Şanslı Kaybediş
Rafael Nadal’ın karşısında bir Roland Garros finali kaybetmiş olmak gezegendeki herhangi bir tenisçi için gayet sıradanlaşan bir durum. Nedeni ise Nadal, çıktığı 11 Roland Garros finalini de kazanarak bir Grand Slam’i en çok kazanan oyuncular arasında Margaret Court’u (11 kez Avustralya Açık) yakaladı. Tarihin gördüğü en büyük sportif dominasyonlarından biri hakkında söylenecek çok şey var aslında fakat US Open çeyrek finalinde tekrar eşleştiler. Bu sebeple Thiem için içimde bir ukte kaldı diyebilirim.

24 yaşındaki Avusturyalı tenisçi son RG Grand Slam finalini kariyerinde ilk kez oynadı. Maçın sonucu elbette bizleri şaşırtmamıştı. Nadal sadece siklet farkını gösterdi. Maçtan önce çoğu Nadal fanı Grand Slam’i kazanamayacağını düşünürken Nadal rekor üstüne rekor kırdı. Aslında çoğu tenis sever Thiem’in bu karşılaşmada şansını çokta azımsanmayacak şekilde görüyordu. Peki neden tarihin en büyük toprak oyuncusu karşısında ilk kez büyük sahnede final oynayan bir oyuncu için neden bu kadar üzerine düşünüldü.
Belki de en önemli sebebi Dominic Thiem’in çok formda olmasıydı. Harika bir toprak sezonu geçiren Avusturyalı bu yıl Roland Garros dahil olmak üzere 4 toprak kort turnuvasında final oynadı. Lyon ve Madrid Masters gibi zorlu turnuvalar da şampiyon olmayı başardı. Üstelik Madrid’de şampiyon olurken çeyrek finalde Nadal’ı 2 sette geçmeyi başarmıştı.
Bunun yanında Thiem’in oyun stili, inanılmaz atletizmi ve çabuk ayakları bize bu sürprizi hayal ettiren şeylerden bazılarıydı. Forehand ve backhand’iyle baseline’a derin oyunu ve sürekli oyun içinde aktif olma isteği onun sürpriz yapmasına ihtimal yaratan unsurlardandı. Üstelik boyunun uzun olması tenisçiler olarak dezavantaj olarak görülse de bu onu rally’de daha yıpratıcı kılıyor.
Neticede yazının en başında da belirttiğim gibi Rafael Nadal’a karşı bir Roland Garros finali kaybetmek sürpriz bir durum değil. Burada Nadal’a karşı bir şampiyonluk kazanmayı hayal ettirmek ise özel karakterlerin başarabileceği bir şey.
Oyun tarzı başta olmak üzere Dominic Thiem, genç süperyıldız adayları arasında oyununun olgunlaşmasını en çok merak ettiğim isim. Oyunu olgunlaşırken bunu atletizmiyle nasıl birleştireceğini, oyuna olan taktiksel yaklaşımının değişimi ve gelişimini merakla bekliyorum.
Kendisi için “Nadal sonrası dönemde toprağın bir numaralı ismi olabilir.” yorumuna kesinlikle katılıyorum. Buna katılmakla birlikte ben oyun stilinin diğer zeminlere de uygun olduğunu ve Thiem’in bu oyun evrimini tamamlayabileceğini düşünüyorum. Bu gelişimi sağladığı takdirde kendisini kariyer Grand Slam’i yapmaya en yakın yeni jenerasyon oyuncu olarak görüyorum. Ayrıca kendisine Socrates’te yapılan bir röportajında saygılı ve rekabetçi olduğu ön plana çıkmış.
*Toprak kortta Nadal’ı ve çim zeminde Federer’i yendiğiniz bir yıldan bu şekilde bahsetmek yanlış olmasa gerek. Peki tarihin en iyi oyuncularından ikisini, en iyi oldukları zeminlerde yenmenin bir sırrı var mı?
Evet var: Şans. Nadal’a karşı Buenos Aires’te çok zor bir forehand’le maç puanı kurtardım, Federer’e karşı Stuttgart’ta ise iki maç puanı karşılamayı başardım. Bahsettiğim bu anlarda şans hep yanımdaydı. Böyle maçlarda çok iyi oynamaya hazır olmalı ve korkmamalısınız. Evet belki sadece bir oyuncuya karşı değil, bir isme ve auraya karşı oynuyorsunuz ancak tüm şartlar oluşursa da galibiyet gelebiliyor.
[youtube https://www.youtube.com/watch?v=H60jQ6dTVtE]Rafael Nadal, 2017 toprak kort sezonundaki -şimdilik- tek mağlubiyetini Roma yarı finalinde Thiem’den aldı.*

