“Adalete inanç azaldıkça ağır cezaya inanç artıyor”

İnsan Hakları Haftası kapsamındaki “Devlet Eliyle İnfaz: İdam Cezası ve Ağırlaştırılmış Müebbet” paneline Prof. Dr. Nilgün Toker, Prof. Dr. Melek Göregenli ve avukat Emran Emekçi katıldı

11.12.2016

Barış İçin Akademisyenler, İzmir Özgürlükçü Hukukçular Platformu ve İzmir Çağdaş Hukukçular Derneği “Devlet Eliyle İnfaz” isimli bir panel gerçekleştirdi. Tepekule Kongre ve Sergi Sarayında 10 Aralık’ta yapılan panelde, idam cezası ve ağırlaştırılmış müebbet konuşuldu.

Türkiye’de fiilen en son 1984'te uygulanan ve 2004'te anayasadan tamamen çıkarılan idam cezası, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yeniden tartışılmaya başlandı.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra İstanbul Atatürk Havalimanına gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buradaki konuşması “İdam isteriz!” sloganıyla bölünüyordu.

Panelin konuşmacılarından Ege Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Nilgün Toker, Türkiye’de idam cezası tartışmalarında başvurulabilecek bir literatür olmadığını söyledi. “Türkiye’de yakın zamanda özellikle tecavüz olaylarından sonra idam cezası büyük bir talep gördü; bir acımasızlığa karşı toplumun reaksiyonu da acımasızlıktı ancak siyasetçiler bunu neden satın aldı? Türkiye’de süren savaşın içinde toplumsal olarak şiddet yaygınlaştırılmak mı istendi?” diyen Toker, idam cezasının suçtan caydırmayı değil intikam ve acımasızlığı yaygınlaştırmayı amaçladığını da ekledi.

“İdamın popülerleşmesi Türkiye için düşündürücü”

Panelin gerçekleştiği salon, aralarında akademisyenlerin öğrencileri ve değişik meslek örgütlerinden avukatların da olduğu katılımcılarla doluydu.

Toker şöyle konuştu: “Birinin ölümüne karar verme yetkisinin ardında kim var? Bu, tanrısal gücü kendinde taşıyan devlet idesidir. Bu noktada özür, bağışlama, yüzleşmeye de yer yok”. Ayrıca, idam cezalarının yeni bir rejimin kurulduğu dönemlerde çok popülerleştiğini, bunun Türkiye için de düşündürücü olduğunu belirtti.

Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Melek Göregenli, “İdam cezası doğuştan kötü insanı yok etmeyi amaçlıyorsa, iyilik ve kötülük eğer ontolojik şeyler ise, siyasi irademiz de yoktur” dedi. “Toplumumuz şiddet ve ceza konusunda kapasitesi, kabul eşiği yüksek bir toplum. Batı’da, örneğin linç, artık sosyal psikoloji literatüründe bile yoktur” diye ekledi.

“Bir kez değil her gün öldürmek”

Akademisyenlerin ardından, Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yapmış Emran Emekçi konuşmasını gerçekleştirdi. “Beyaz işkence yani dört duvar arasındaki ağırlaştırılmış müebbet, irade kırma ve biat ettirmeye yöneliktir” diyen Emekçi, Türkiye’deki siyasetçilerin Öcalan’ın yargılandığı dönemde “onu bir kez değil her gün öldürmekten” söz ettiğini de alıntıladı. “Birleşmiş Milletler’in 90'lı yıllardaki hücre cezası kaldırılmalı kararına karşı Türkiye’de halen ağırlaştırılmış müebbet sürüyor” dedi.

Panelin moderatörü Avukat Canan Uçar konuşmaların ardından dinleyici sorularına yer verdi. Bu bölümde konuşmacılardan Melek Göregenli, “adalete inanç azaldıkça ağır cezaya inancın arttığını” belirtti.