Uzanmak


Uzanmak,
parmak uçlarına uzanmak,
dokunmak,
sonra ellerini tutmak.

Ellerin;
hala ılık,
hala yumuşak
ve ellerini
göğsüme koymak;
beyaz bileklerini,
apaydın şimşek gibi
kalbime çakmak.

Kavruk kalbimi
serinletmek uğruna,
boynun hala ılık,
hala yumuşak.
Ellerimi göğsüne koymak;
kara bileklerimi,
Manyas Gölü’nden fırlayan
bir ağaç varsaymak.

Bu kadar uzun ayrılığımız sevgilim,
kavuştuğumuzda bay Gustav Klimt’in
en angın tablosunu çizmekse,
süratle.

Uzanmak,
seninkisi,
parmak uçlarında uzanmak.