KODA Samsun

Gökçen GÖKSEL (Oyun Uzmanı, “Oyun Atlası” Kurucusu)
13–16 Nisan 2017 — Ayvacık- Kazancılı İlkokulu

Sen Hiç Ahtapota Şiir Yazdın mı?

Adı; Bulut. 4.sınıf öğrencisi, bu resimde gördüğünüz su altı yaşam videosunu izledikten hemen sonra bu başlığın sebebi oldu.

Ve yazı bittiğinde belki de hepimizin kahramanı olur.

Ama bence en baştan başlamalıyım; oldukça maceralı, bol oyunlu, gözlerden yaş gelircesine kahkahalı, krem karamel tadında bir yolculuktu. Çocukken bitmesini hiç istemediğiniz o yaz tatili var ya hani, hah aynı duygu!

Sabah 8.30 uçağı ile Samsun’a uçacağız, oldukça da erken alanda buluştuk. Çin Seddi’nin uzunluğu ile yarışmayı kafasına koymuş check-in sıramıza girdik ve nihayet sıra bize geldiğinde süprizzzz! O uçakta adımız yok, hatta o kalkış saatinde bir uçak bile yok. ‘Aslında biz de yokuz’ felsefesine adım atacakken, bizi henüz uyanamayanlar listesinde birinci sıraya alkışlarla yerleştirdiler. J Başka bir havayolunun sırasına girip gerçekten o firmayla yolculuk yapacağımıza çok inanmışız! Samsun ekibinin uçak macerası bununla sınırlı değil. Bir önceki anı kayıtlarımızda uçakta rahatsızlanan bir yolcu için yapılan: “Aranızda doktor var mı?” anonsuna, “Ben!” diye seslenip Canan Karatay’ın koridorda ilerlediğini bir hayal edin. Samsun’da o gün kır pidesi satışlarının düştüğünü düşünüyoruz. ;) Şaka bir yana, ilgisi ve desteği ile gönlümüzde ayrı bir yeri var Karatay Hocamızın.

Uçuş maceramız bununla bitmedi ve dönüşte yaşadığımız rötar sonucunda bir gün daha Samsun’da kaldık. Sis yüzünden yaklaşık beş saate yakın, alanda uçuşun iptal olup olmayacağını beklerken tüm yorgunluğumuza rağmen, nasıl hayatta kaldık?

Aksiyonu bol, sınırsız soru kapasitesi olan, beynimize format attıran bir oyunla tabi ki: Sayko! J Oyunda yaşadıklarımız başlı başına ayrı bir yazı konusu. Fikriniz olması açısından şöyle anlatayım; kontuarı dolduran bir uçak dolusu insan, sinirler rötar yüzünden oldukça gergin, bir tarafımız ciddi iş adamları ile çevrelenmiş diğer tarafımız görevlilere sitem eden yolcularla dolu. Tüm bu karmaşanın ortasında ayakta çember oluşturmuş birbirine soru soran her sorunun ardından da kahkahalarla gülen beş kişi düşünün, nasıl eğlendiğimizi tahmin edebilirsiniz. Otele gitmek için servis aracına bindiğimizde saat çoktan 01:00 olmuştu ve bize hala kahkahalar eşlik ediyordu.

THY Samsun pazarlama ekibinin gelişimizden dönüşümüze kadar bize olan ilgi ve desteği, çalıştığımız okulda bizi ziyaret etmeleri tüm ekibe öyle bir motivasyon sağladı ki, “uçağa binmeye gerek yok biz buraya kendimiz uçarak geliriz” dedirtti. Her şey için çok teşekkür ederiz, çok mutlu olduk sizi tanıdığımıza.

Peki bu yolculuk ne içindi? Biz kimiz ve ne yapıyoruz?

KODA (Köy Okulları Değişim Ağı) köylerde çalışan, motivasyonu yüksek öğretmenler ile onlara destek olmak isteyen gönüllülerin köy okullarında sürdürülebilir değişim yaratmak amacıyla bir araya geldikleri bir girişim. Çocukların duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimlerini destekleyici atölyeler düzenliyoruz. Her atölye sonrası farklı konularda öğrenme çemberleri oluşturarak öğretmenlerimizin ilgi ve ihtiyaç alanlarını tespit ediyor ve bu yönde içerik geliştirdiğimiz buluşmalar düzenliyoruz. Bu ayki atölyemiz Atlantis idi; ‘su altı yaşamı’ çocuklarla çeşitli etkinlikler eşliğinde keşfettik. Öğretmen Buluşmasındaki konumuz ise ‘oyun ve öğrenme’ idi.

Bu atölyede uyguladığımız ve sürdürülebilir bir proje olarak Oyun Atlası girişimi ile tasarladığımız “oyun havuzu” için ilk oyunumuz AÇEV’ in geliştirdiği Duygu Ormanı’ydı. Hedefimiz eğitsel kutu oyunlarından oluşan bir havuz yaratıp her okulda çocukların bu oyunlara ulaşabilir olmasını sağlamak. İlk desteğimizi AÇEV’den aldık ve gittiğimiz okullara bu oyunu bırakarak yola devam ediyoruz. Çocuklar çok mutlu, biz daha da mutluyuz.

Su altı yaşamının büyülü dünyasına geri dönecek olursak; minikler önce su altı yaşamı tanımak için video izlediler, canlıların nasıl hareket ettiğini gözlemleyip, bir sonraki atölyede kendi danslarını oluşturdular.

Öğrenme çemberine geçip en çok neyi sevdiklerini, etkilendikleri canlıları konuşmaya başlayınca başlığımızın kahramanı Bulut yanıma gelip;

Öğretmenim ahtapota şiir yazabilir miyim? diye sordu. -Tabi ki Bulut’cuğum, dedim. Ne güzel olur. Gitti kağıdını aldı önce bir ahtapot çizdi sonra özenle sayfanın diğer kenarına çizgi çekerek bir alan oluşturdu ve yazmaya başladı…

İstanbul’dan 750 km uzakta bir köy okulunda, izlediği videodan etkilenip videodaki canlıları hareketlendirelim dediğimizde, kendine ahtapotu seçen ve cebinde ona yazdığı şiiri taşıyan bir çocuk var…

Ve daha nice balıklar, deniz yıldızları, deniz atları…

Ben yanıma cebinde ahtapotunu taşıyan Bulut’un naifliğini ve küçük kara balıklar olduğu sürece denize ulaşmanın mümkün olduğu o en çok ihtiyacımız olan umudu aldım.

Bu minik yüreklere tutunun!

Hepsi kendi kahramanlık hikayesini yazıyor…

Bu ortamın oluşmasına destek olup alan açan tüm öğretmenlerimize yürekten teşekkür ediyoruz.

Tekrar görüşmek üzere Samsun…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.