“Ressam”

Türkçeye Osmanlıca üzerinden bir çok sözcük geçiren Arapça, bize bir çok miras kelime bırakmış. Günlük hayatımızda kullandığımız birçok kelimenin kökeni de aslında Arapçaya dayanıyor. Kelimeleri öğrendikçe hangi kelimenin Arapça kökenli olduğunu da daha iyi kestirmeye başlıyorsunuz.

Arapçada fiiller basit ve fonksiyonel bir sistemle oluşturuluyor. Her kök 3 harfe dayanıyor. Yazmak fiili k·t·b harflerinden oluşmakta. Bu 3 harf, vezin adı verilen birtakım fonksiyonlara girerek anlam kazanıyor. Doğal olarak, bu vezinlerin 3 harflik “boş yerleri” mevcut.

Mesela “mef’ul” bir vezin ve bu vezinde 3 parametre mevcut: f·’·l. (Kesme işareti de bir harfin yerini tutuyor). Mef’ul vezni, “eyleme maruz kalan” anlamını sağlayan bir fonksiyon. Bunun gibi bir çok vezin mevcut. Her biri farklı anlamlar yaratarak bize kelime sağlıyor. Fa’il vezni, “eylemi yapan” anlamı katan bir başka vezin. Ya da, matematiksel olarak bakarsak, fonksiyon diyelim.

Arapça vezin sistemi.

Yandaki örnekte k·t·b, z·l·m ve h·k·m köklerinin vezinlere oturtulmuş hallerini görebilirsiniz. Yani, günlük hayatta kullandığımız katip, zalim, hakim kelimeleri fa’il vezninde “ktb eylemini yapan, katip, “zlm eylemini yapan, zalim, “hkm eylemini yapan, hakim anlamlarını sağlıyor. Aynı şekilde, mektup, mazlum, mahkum kelimeleri de bu eylemlere maruz kalanları gösteriyor: “yazılan”, “zulüm gören” ve “hüküm gören” anlamları malumunuz. Vezin sistemini biraz daha iyi anlamak için geliştirmiş olduğum Veznedar’da biraz kelimelerle oynayabilirsiniz.


Temel girişi geçtiğimize göre gelelim başlık konumuza: Ressam kelimesine. Ressam, bu vezinlerden biri olan fa’’al vezninin r·s·m köküyle birleşimi. Yani bildiğimiz “resim” fiili. fa’’al vezni (fonksiyonu) ise fiile “en çok yapan, meslek edinen” anlamı katıyor.

“Ben kendi hesabıma ressam olmak isterdim.”” — H. E. Adıvar

Mesela, sürekli kullandığımız kasap kelimesinin doğrusu kassap. k·s·b fiili “kesmek” anlamını taşıyor. Hatta köyün büyüğü olan kasaba kelimesi de “kesilmiş bölge, kısım” anlamından gelen bir kelime.

fa’’al vezninin “meslek edinen” anlamını günlük hayatta o kadar çok kullanıyoruz ki, öğrenince şaşırmamak elde değil.

c·r·hcerrah
r·s·m
ressam
n·k·ş
nakkaş
h·t·t
hattat
c·l·t
cellat

Örnekler çoğaltılabilir: hammal, hallaç, bakkal

Bakkal, normalde b·k·l (bakliyat) satan kişi anlamı taşıyor. fa’’al vezni baklayı “meslek edinmiş” anlamı katıyor. Şu an pek anlamını karşılamıyor tabii. Keza market kavramı daha oturmuş durumda. Sık kullandığımız “market” ise Latince “merx (alışveriş yapmak, alıp satmak)” kelimesinden türeyen bir kelime imiş. Merx de “merci” kelimesinden türüyormuş, merchant, merchandise, vb. kelimeler de aynı şekilde. Fransızca “teşekkürler” anlamına gelen bu kelimenin birbirleriyle ilişkisinin detaylarına inmek ayrı bir konu olabilir, çok araştırmadım.

fa’’al veznine İslami literatürde de çok rastlıyoruz. Allah’ın isimleri de genellikle “en çok yapan” anlamı taşımasından dolayı bu vezinle donatılmış: Gaffar, Kahhar, Rezzak, Cabbar, Fettah, Kayyum

Siyasi gündemde çok sık kullanılan Kayyum kelimesi ise “kaim” kelimesinden geliyor. “Yerine geçmek, yerinde durmak, ayakta durmak” anlamı mevcut. “Kayyum” ise “en çok duran, yerine geçen, yerine geçmeyi meslek edinmiş” anlamına sahip. Kıyam ve kıyamet kelimeleri de yine bu kökten geliyor.

Makam kelimesi de k·v·m (kaim) kelimesinin mef’ul vezni. Yani “durulmaya maruz kalan yer” anlamında: Makaim. Birisinin orada durması gerektiğini izah ediyor.

“İnsan değil, gökyüzündeki makamını şaşırarak yere inmiş bir melektir.”” — H. R. Gürpınar

“Kaim makaim” ise “durulması gereken yerde duran kişi” anlamına geliyor anlayacağınız üzere. Biz bu kelimeyi “kaymakam” olarak kullanıyoruz.