İşinizin ne kadar sahibisiniz?

Bilişim teknolojilerinin dünyayı nasıl değiştirebileceği konusunda pek çok öngörüsü ile tanınan ve Massachusetts Institute of Technology (MIT) Media Lab’ın kurucusu Nicholas Negroponte, 90'ların başında “Dijital olabilecek her şey bir gün dijital olacak” diye söylerken aslında günümüzü tarif ediyordu.

Daha yakın bir zamana kadar fotoğraf, kitap, müzik, film, oyun, iletişim gibi tamamen farklı kanallarla yürütülen işlemlerin bugün akıllı telefonlar düzeyine inmiş olması, bu göstergenin arkasına göz attığımızda artık hizmet sağlayan kurumların fiziksel ürün ve hizmetlerinin yanı sıra dijital ürünlerin de yeni dünyanın en büyük oyuncuları olması günümüzün tarifini daha da pekiştiriyor.

Bu konu ile ilgili Nicholas Negroponte’in (1) TED’te yayınlanan “A 30-year history of the future” videosunu izlemenizi tavsiye ederim. Türkçe alt yazısı da mevcut.(2)

Tüm sektörlerde olduğu gibi teknoloji dünyasındaki ürün geliştirme işlemleri de aynı doğrultuda hızlandı ve üstelik bunun yanında müşteri memnuniyeti, verimlilik, kalite gibi pek çok kavramı da hayatımızın en az yemek-içmek kadar bir parçası haline getirdi. Örneğin; Google’ın uçuk-kaçık görünen projelerini sürdüren Google X ekibinin Google Glass’ın ilk prototipini yalnızca 90 dakikada çıkardığını biliyor musunuz? Elbette bu nihai bir ürün değildi ve elde edilen tecrübeler geliştirilecek diğer ürünler için önemli bir basamak oluşturuyordu.

Günümüz iş dünyasında söz konusu hız olduğunda içerisinde bulunduğumuz işletmelerin davranışının nasıl olması gerektiğini “Dijital Ekonomiyi Anlamak” (3) kitabında Martin Creaner çok güzel bir hikayeyle açıklıyor.

İki adam aniden uzaktan gelen bir kaplan görürler ve gözlerindeki aç bakışla kaplan da onları görmüştür. Geri dönüp koşmaya başlarlar fakat biri çantasından koşu ayakkabılarını çıkarır ve giymeye başlar. Diğeri “Ne yapıyorsun?” diye sorar ve “Bunların bir kaplandan daha hızlı koşmana yardımcı olacağını mı düşünüyorsun?” der. Adam yanıtlar; “Kaplandan hızlı koşmama gerek yok, sadece senden hızlı koşmam gerekiyor.” diye cevap verir.

Yoksa siz içerisinde bulunduğumuz dijital çağda değişmeden kalabilecek bir sektör düşünebiliyor musunuz?

Bunun yansımaları yazılım sektörü içerisindeki her bir birimi de yakından etkiliyor. Yazılım geliştiriciler olarak bizlerin de çalıştığımız şirketlerde birlikte çalıştığımız takım arkadaşlarımız ve birlikte çalıştığımız diğer ekiplerin de bu konuda üzerimize düşeni yapması gerekiyor.

Özellikle birlikte geçirilen süreler ve yapılan projeler arttıkça başlangıçta sahip olduğumuz inanç ve isteği aynı şekilde korumak ve sürdürebilmek, belki de takım olmayı devam ettirebilmenin en zor yollarından biri. Zira bu işimize olan sahiplenme duygumuzu da zaman içerisinde geliştiren ya da körelten unsurların başında geliyor.

İşin sahiplenilmesi konusunda beni en çok etkileyen örneklerden biri şüphesiz Alan Eagle’ın yardımlarıyla Eric Schmidt ve Jonathan Rosenberg’ in birlikte yazdığı “Google Nasıl Yönetiliyor?” (4) kitabındaki AdWords örneğidir.

2002'nin Mayıs ayında Larry Page aklına gelen bazı arama terimlerini Google’a yazarak nasıl sonuçlar geldiğini ve bu sonuçlara uygun reklamların gelip gelmediğini kontrol ediyor, ancak gelen sonuçların ve reklamların arasındaki ilişkisizliği görüp dehşete düşüyordu. Bunu da “Bu reklamlar rezalet” ifadesiyle belirtmişti.

Ancak asıl ilginç olanı bundan sonra başlıyor..

Bu konuda ilgili AdWords birimini ve yöneticilerini bir araya toplayıp bu konunun çözümü için yol haritası çıkartması gerekirken -ya da biraz daha abartalım ortalı ayağa kaldırması gerekirken- ne yapmış dersiniz?

Yaptığı tek şey; Sonuçların bir çıktısının üzerine büyük harflerle “BU REKLAMLAR REZALET” yazarak Google’ın mutfağındaki bilardo masasının yanında bulunan panoya asmak olmuş. Larry Page bunu yaptığında takvimler bir Cuma gününü gösteriyordu ve Pazartesi sabaha karşı 05:05'te Google’ın arama mühendislerinden Jeff Dean’den bir e-posta aldı. Ancak bu durumu Google içerisindeki hiç bir birime ya da yöneticiye göndermemiş, yalnızca mutfaktaki bir panoya sonuç çıktıları asmıştı.

Tekrar Cuma gününe geri döndüğümüzde ise şöyle bir manzara ile karşılaşıyoruz. Reklam bölümüyle hiç bir ilgisi olmayan Jeff ve ekibi, o gün mutfakta bilardo oynarken bu notu görüyorlar ve bunun gerçekten büyük bir sorun olduğunu kabullenip, çözmeye karar veriyorlar. Hem de hafta sonu! Tüm haftasonunu ekibiyle çözüm için çalışarak geçirdikten sonra Pazartesi sabaha karşı 05:05'te Larry’e içerisinde sorunun çözümü için arayış içerisine girdik şeklinde değil, kodladıkları çözümün bir prototipi ile birlikte mevcut sisteme nasıl entegre edilmesi gerektiğini anlatan bir link ile geri dönüyorlar. Jeff ve ekibinin haftasonu yapmış oldukları bu prototip, bundan sonra AdWords’u multi-milyar dolarlık bir iş haline getiren AdWords motorunun temelini oluşturmuş oluyordu.

Yoksa siz kaplandan kurtulmak istemiyor musunuz?

(1) http://www.ted.com/speakers/nicholas_negroponte
(2) http://www.ted.com/talks/nicholas_negroponte_a_30_year_history_of_the_future
(3) http://dijitalekonomiyianlamak.com/ (Bkz. Yazar Hakkında)
(4) http://www.timas.com.tr/kitaplar/is-dunyasi/is-dunyasi/google-nasil-yonetiliyor.aspx

Like what you read? Give EgemenMede a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.