebbet hapis cezası verilmesi ve iyi hal indiriminin ortadan kalkması gerektiğini vurguluyoruz. Ev kiralamak ya da almak istediğimizde bize ev vermiyorlar, iş imkanları zaten hemen hemen hiç yok, bir şekilde iş bulan LGBTİ ‘lerin iş verenleri tarafından yaşadığı zulüm ve işten haksız yere atma ve tazminat hakkının gaspı olayları çok sık yaşanıyor. Yaşama ,barınma ve çalışma hakkımızı istiyoruz. Bunlar bizim olmazsa olmazlarımızdır. Daha once de belirttiğim gibi biz yalnızca LGBTİ politikası yapmıyoruz. Karadenizdeki doğa katliamına da duyarlıyız, Dersim katliamını da biliyoruz, Ermeni soykırımını da biliyoruz. Sayın Öcalan ‘ın komploya maruz kalması benim için bir kırılma noktasıydı. Kentsel dönüşümle bizleri yıllardır yerlerimizden sürüyorlar. Bu da zaten riskli olan yaşamlarımızı ,daha büyük tehlikelere maruz bırakıyor. Daha çok şiddete maruz kalıyor, daha çok öldürülüyoruz.

HDP çatısı altında hiç ayrımcılığa maruz kalmadım

Barış analarıyla Ankaraya bir yürüyüşe gittik örneğin. Ne burda beraber aynı otobüste yolculuk ettiğim analardan, ne de orda diğer illerden gelen barış analarının hiç biri cinsiyet kimliğimi sorgulamadı. Yavrum hoşgeldin dediler, bağrına bastılar. Hala o gün hediye edilen ‘kes u zor u ser ‘ eşarbımı saklarım evimde. Ama bunun yanısıra, abim sol görüşlü biri olmasına rağmen, bir transofobik olduğundan, benimle 30 yıldır görüşmüyor ne yazık ki. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum. Çünkü çoğumuz ailesi tarafından son derece tarvmatik durumlara maruz kalıyoruz, ailesi tarafından kabul görmeyen, ayrımcılığa uğrayan hatta nefret edilen çok insan var.

Ebru’nun öncülüğünde açılan trans misafirhaneleri

İstanbul LGBTİ çalışmalarından bahsetmesini istedim. Ölümle bu kadar yakın mesafede duran insanların, ev ve barınacak yer bulmasının imkansızlığı nedeniyle ilk olarak bu ihtiyacı gidermeye çalıştıklarını anlattı. Toplanan bağışlarla önce bir daire kiralayarak başlamışlar, sonra çeşitli dernek ve yardım kuruluşlarının desteğini alarak ikinci misafirhaneyi açmışlar. İlk açılana Kurtuluş ‘ta başına keserle vurularak öldürülen Gül ‘ün adı verilmiş, Çingene Gül misafirhanesi, diğerine geçenlerde Boğaz Köprüsünde intihar eden Eylül Cansın ‘ın adı verilmiş. Hala da dayanışmayla ödeniyor misafirhanelerin kiraları.

Bu noktada BM‘lerden de destek beklediklerini ve görüşmeler yaptıklarını da ekledi.

Yine LGBTİ kazanımları sayesinde sağlık hizmetlerin de Şişli belediyesinde saat 17–19 arası 5TL ücret karşılığında HIV testi yapılmasını sağladıklarını söyledi. Bu da ekonomik zorluklar içinde yaşayan translar için önemli bir hizmet.

Partilerin ‘ben topluma ne söylerim’ önyargısı ve kaygısı kalkmalı

Tüm partilere sesleniyorum. Tabanıma ne söylerim, LGBTİ ‘ lere görünürlük, temsiliyet verdiğimde ne kaybederim kaygısından kurtulsunlar. Bizler de bu toplumun bireyleriyiz ve hiç azımsanmayacak bir kitleyiz. Yapılan araştırmalara göre, dünya nüfusunun % 7’si LGBTİ ‘lerden oluşuyor. Bu bizim coğrafyamızda da aşağı yukarı bu civarda. Ve bizler ilk önce aileyle olmak üzere ,küçük yaşlardan beri sürekli mücadele etme gereksinimiyle büyümüş ve bu güçlü mücadele kültürüyle pişmiş insanlarız. Çoğumuz örgütlü veya örgütsel bağlantılarını koruyor. Dolayısıyla pek çoğumuz politik aktivist . Bu kitleyi siyasilerin karşısına değil, yanına alması omuz omuza mücadele etmesi gerekir. Ama ne yazık ki şimdiye kadar dışlandık, mücadelemizi dar alanlarda ,kısıtlı olanaklarla sürdürmeye çalışıyoruz. LGBTİ bireylerin son dönemde HDP ile destek ve temsiliyet şansı yakalaması umut verici. Ben şahsen bu mücadelenin en fazla şiddete uğrayan, en çok öldürülen ve katillerinin asla cezalandırılmadığı ‘T’ sini yani Transları temsil eden biri olarak mecliste olmayı bu nedenle çok önemsiyorum. Bakın, ülkemizde ezilen pek çok kesim var, ama bir Alevi’yi veya Kürd’ü ,Ermeni’yi dış görünüşünden ayırt edemezsiniz. Dışardan ilk bakışta anlaşılan ve o ilk bakışla mahkum edilip her türlü barbarlığa maruz kalan bizleriz. Aramızda sokağa bile çıkamayan arkadaşlarımız var. Çünkü toplum bizi öylesine itiyor ki, mecliste bir Transın varlığı çok büyük bir değişimin önünü açabilir. İnsanın fobisini yenmesi ancak ona yaklaşmakla mümkün olabilir, milletini temsil eden vekillerin arasında bir Trans vekil olması, önce mecliste bu fobinin yok olmaya başlayıp, peşinden tabana ulaşmasını sağlayacaktır. Bugün hala Bülent Arınç travestilerden alaycı biçimde bahsediyor. O meclise bir ‘dönme’ girmeli ve yüzlerine bizim gerçeğimizi tokat gibi patlatmalı. Ben bunu yapmaya adayım. Yıllardır hem Kürt hareketi, hem de LGBTİ hareketi içinde mücadele veriyorum. Bugün mücadelemizi mecliste devam etmemiz şimdiye dek yaşanmış tüm acıların, haksızlıkların, hukuksuzlukların sonunun başlangıcı olacak. Yıllardır sokakta devam eden, iğneyle kuyu kazarak bugüne getirdiğimiz mücadelemiz, artık mecliste devam etmelidir.

Ebru’nun söyleşimizi bitirirken son sözü ; kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz oldu. Nefrete ve zulme maruz kalınan günlerin geride kaldığı, aydınlık zamanları birlikte yaşamak dileği ile.