Anı


“şaire…
Hayat boyu, hayatın anlamını hep hissetmen dileğiyle…”

Diyor, el yazınla yazılmış bir not, en arka yaprağına, yoldaş ettiğin not defterime.
Asıl sana demek gerekirdi, odalarda edebiyat hocam, uzun salonlarda komutanım, sevgili diye.
Diller değişiyorsa yılların yatağında, insanlarla seviştikçe.
Hayatın anlamı, terden ıslak yatağımda, yine değişeceğini bilsem de:

Bembeyaz da bir kirdir aslında,
Başlı başına,
Tıpkı simsiyah ve kapkara gibi,
Ya da kıpkızıl, sapsarı ve masmavi.
Kanımı bi’ şeyler zehirliyor;
Alkol gibi, sigara gibi, kahve gibi,
Tıpkı onu sevmek gibi.
Bi’ kere bağlanıyor insan, kurtulamıyor bi’ daha,
Sıcak sıcak, yapış yapış aksın kanım kıpkızıl, kapkara ve masmavi.
Delikanlıydık ve gençtik, bari deliliğim kalsın benle baki.
Ne gözleri, ne saçları,
ne dudakları
farklıydı
Sokakta yürüyen diğer insanlar gibi tıpkı
En güzel yeri,
beni benden fazla seven kalbi
Ve kalbim av olmuş bir ceset, hiçbir parçasını bulamıyorum,
dolaşıyorum
iklim iklim
kaç mevsim
Sıcak sıcak, yapış yapış öpseydim dudaklarını baharda, yazda ve güzde,
Bu kışta beraber olurduk, ayrılmasaydık rüyadan gerçek gerçek diye.
Böylece anladım ve anlattım ki hocam, herkes kendi hikayesini yazar.
Benim sana, senin bana dokunmaz hiçbir faydan.
Sanki çok zaman geçmiş gibi değil mi?
Ben yazmayı bırakalı ve sizi ve seni unutalı.
Sence vefasız biri miyim? Yoksa özgür biri mi?
Sanki özlemiş gibiyim,
ağlamaklı gibiyim.
Hem ben yazmasam da kimse aşık olmayacak mı?

Email me when Karalama Defteri publishes stories