Kriz Dönemi Kurumsal İnovasyon Rehberi

Kriz yönetim sürecinde her kurum farklı aksiyonlar alma yoluna giderken inovasyon faaliyetleri en kafa karıştırıcı alan olarak kalıyor. Bu dönemde inovasyon çalışmalarında frene mi basmalı?

Yasemin Eren
Nov 11, 2018 · 4 min read
Photo by Jason Leung on Unsplash

“Enflasyonla top yekün mücadele” tabelalarının her girdiğimiz mağaza ve dükkanda karşımıza çıktığı bu günlerde, top yekün kriz moduna girmiş durumdayız. Ülkedeki değişimlere hızla alışma yeteneği geliştirmiş vatandaşlar bir yana, büyük kurumsal yapılar da bu gibi dalgalanmalara hızlı adapte olma yetkinliği kazanmaya çalışıyor. Maliyetleri düşürme odağıyla başlayan kriz yönetim sürecinde her kurum farklı aksiyonlar alma yoluna giderken, inovasyon faaliyetleri en kafa karıştırıcı alan olarak kalıyor.

Bu dönemde inovasyon faaliyetlerinde frene mi basmalı? Ya da inovasyon direksiyonu nereye çevirmeli?

Ekonomik dalgalanmalardan her şirketin etkilendiği hatta bazı sektörlerin daha çok etkinlendiği bir gerçek. Bu durumda odaklanılan tek konu, maliyetleri azaltarak şirketin ana faaliyetlerini daha verimli hale getirmek olabilir. Bu durum, günlük kazanımlar sağlarken, kriz sonunda değişimin ve teknolojinin gerisinde kalmış bir şirkete dönüşmek anlamına da gelecektir. Bu nedenle şirketler inovasyon faaliyetlerini farklılaştırarak, yeni iş modelleri denemeye ve geliştirmeye devam etmeli. Bu dönemlerde şirket içinde ve dışındaki inovasyon faaliyetleri, maliyet artırmayacak şekilde değiştirebilir veya çeşitlendirebilir.

Kurumiçi İnovasyona Devam

Hali hazırda kurumiçi girişimcilik faaliyetleri yürüten ve çalışanlarının yeni iş modelleri geliştirmesini destekleyen kurumlar için kriz döneminde bu programlardan vazgeçmenin doğru olmayacağı düşüncesindeyim. Özellikle bu dönemde günlük iş yoğunluğu daha da azalan şirketlerde, çalışanların yeni iş fikirleri üzerine düşünmesi ve çalışması için daha çok zamanı oluyor. Bu dönemde düşük bütçelerle test edilen yeni iş modelleri sayesinde edinilen öğrenimler, kriz dönemi sonrasında şirketi rekabette bir adım öne taşıma potansiyeli barındırıyor.

Bunun yanı sıra daha girişimci bir kurum olma, kurum kültürünün değişimine katkı sağlama hedefi ile yürütülen bu programlar, yeni çözüm geliştirmenin yanı sıra çalışanlar için de ayrı bir motivasyon kaynağı olma özelliği taşıyor. Birlikte çalıştığımız ve bu programları düzenli şekilde yapan bazı şirketlerde programa 2. veya 3. kez katılan ve her seferinde emek ve zaman harcayan çalışanlar çoğunlukta. Bu kişiler bu programları günlük iş stresinden kurtulma ve kişisel gelişim aracı olarak görüyor. Bununla beraber geliştirdiği iş fikri sayesinde üst yönetime kendini gösterme şansı elde ediyorlar. Bu nedenle zor dönemlerde maliyet kaygısı ile bu programların durdurulması yalnızca kriz algısını kurum geneline negatif şekilde yaymakla kalmayacak, şirkete uzun vadede değer katacak fırsatların kaçırılmasına sebep olacaktır.

Bütçe Dostu Startup İşbirlikleri

Peki ya kurum içinde geliştirilen iş fikrini test etmek yüksek bir harcama gerektiriyorsa? Bu durumda benzer veya aynı alanda çalışan bir startup ile yapılacak işbirliği bu test sürecini hızlandıracak hem de şirketin doğrudan yapılancak bir harcamanın önüne geçecek bir alternatif olabilir.

Bununla birlikte kurumiçi girişimcilik programlarının krizden sonraki dönemde yaratacağı fark gibi, startuplarla bu dönemde yapılacak işbirliği denemeleri ve ortak projelerde edinilen öğrenimler şirketin kriz sonrası dönemde bir adım önde olmasını sağlayacaktır.

Startupların da büyük şirketler gibi krizden etkilendiğini düşünüldüğünde, iki tarafa da değer yaratan işbirlikleri startupların da bu dönemden daha az etkilenmesini sağlayacak, ekosistemin gelişimini desteklemiş olacaktır.

Staruplarla işbirliği demişken; startuplarla yapılacak işbirliğinde unutulmaması gereken en önemli nokta “hızlı aksiyon”. Finansman anlamında kurumsal şirketlerden daha belirsiz bir dünyaya sahip olan startupların bir işbirliği sözleşmesinin imzalanması için 2–3 ay bekleme lüksü, bu süreye finansal olarak katlanma imkanı her zaman olmuyor. Bu nedenle girişimci kurum olma amacı olan şirketlerin işbirliği ve aksiyon alma sürecinde startuplar gibi çevik olmaları gerektiğini hatırlatmış olayım.

Yatırımcı Kurumlar için Alternatifler

2018 Kurumsal Girişim Sermayesi (CVC) yılı olabilir mi? başlıklı yazımda, bu yıl birçok kurumsal şirketin kurumsal girişim sermayesi kurma hedefi olduğundan bahsetmiştim. Son dönemdeki ekonomik değişimler sonrasında CVC kurma yapılacaklar arasında en alt sıralara düşmüş, hatta rafa kaldırılmış olabilir. Bunun en önemli nedeni de startuplarla işbirliğini ve uzun vadede maddi getiri elde etmeyi hedefleyen şirketler için uygun bir seçenek olan CVC yapısının, diğer işbirliği yöntemlerine göre en maliyetlisi olması. Fon için gereken sermayenin yanı sıra insan kaynağı ve iş gücü hesaba katıldığında CVC yapısı kurma uzun vadeli bir efor ve öğrenim gerektirecektir. Bu dönemde startuplara yatırım yapmaktan hemen vazgeçmek yerine, ayrı bir yapı kurma maliyetine katlanmadan doğrudan yatırım yapma, girişim sermayesinde LP (Limited Partner) olma veya bir yatırım ağlarına üye olma yoluna gidebilir.

Yasal sebeplerden dolayı doğrudan yatırım yapma opsiyonu her şirket için mümkün olmasa da diğer iki opsiyon her kurum için mümkün görünüyor. CVC kurmak isteyen bir şirketin, bir girişim sermayesi şirketine (VC) LP olması ise finansal getirinin yanı sıra bu sürece bir ön hazırlık niteliği taşıyacak, hem de tecrübeli bir VC ile fon süresi sonunda maddi kazanç sağlanabilir. Yatırımcı olana kadar deneyim kazanmak isteyen şirketler bu dönemdeki bir diğer alternatif olarak melek yatırım ağlarına üye olmayı düşünebilir. Türkiye’de Keiretsu Forum gibi, kurumsal şirketlerin üye olarak yatırımlara dahil olabildiği melek yatırım ağları sayesinde girişimcilik dünyası ve yatırım stratejisini daha iyi anlama şansı bulan kurumların burada edineceği deneyimlerin değerli olacağı inancındayım. Kriz sonrası dönemde CVC kurma hedefi devam etmesi halinde bu süreçte kazanılan yetkinlikler doğrudan CVC yapısı içinde kullanılabilir, adaptasyon ve öğrenme sürecini kısaltılabilir.

Ortak Platformlara Katılım

Yalnızca kriz döneminde değil, her dönemde şirketlerin oluşturulan ortak platformlara dahil olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Fintechİstanbul gibi sektör bazlı veya Girişimci Kurumlar Platformu gibi konu bazlı platformlar şirketlerin bu alanlarda edindikleri deneyimleri, yaşadıkları zorlukları paylaşmasına imkan vermekle kalmıyor geliştirilen içerikler sayesinde şirketlerin bu alandaki trendleri ve değişimleri takip etmesine imkan tanıyor. Bu dönemde herhangi bir inovasyon faaliyeti yapmayan şirketler yalnızca bu platformalar dahil olarak bile yeni gelişmelerden faydalanma, iş ağını genişletme ve potansiyel işbirliklerine zemin hazırlama imkanına sahip olabilir.


Ekonomik dalgalanmalar ülkemizde maalesef her zaman yaşanıyor. Kritik olan bu dönemi yalnızca atlatmaya değil nasıl atlatılacağına odaklanmak. Şirketler de bu süreci hızla tamamlamak yerine bu dönem boyunca eksileri artıya çevirmeye ve yeni fırsatlar yaratmaya çalışmalı. Ancak kriz döneminde inovasyon faaliyetlerine ara vermek yerine, bu süreci öğrenerek ve deneyimleyerek geçiren kurumlar sonraki dönemde rekabette bir adım önde olacak gibi görünüyor.

make innovation work

Most companies see innovation as part of their DNA, but in reality, virtually all large organizations are naturally hindering innovation. Time to make innovation work…

Yasemin Eren

Written by

make innovation work

Most companies see innovation as part of their DNA, but in reality, virtually all large organizations are naturally hindering innovation. Time to make innovation work…