‘Tutarlı Ürünlerin En Küçüğü’ ile girişimleri hızlandırmak

Yeni girişim kurucuları veya kurum içindeki iç girişimcilerle yeni fikirleri hayata geçirmeyi hızlandırmanın yolunun girişimciyi yola çıkmaya hazırlamaktan ve yola çıkmaya hazır olduğunu ona MVP’ler tasarlayarak ikna etmekten geçtiğini düşünüyorum.
Girişimin hızı, girişimcinin kurum içinde veya dışında olmasından veya önüne konulan girişimcilik yaklaşımından bağımsız olarak doğrudan girişimcinin içselleştirdiği girişim kurma yaklaşımı ile doğrudan orantılıdır. Girişimci yeni girişim ‘startup’ kurma sürecinde her ne kadar olaya ‘yalın yaklaşalım abi’ dese de iş başlamaya geldiğinde hemen yola koyulmak yerine yolculuğu planlamaya kaymaya meyillidir. Herşeyi planlayın, hata yapmayın mesajları ile yetiştiği üniversite ve kurum kültürü nedeniyle çoğu girişimci -özellikle mühendislik tarafı ağır basanlar- fikirlerini analiz felcine uğratırlar. Bu da tek bir müşteri görüşmesi dahi yapmadan fikrini kendi kendine öldürmesine veya doğrudan ürün geliştirmeye başlamasına neden olmaktadır.
2017’nin En Yenilikçi Girişimlerinden Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya’nın girişimcilik sohbetlerinde sürekli vurguladığı gibi girişimler oturup düşünmekle olmaz, çalışırken düşünmeliyiz. Yürümeye başlamanın önemini vurgulamak için tekrarladığı Mevlana’nın ‘Sen yürümeye başlayınca yol kendiliğinden görünür’ sözü de aslında girişimin bir sonuç değil, bir yolculuk olduğunu ve hemen yola koyulmamız gerektiğini anlatır bize.
Lafta kolay olan ilk adımı atıp sokağa çıkmak girişimcilere, özellikle de teknik kapasitesi yüksek içe dönük girişimcilere, anlamsız gelmektedir. Ellerinde altına henüz imza atamadıkları bir ürünle müşterilerine gidiyor olmak onlar için oldukça saçmadır. Onları sokağa çıkarabilmenin marifeti, onları müşterilerine gittiklerinde masaya koyabilecekleri bir ürünle donatmaktır. Masada benim ürünüm diyebilecekleri bir ürün olmadığı zaman girişimciler müşterilere eposta atmaktan, telefonla aramaktan bile kaçınırlar.
Peki yolun henüz başındaki girişimlere nasıl bir ürünle donatabiliriz ve sokağa çıkmalarını sağlarız. Bu noktada İngilizcedeki kısaltması ile aynı şekilde ‘MVP’ ler bize destek oluyor. Türkçe çevirisinde hala tam anlamıyla uzlaşılamayan MVP’nin en doğru tanımının ‘Tutarlı Ürünlerin En Küçüğü’ olduğuna inanıyorum.
MVP girişimin aşamasına göre şekil değiştirir. Henüz fikir aşamasındayken MVP kurucunun vizyonudur. İlk müşterisi olarak kurucu ortağına, şirkete dahil olacak çalışanlara satacağı ilk şey kurucunun vizyonudur. Bu aşamada MVP’nin tutarlığı vizyonun büyüklüğündedir. Uzgörüşün büyüklüğü rahmetli Ziya Boyacıgiller’in dediği gibi daha önce kimsenin gitmediği yollardan gitmektir.
Takımı kurduktan sonra MVP’nin tutarlığı müşteriyi konuşturabilme becerisindedir. Müşterinin asıl yapmak istediği işi ve istediği şekilde elde edemesinin nedenlerini anlatmaya yetmesi bu aşamadaki ürünü tutarlı yapar. Ajanstan çıkmış gibi duran bir karşılama sayfasıdır, fuarda dağıtılacak kalitedeki broşürdür, market rafında duran ve içinde extra protein olduğunu iddia eden ama su dolu tetrapak kutudur MVP.
İhtiyacı doğru tanımladıktan sonra yapılan MVP’nin tutarlığı işin tutacağına dair emareleri verebilmesinde, müşteriler tarafında sevilerek kullanılmasında ve teknik olarak en kısa sürede yapılabilmesindedir. Google Glass’ın ilk versiyonudur, iPhone 2.0 dır, SpaceX’in Grasshopper testleridir, inşaat şirketinin satış ofisindeki modeldir MVP.
Yolculuklarında girişimcilere bişeyleri başardım motivasyonudur MVP. Kıt kaynaklarla hayatına devam, ‘saçma’ bir fikir peşinde perişan olan takıma ilerliyoruz işaretidir MVP.

