Kastamonu

28 Mart 2017 — Aslı Bahar Gül

3 Mart Cuma günü ilk atölyemizi uygulamaya geçirmek için İstanbul’dan Kastamonu’ya yola çıktık. Saha ekibimizin gittiği diğer şehirler ise: Samsun, Muş ve Mardin. Kastamonu, bu diğer şehirlere nazaran İstanbul’a en yakınıymış diye düşünülmemeli çünkü bizim gidişimiz arabayla gerçekleşti. Hem de Kastamonu Cide’nin bir dağ köyüne! 12 Şubat’taki saha toplantısında tartışmıştık aslında alternatif gidiş yollarımız neler olabilir diye. Uçakla ya da otobüsle gitmeye kalksak günde sadece bir sefer var. Ekibimizdeki herkesin tam zamanlı yaptığı başka bir işi var, hatta birimiz daha lise öğrencisi. Gönüllü olarak gidiyoruz köy okullarına, dolayısıyla iş çıkışı saatinde yola çıkmamız lazım. Yine de tam iş çıkışına kalırsak da İstanbul’da Cuma trafiğine takılırız. Biz bir kaç saat öncesinde kaçalım işten en iyisi…

Hande’yle Avrupa yakasında buluştuk yola çıkarken. Sonra karşıya geçip Ali ile Mine’yi aldık. Çok şanslıymışız şoförümüzle de çok iyi anlaştık. 8–9 saatlık (üstelik yarısı da dağ yolu) yol zor geçermiş yoksa. Başka bir şansımız da saha ekibimizin içinde Mine’nin de olmasıymış. Mine KODA kurucu ekibinden. Biz KODA’yla tanışmadan seneler önce, o KODA’yı biz gönüllülere ve köy okullarının hem öğrenci hem öğretmenlerine uygun hale getiriyormuş. Bir anda çıktık köy okullarına dağıldık diye bakmayın, arkasında uzun uğraşlar var. İçerik ekibinden de bahsetmek istiyorum mesela. Saha kısmı hep en göz önünde olan kısım ama bizim okullara uygulayacağımız birbirinden şahane 12 tematik atölye, biz daha ilk saha hazırlık toplantımızı yapmadan önce içerik ekibimiz tarafından hazırlanmış. Kastamonu Cide’ye de bu atölyelerden ilkini yani Kuyruklu Yıldız atölyesini önceden belirlediğimiz 2 köy okulundaki çocuklara uygulamaya gittik. Atölyemizin konusu uzay. Kendi köyümüzden başlayıp, dünyayı aşıp uzaya varacağız. Bu arada uzaklık yakınlık, büyüklük küçüklükle ilgili felsefe tartışmaları yapacağız. En sonunda da gruplar halinde kendi gezegenimizi yaratacağız; yaratıcılık serbest. Bu arada da ben de aylardır haftasonları Çocuklar için Felsefe eğitimi alıyorum. Gideceğimiz ilk atölyenin temasının da felsefe olması bana hiç tesadüfmüş gibi gelmiyor. ☺

Sanırım gece 1–2 gibi Toygarlı Köyü’ne vardık. Geçtiğimiz virajlı toprak yolları anlatamam, dağ köyüne gittiyseniz bilirsiniz. Zaten gitmeden önce aldığımız havadise göre, öğretmenler diğer köylerdeki okulları ziyaret etmek pek istemiyor çünkü o yolu aştıkları zaman bir kaç gün kendilerine gelemiyorlar. Ama bizim önümüzde bir buçuk günümüz ve birbirine çok yakın olmayan iki köyde iki köy okulumuz var. Ertesi gün sabah ilk okulumuza gittik, hazırlıklarımıza başladık. Uzayla ilgili video izleyeceğiz, çocukların daha çok hoşuna gitsin diye projeksiyonla duvara yansıtacaktık ama elektrik kesikti. Olsun, hiç bir şey kaybetmedik. Cide’deki okullarımız bizim bölgelerimiz içinde en az nüfusa sahip okullar. İlk günkü atölyemizi uyguladığımız okulun nüfusu 10, hem de çocukların içlerinde yaşı henüz okul öncesi çağında olanlar da var. Karadeniz’de genç nüfus çok kalmazmış köylerde, dolayısıyla çocuk sayısı da az. Okullar mevcut sayısının azlığından kapanmasın diye, yaşı daha ilkokula tutmasa da yazdırılırmış çocuk okula. Ben şaşırmıştım. Bir de zaten 1. 2. 3. sınıf ayrımı yok az mevcutlu köy okullarında. Köy okulu öğretmenleri, bu birleştirilmiş sınıf uygulamasından dolayı da zorlanıyorlar. Eğitim hayatlarında buna uygun yeterli pedagojik eğitimi almadıkları için. Hak veriyorum onlara çünkü ben de şu an öğretmen olmak için pedagojik formasyon eğitimini tamamlamak üzereyim. Özel durumları kapsayan bir pedagojik eğitim bilgisi edinsem keşke bu formasyon sürecinde. Neyse tabii bu başka bir konu. Diğer bir açıdan da kendi ders verdiğim sınıfta, hatta okuduğum sınıfta bile “akran eğitimi”nden yararlanmak isterdim. KODA ile birlikte, bu şehirden farklı şart ve fırsatlara sahip köy okullarında hayata geçirebileceğimiz eğitim modellerini hep beraber öğreneceğiz.

KODA olarak çocuklara yönelik atölye uygulamasından sonra yaptığımız ve önemsediğimiz bir diğer uygulamamız “Öğretmen Buluşmaları”. İlk gidişimizde ilk atölye çalışmasından sonra köy öğretmenimizle birlikte Toygarlı Köyü’nün sahiline gittik. Çok güzel taşları olan Karadeniz plajı kıyısında balığımızı yedik. Birlikte çalıştığımız köy öğretmenimizin oğlu da öğretmenimizin sınıfında, atölyemize ve öğretmen buluşmamıza o da katıldı. Hatta şöyle minik tatlı bir anekdot paylaşayım. Sahilde yürürken cebinden 2 tane dondurma çubuğu çıkardı Mehmet (isim temsili). “Aa ne güzelmiş, biriktiriyor musun bunları? 2 tane daha olsun, bunları boyayıp, köşelerinden yapıştırıp çerçeve yapabiliriz. İçine de istediğin bir resmi koyarsın.” dedim. Hoşuna gitti sanırım fikir, biraz da şaşırdı. “Bu yüzden mi size KODA diyorlar?” dedi. Değişim her yerde her açıdan yaratılabilir, senin hoşuna giden değişim bu fikir olduysa bize bunun için KODA diyebilirsin. ☺

Öğretmen Buluşmalarımızda ortak sorunlara ortak çözümler bulmak istiyoruz. Hatta biz yeterli olmayız, o bölgede birbirine değebilecek ne kadar köy öğretmeni varsa bir araya gelmeli. Böyle içinde bir çok fikir barındıran kar topu gibi büyüyelim istiyoruz. Mesafeler araya ayrılıklar sokmuyor. Cide’de Muş’ta da köy öğretmenleri ortak sorunlara çözümler arıyor ve ortak fırsatlara sahipler. Eğer alternatif eğitim modellerini ortaya çıkarmalarında biz onlara bir mum ışığı yakabilirsek ne mutlu bize. Köy okulları, köy öğretmenleri ve eğitim gönüllüleri iyi ki varlar da Köy Okulları Değişim Ağı Derneği kurulmuş.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.