Fatih Güner
Dec 13, 2016 · 4 min read

Bu ülkenin bir kitap kulübüne ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Özellikle de profesyonel gelişim konusunda beyaz yakalı çalışanları motive edecek bir kitap kulübü. Neden buna ihtiyacımız olduğunu birkaç maddede anlatacağım az sonra, ancak bu kulübü neden ben kuruyorum ve buradaki amaç ne, biraz ondan bahsetmek istiyorum.

Eskiden evlerin oturma odalarında ‘vitrin’ler olurdu. Sadece misafir geldiğinde kullanılan kristal çay bardakları, amcan geldiğinde vitrinden indirilen viski kadehleri, bir süs eşyası olarak çeşm-i bülbüller. Neler neler…

Bizim evimizde de vitrin vardı, ancak bu bahsettiğim nesneler bizim vitrin’de çok az sayıdaydı. Tam bir duvarı kaplayan vitrinin tamamı kitaplarla doluydu. Sadece vitrinde yoktu kitaplar, evin dört bir yanında kitap vardı. Biz 3 kardeşiz, küçük kardeşim her ne kadar evdeki kitap seferberliğine gecikmiş olsa da ablam ve ben büyürken kitaplarla beslendik.

Annem ve babam çok okurdu. Özellikle babam çok okurdu. Eski evimizdeki kitapları bir defa bağışladık ancak 2008’de vefat ettiğinde evinden 3000’e yakın kitap çıktı. Hepsini kütüphanelere bağışladık, eğer okumak istediğimiz bir kitap varsa, okumaya değerse, gidip satın alırız dedik. Bendeki kitap ve film sevgisi tamamen büyüdüğümüz ortamdan ileri geliyor. 1987 yılında evimizin altındaki dükkanda babamın açtığı bir video kaset dükkanımızın olduğunu söylemiş miydim?

Internetle tanışmam elbette hayatımda birçok kapı açtı. Başarılarımı ve bilinirliğimi internete borçluyum. Ancak internetin hayatıma getirdiği tek zarar, kitap okuma alışkanlığımı bana kaybettirmesidir. Eskiden her gece yatmadan önce en az 50–60 sayfa okuyan bir kişi olarak; yıllardır bir illüzyonun içinde olduğumu düşünüyorum: ‘Internetteki makaleleri okumak kitap okumakla eşdeğerdir’. Ancak bu, dediğim gibi, bu bir illüzyon.

Her gün sosyal medyada ve internete bağlı platformlarda sürekli olarak önümüze makaleler ve içerikler düşüyor. Bu yazıyı okuyan herkes, eminim her gün minimum yarım saat internette makale okuyordur, ister istemez. Ancak bu ‘internet okumaları’ birçoğumuzu kitap okumaktan alıkoyuyor bence. Internette yaptığımız okumalar, kitap okumanın yerini hiçbir şekilde tutmuyor.

Her gün okuduğumuz internet makaleleri ve içerikleri ile ilgili bir sözüm daha olacak. Bu içerikler ve makaleler bence hiçbirimize (trendler, konular ve gündem ile ilgili farklı ‘bakış açıları’ kazandırmak dışında) hiçbir şey katmıyor. Büyük bir laf ettiğimi düşünüyor olabilirsiniz, ancak biraz düşününce haklı olduğumu siz de göreceksiniz. Eğer amacımız bilgilenmenin yanında bakış açısı kazanmaksa, elbette internet okumaları yapmaya devam etmeliyiz, ancak onu da disiplinli bir şekilde yapmayı öneriyorum sadece. Bakın bu konuda Sunay Akın ne diyor:

Gündeme dayalı konuların neden boş olduğu ile ilgili Sunay Akın mükemmel şeyler söylüyor, izlemeli.

Günde 50 defa Twitter akışınızı kontrol edeceğimize, kendimize günün belli saatlerinde sosyal medyayı kontrol etme kural dizini getirebiliriz. Ne yani, siyasal analizlere çok mu ihtiyacımız var? Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı yendiğini biliyoruz da maçın üzerinden tekrar geçmeye ihtiyacımız mı var? Bunların hepsi gündem maddesi işte ve bence bize hiçbir şey katmıyorlar, sınırlamamız mümkün.

Kitap okumak ise bize çok şey katıyor, her şeyden önce bilgi katıyor.

Bu yüzden diyorum ki, hadi her hafta 1 kitap okuyalım ve birbirimizi motive edelim. En başlarda ben sizi motive etmeye çalışacağım, alışkanlığımızı yavaşça geri kazanmaya başladığımızda hep birlikte yılda 52 kitap okuyacağız.

Beyaz Yaka Kitap Kulübü’nü bu yüzden kuruyorum, birbirimizi motive ederek daha fazla kitap okuyalım. Bize birşeyler katan, ülkemizin geleceğine birşeyler katan bir komünite olalım diye.

Beyaz Yaka Kitap Kulübü ile her hafta 1 kitap okuyacağız.

Son olarak, bu yazıyı okuyan bazılarının aklına gelecek olan bir konudan bahsetmek istiyorum. Hayır, kitap kulübü ile ilgili hiçbir gelir beklentim yok ve hiçbir zaman olmayacak. Neden mi?

Politik olarak duyarlı biri olduğumu beni takip eden herkes biliyor zaten, belli sınırlar çerçevesinde kendi tarzımla kendi muhalefetimi yapıyorum. Ancak, Twitter’a yazdığım gündem ile ilgili değerlendirmelerin, sıradan değerlendirmelerden öteye gitmediğini bilerek yapıyorum bunu. Benim gündemle ilgili fikirlerimin de herkesin fikirleri kadar değeri var, yani neredeyse sıfıra yakın (Her gün onlarca gündem maddesine ve binlerce değerlendirmeye maruz kalıyoruz çünkü). Dolayısıyla, bu değerlendirmeler ne beni takip edene ne de bana hiçbir şey kazandırmıyor, bunu fark ediyorum.

Diyorum ki, pasif bir iletişim halinden çıkıp, aktif birer üretici haline gelelim. Bu da ancak kitap okuyarak ve başkalarını da kitap okumaya motive ederek olabilir.

Canım ülkemin eğitim sisteminden memnun değiliz. Lise altı eğitim gören insanları 4+4+4 ile kaybettiğimizi düşünüyorum. Lise ve üniversite çağındaki öğrenciler ise halen kazanılabilir. Ayrıca üniversiteden yeni mezun, geleceğe dair hayali olmayan gençleri de bir şekilde üretime kazandırabiliriz. Öyleyse hepimizin bu neslin elinden tutması gerekiyor.

Bu yüzden de pasif politik duyarlılık gösterirken harcadığım zamanı hem kendim için faydalı hem de toplum için faydalı bir nokta uğruna harcarsam, zaten kişisel zamanımdan kaybetmemiş oluyorum. Harcayacağım bu zaman için de herhangi bir gelire ihtiyacım yok. Eğer 1 kişiye bile faydalı olacaksa, bu kulübü yıllar boyu gelir beklentisi olmadan devam ettirebilirim ve ettireceğim.

Ayşe Arman’ı pek takip ettiğim söylenemez. Ancak kitabına ‘Kimse Okumazsa Ben Okurum’ ismini vermişti bir zaman önce. Benim blog yazarlığından başlayan ve yayıncılık ile devam eden ‘içerik üreticisi’ rolüm için hep bu sözü destur almışımdır; ‘Kimse okumazsa ben okurum’. Şimdiye kadar çok yararını gördüğümü de ekleyeyim.

Şimdi sizi de çağırıyorum, hadi, hep birlikte okuyalım.


Beyaz Yaka Kitap Kulübü’ne katılmak ile ilgili bilgiler konusunda bir rehber hazırladım, bakmanızı tavsiye ederim:

Kitap okumanın faydaları:

Bu yazıyı beğendiyseniz lütfen aşağıdaki küçük kalp ikonuna tıklayın!

Mutluluk arıyorum!
Size ne söyleyeceğimi söylemeden önce, ne söyleyeceğimi söylememe izin verin. Hayatımı konuşarak ve hikaye anlatarak kazanıyorum. Bana ulaşmak için:
fatih@basitfikirler.com.tr

Kitap Kulübü

Her hafta seçeceğimiz bir kitabı okuyacağız ve her gün o kitapla ilgili fikirlerimizi münazara edeceğiz. Kitaplar profesyonel gelişim ile ilgilidir.

Fatih Güner

Written by

Thinking is an admirable exercise. Digital Thinker // Public Speaker #herhafta1kitap https://fatihguner.com.tr

Kitap Kulübü

Her hafta seçeceğimiz bir kitabı okuyacağız ve her gün o kitapla ilgili fikirlerimizi münazara edeceğiz. Kitaplar profesyonel gelişim ile ilgilidir.

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade