Itch.io’nun Yükselişi
Bu blogu tutmaya başladığımda (diye başlayan belki de onuncu yazı) “Indie” kelimesinin anlamı, her alanda farklıydı. O zamanlar ekonomik kaygılardan ve ticari köpek balıklarından uzak, yokluk ve yaratıcılığın alaşımından doğan eserlere “Indie” deniyordu. Bugün müzikte “Indie”, neredeyse tamamına büyük prodüksiyon şirketlerinin hakim olduğu ana-akım bir müzik stili. Oyun endüstrisinde ise bu kelime “AAA olmayan her oyun” anlamında kullanılıyor. Kelimenin 10 sene içinde geçirdiği evrim içime sinmese de, dilin yaşayan ve karşılıklı anlaşmak için kullanılan bir araç olmasından dolayı sesimi çıkarmıyorum.
Marvindie’nin doğduğu 2006 senesinde, Indie oyunları bulmak hem kolay hem de zordu. Kolaydı, çünkü zaten hepi topu bir avuç oyun vardı. Birileri evinde güzel bir şeyler ürettiğinde büyük ihtimalle TIGSource forumlarında tanıtıyordu. Örneğin, bugün neredeyse 200 milyon oyuncuya ulaşan Minecraft’ı TIGSource’ta görüp satın alan ilk on bin kişiden biriyim — o zamanlar, bir Indie oyunun 1000 adet satması bile inanılmaz büyük bir olaydı.
Bu oyunları bulmanın zor olmasının sebebi ise, o zamanlar bir çok ev-geliştiricisinin interneti iyi kullanamamasıydı. Bu geliştiriciler, oyunlarını sadece çok niş ortamlarda, çok sınırlı bir kitleye duyurabiliyorlardı. Yine örneğin, bu blogda 2008 yılında haberini girdiğim Limbo, o sırada sadece sanatçı Art Jensen’in basit bir prototipiydi ve henüz PlayDead tarafından üstlenilmemişti. İki sene sonra yayınlandığında Limbo, Indie oyun geliştiriciliğin mihenk taşlarından biri oldu.

Devir artık değişti, ama benim ilgimi çeken bu “Merdiven altı oyunlar”ı bulmak hâlâ çok kolay ve çok zor. Zorluğun sebebi, artık oyun geliştirme serüvenine giriş çıtasının çok çok düşmüş olmasından kaynaklanıyor. Şu anda, bu yazıyı okumak yerine bir oyun motoru indirip, bundan 10 sene önce aylar sürecek bir projeyi birkaç saatte kolaylıkla yapabilirsiniz. Vaziyetin böyle değişmesi, bence “iyi” oyunların kalitesinin daha da artmasını sağladı —tabii eğer her gün yayınlanan binlerce çer çöp oyunun arasından kaliteli olanları bulabilirseniz.
Kolaylığının sebebi ise, itch.io’nun varlığı.

itch.io, benim de bir kaç senedir kullandığım bir oyun dağıtım platformu. Kendi küçük oyun prototiplerimi insanlara sunmak ve kendim gibi küçük “act”leri keşfetmek, takip ve takdir etmek için kullanıyorum. Tabii ki kullanıcı kitlesi Steam yada GOG gibi devlerin yanında devede kulak kalıyor. Ancak geliştiriciler ve oyuncuları arasındaki mesafeyi kısaltması ve komünitesinde yaratıcılığa olan yüksek talep benim çok hoşuma gidiyor.
Platformun kullanıcı sayısı düşük olduğu için, şimdilik bir “pazar yeri” değil. Burada yayınlanan oyunların satış getirisi, ancak oyunu Steam’e transfer etmeye yetecek kadar oluyor. Bir pazar yeri olmadığı için de, en azından sadece para kazanmak dürtüsüyle yapılan çer çöp oyunlar itch.io’ya pek uğramıyor. Siteyi kullanan komünitenin bir kısmı, TIGSource ve Reddit’ten gelen, oyunların daha çok “geliştirme” kısmına ilgi duyan tayfa. Bir kısmı ise, her zaman olduğu gibi günümüzde de “Merdivenaltı” yaratıcılığına ilgi duyan, yeni ve taze şeyleri ilk keşfetmeye çalışan bireyler.

itch.io’nun geliştiricisi moonscript’in kendisi de bu yollardan geçtiği için, bir geliştiricinin ihtiyaç duyabileceği bütün özellikleri zarif bir biçimde sisteme ekliyor. Platforma zaman içinde eklenen Jam düzenleyebilme özelliği, Early Access’e tepki olarak çıkardıkları Refinery sistemi, Devlog ve Komünite araçları ve özellikle oyunları indirip denemeyi müthiş kolaylaştıran masaüstü istemcisi, benim gibi hem yaratmayı hem de keşfetmeyi seven insanlar için biçilmiş kaftan.
Bir kaç sene önce, büyük dağıtımcıların da “Indie” tanımını sahiplenmesiyle birlikte bir “Indiepocalypse” tartışması dönmüştü. Gerçekten de o sıralar dağıtımcısız ayakta kalamayacak kadar büyümüş (ve batmış) Indie şirketler, kazanç odaklılık sonucu artan riskten kaçınma, bunun etkisiyle azalan yaratıcılık ve yenilik, oyuncuların sönen (gibi görünen) ilgisi, ve Minecraft’tan sonra çok yükselen gelir beklentileri sonucu ekosistem kendini besleyemez hale gelmişti. Ama aradan geçen zamanda anladık ki, oyuncular hâlâ yeniliğe ve ilginçliğe aç. Son dönemde sayısız orijinal fikrin başarılı olduğunu gördük. Tok oldukları şey, sürekli tekrarlanan, kopyalanan, suyu çıkarılan oyun mekanikleri.
Itch.io’nun sağladığı görünürlük fırsatı ve geri bildirim ekosistemi; yeni oyun mekanikleri, prototipler denemek isteyen merdiven altı geliştiriciler için can nefesi gibi bir şey oldu. Evlerinde tek başına ya da aşırı ufak ekipleriyle, paradan önce takdir ve beğenilmek isteyen bu insanlar, itch.io’da çok daha az çöp arasında kolayca parlayabiliyor. Hatta şöyle demek lazım: O kadar çok oyun parlıyor ki, itch.io’yu her açtığımda sanki içi mücevher dolu bir hazine sandığı açmış gibi hissediyorum.
Eğer yeni Indie oyunlar keşfetmek sizin de hoşunuza gidiyorsa, itch.io açılış sayfanız olsun. Önümüzdeki günlerde, itch.io’da keşfettiğim oyunlarla görüşmek üzere.


