
Mobil Değerler
“Her şey mobile kayıyor” cümlesini çok duymuş olmalısınız. Mobil hakkında abartılı cümleler her gün sarfediliyor, ama mobil/modern vizyona rast gelmek çok zor. Teknoloji uzmanlarından tut, otobüsdeki yolculara kadar herkesin elinde akıllı-telefon görebiliyoruz. Pekiyi, bunca insan akıllı-telefon mu kullanıyor yoksa seyyar telefon mu? Bu makalede mobildeki değerler nelerdir, mobilin amacı nedir, nasıl yanlış yaklaşımlar ve sorunlar mevcuttur mobil yazılım sektöründe, bütün bunları aydınlığa kavuşturacağız.
Öncelikle “her şey mobile kayıyor” kalıp cümlesi üzerinde duralım. Buradan ne anlam çıkıyor? Yani, artık web uygulamaları kalmayacak, bilgisayarlar kalkacak ve yerine sadece telefonla kullanılan yazılımlar olacak. Böyle mi olacak? Geleceği göremesek de, gidişat bu yönde mi? Hayır tabii ki. Web uygulamaları eskiden ne kadar değerliydiyse, hala da o kadar değerlidir. Hatta mobil sektör daha fazla genişlemeye devam etse de (ediyor da) web uygulamalarının değeri biraz bile olsun kaybolamaz. Buradaki nokta, aynı zamanda mobil değerlerin yapıtaşlarından biri olduğu için özellikle bu örnekle başladık. Akıllı-telefonların (ya da tabletlerin) amacı bilgisayarların kapatılıp, işlemlerin telefonlar üzerinden yapılması değil. Mobil yazılımların başarılısı da, web uygulamalarında (sitelerinde) olan görselliğin ve işlevselliğin olduğu gibi aynen mobil cihazlara uyarlanması değildir. Hatta, güçlü söyleyelim, kesinlikle değildir, asla değildir, yakın ya da benzer bir şey de değildir. Mobilin temel amacı, kullanıcıya pratiklik kazandırmak, önemli işlemlerini basitçe ve hızlıca yaptırmaktır. Mobil yazılım sektöründeki ve mobile bakış açısındaki tüm sorunların temelini burasının yanlış bilinmesi/bilinmemesi oluşturuyor.
Hala 90’lı yılların web yazılımları vizyonuyla web yazılımlarının geliştirildiği bir ülkede bilişim sektöründeki yöneticilerin ve kamu kurumlarındaki müşterilerin bunları ayırt edememesi çok doğaldır. Dünya, artık modern web yazılımları, responsive tasarımlı, birkaç kategoriye ayrılmış sade tasarımlı, kolay kullanımlı, her ekran boyutuna hitap eden yazılım değerleri ve tasarım prensipleri benimsemiş durumda. Bizde ise hala bir sayfanın içine dünyayı sığdırmaya çalışan, yüzlerce kategori, her bir maddeyi bulmanın büyük bir çile olduğu, “Chrome, Firefox, Internet Explorer falanca versiyonla ve şu ekran çözünürlüğüyle kullanılması tavsiye olunur” diye bir de uyarısı olan bir web yazılımı anlayışı var. Elbetteki doğrudan bu aşamadan taa mobile geçmek pek olası değil.
Özellikle web uygulaması olan bir projenin mobil uygulamasını da aynı vizyonla geliştirme/talep etme ihtiyacı duyan bir sektörümüz var. Bir kere, web uygulamasının vizyonunun bile radikal bir güncellemeye ihtiyacı var. Onu da geçtik, mobil yazılım, görselleri küçük ekrana uyarlanmış web yazılımı demek değildir. Aksine bu korkunç bir hatadır. İnsanlar, web-de hallettikleri işlemleri bırakalım web-de halletmeye devam etsinler. Mobile her şeyi sığdırmaya/sıkıştırmaya çalışmak, mobili mobillikten çıkarıyor. Mobilde yalnızca birkaç pratik ve kısa işlem sunulması gerekmektedir. Kısa adımlı, pratik kullanımlı, birkaç işlev sununca kullanıcıya, mobil uygulama hem mobil hem de pratik olma özelliğini taşımış/korumuş olur. Aksi halde web-i mobile sığdırmaya kalkışınca mobilite kayboluyor ortadan. Bir korku var: Ya web-de sunduğumuz onca diğer işlev n’olacak, onlara nasıl erişecek? Birincisi, telefon kullanıcılarına bilgisayar kullanma yasağı mı geldi? Buyursunlar diğer işlemleri bilgisayardan yapsınlar. Temel, önemli birkaç işlevi mobilden sunduktan sonra, mobilde sunulmayıp da sadece web-de sunulan çok acil, çok önemli bir iş kalmaz. Yani temel birkaç işlem dışındaki tüm diğer işlemlerini web-den yapsın. İkincisi dedik ya artık 90’lı yılların web-inden kurtulalım da, sade, pratik, aynı zamanda responsive siteler sunalım. Böylece, illa ki, diğer işlemleri de mobilden yapmak isteyen olursa, web sitesine girip ne lazımsa yapıverir. Bu kadar basit. Korkmaya değmezmiş değil mi?
Sadece bu değil, bir işlemin yapılması için web-deki kadar uzun adımlar olmamalıdır. Her bir işlem için birkaç dokunuşun (tıklamanın) yeterli olması gerekir. Uzun uzun, oraya tıkla, buraya gir, şuradan çık, şunu yap, bunu et… Böyle olmaz. Bir, iki, olmadı üç dokunuşla bitirt işlemi kullanıcıya.
Gelelim ana sayfaya. 90’lı yılların web-indeki gibi estetik sunma amacı taşımıyor an asayfa. İlk sayfa olan ana sayfada kullanıcının her gün açıp anlık görmek istediği güncel verilerin olduğu liste olmalıdır. Örneğin, banka uygulaması ise borsa, döviz kurları, altın piyasası fiyat dökümü; spor uygulaması ise en son oynanan/şu anda oynanmakta olan oyunların skorları gibi. Oysa şu anda, genelde, yüzlerce kategorinin yer aldığı, bir de arka plan resminin olduğu bir sayfa çıkıyor karşımıza. Oradan kullanıcının istediği yere yönlenmesi bekleniyor. Hatta, sırf ekranda boş alan kaldı diye oraları resimlerle doldurmaya çalışan çok sayıda uygulamaya da şahit oluyoruz. 90’ların web-sitesi işte.
Bu vizyonun farkında olursak, aslında neden zannedildiği gibi her şeyin mobile kaymadığını görmüş oluruz. Gerçekten de mobile kayan bir şey yok. Sadece mobil değer kazanıyor, zaten değerli, daha da değerleniyor. Hepsi bu. Havacılık sektörü değer kazandı diye arabalar piyasadan toplatılmadı. Onun yeri ayrı, bunun yeri ayrı. Her biri de kendi alanında kıymetlidir.
Pekiyi, onca insan akıllı-telefon kullanıyor da niye mobil vizyon yok? Aslında kullanıcıların çoğu sırf trend olduğu için akıllı-telefon satın alıyor. Kullanıyor kelimesi biraz şüpheli çünkü ellerindeki cihazı, cep bilgisayarı değil seyyar telefon olarak kullanıyorlar. Birçok kullanıcı telefonunun sadece telefon özelliğini kullanıyor. Yok eğer, uygulamalar da kullanan gruptan konuşacak olursak, onlar da sadece tıpkı bir şey içmek istediklerinde Coca Cola ve alt kuruluşlarını içtikleri gibi, telefonda da ancak Facebook ve alt kuruluşlarını kullanıyorlar. Yani kimisinde sıfır vizyon kimisinde de vizyon Coca Cola ile pardon Facebook ile sınırlı kalıyor. Alt kuruluşlarını da unutmayalım tabii.
Neyse, gelelim mobilde ne gibi diğer değerler var, kısaca bahsedelim. Yukarıda belirttiğimiz gibi az sayıda işlevin olduğu, kolay kullanımlı bir uygulama yapılacağını zaten varsayarak, üzerine ilaveten diyebiliriz ki yazılar da mobile uygun olmalıdır. Örneğin koca koca destan gibi uyarı metinlerinin bir anlamı yok. Allah aşkına! Dünyada 7 milyar insandan muhtemelen biri bile okumuyordur onları. Olacak iş değil. Çok kısa cümleler kurmak lazım. Örneğin bir uyarı metninde iki üç kelime yeterlidir çoğu zaman. Uyarı ve soru cümlelerinde uzun, kibarlık ifadeleri, düzgün dil kullanımı ön planda olmalalı, aksine kısacık, fikri veren (öz), dil bilgisine uyup uymamasına bakmaksızın yazılar seçilmelidir. Örneğin; “Lütfen dikkat! Bunu yaparsanız falanca silinecek. Falancayı silmek istediğinizden emin misiniz? — Vazgeç; Sil” yerine “Falanca silinecek — Vazgeç; Sil” gibi cümle daha uygundur. “Lütfen şu işlemi yapınız — Tamam” yerine sadece “Şunu yap — Tamam” gibi düz olabilir, çok kibar olması şart değil, dil bilgisinin tüm kurallarına mükemmelce uyması da gerekmiyor. Sadece uyarı metinleri değil genel olarak yazılar kısa tutulmalıdır.
Çok uzun yazarsanız, kullanıcıyı daha çok bilgilendirmek yerine kullanıcıya tam olarak sıfır bilgi sunmuş olacaksınız, çünkü kullanıcı onu kesinlikle okumayacak. Çok kısa yazarsanız, kullanıcı okuma tembeli olsa bile o birkaç kelime gözüne çarpacak ve istenen bilgi kullanıcıya sunulmuş olacak.
Çok kibar olmak pahasına uzun cümleler kurunca, kullanıcı kendini daha değerli, hayatının daha güzel geçtiğini, uygulamayı kullanmaktan keyif aldığını düşünmeyecek. Tabii ki öyle hissetmeyecek. Kullanıcının umrunda bile değil. Küfür etmeyin adamcağıza/kadıncağıza yeter. Ötesine gerek yok.
Çok kısa cümleler kurmak bazen cümlenin dil bilgisi bakımından eksik kalmasına sebep olabilir. Olsun. Evet olsun. TDK fahri başkanı değiliz ya. Gündelik hayatımızda Türkçemizi güzel kullanalım, ama mobil yazılımdaki amaç dil gibi bir milli değerimizi kuşaktan kuşağa aktarmak değil. Lütfen küçücük mobilin içine koskoca milli ananelerimizi sığdırmaya çalışmayalım. Zaten ananelerimiz o kadar kadim ki, ne telefona ne de bilgisayara sığar. Kısacası, endişelenmeyin, kısa, eksik ama tam anlamı veren (dikkat çekilmek istenen bir iki kelimeyi veren) “düşük” cümleler kullanmaktan korkmayın, aksine tercih edin.
Gelelim ikonlara. Çok sayıda dünyaca kabul görmüş ikonlar var. Bu ikonları kullanmak yerine butonlar/düğmeler üzerine kelimeler ve daha kötüsü cümleler yazmanın bir gereği yok. Kullanıcılarımıza aptal adam muamelesi yapmaya gerek yok. Tek ikon koyun geçin. Kullanıcı anlar. Ha, diyelim milyonda bir tanesi çıktı anlamadı. Zamanla keşfeder. Hangi uygulamayı ilk defa açtığımızda kırk yıldır kullanıyormuşuz gibi kullandık. Bu bilgisayarda da öyle değil midir zaten? Kullanıcının keşfetmesine fırsat vermekten korkmaya gerek yok. Yeter ki kullanıcı alışkanlığına hitap eden anlamlı akış, ikon ve “eventler” olsun. Öyle ki, kullanıcı tahmin ederek zorlanmadan kısa sürede alışsın. İlk görüşte her şeyi harfiyen kusursuz bilmesi şart değil. Tahminlerle keşfediversin eğer küresel ikonlardan haberi yoksa. Ayrıca, haberi olmaması mümkün değil. İlk defa akıllı-telefon aldı da telefonuna ilk ve tek kurduğu uygulama sizin uygulamanız mı? Değil herhalde. Onca uygulama kullandıktan sonra, ortak simge ve kullanım alışkanlıklarını edinmiş olmalı.
Gelelim, iOS, Android, Hibrid. Eyvah eyvah. Web sitesininin görsellerini küçültüp telefona sığdırarak mobil uygulama yapmaya çalışan yurdumuz insanları, diyor ki iOS’da ve Android’de UX ve UI aynı olsun. İşte 90’lı yılların mentalitesi burada daha belirgin hale geliyor. Bir web uygulamasının Linux, Windows, Macintosh’da birbirine çok benzer, mümkünse aynı olması istenir genelde. Oysa iOS ve Android’in kendine özgü ayrı kullanıcı alışkanlıkları ve tasarım prensipleri olduğunu dikkate almazlar. Pekiyi ne yaparlar, söyleyelim. Bu tip insanların elinde bir iPhone olur. Benim telefonumdaki gibi olsun hepsi, derler. Yani Android uygulamasının da birebir iOS uygulamasının aynısı olmasını isterler. Böylelikle Android’de çalışabilen bir iOS uygulaması ortaya koyarlar. Ne var ki kendi elinde iOS var diye, mobildeki %88’lik kullanıcı kitlesini elinin tersiyle iter. Dale Carnegie’nin kitaplarını severdim genç yaşlarda. Bir yazısında şöyle dediğini hala unutmuyorum: “Ben balığa gittiğimde oltaya kendi en sevdiğim yiyecek olan çilek takmam, çünkü öyle yaparsam, akşam eve eli boş dönerim. Onun yerine, balığın en sevdiği yiyecek olan solucan takarım oltaya.” Daha fazla söze gerek yok, değil mi? Sanki Play Store’a attığımız uygulamayı da adam iPhone’una indirip kuracak. Hatta, sanki bu yapılan uygulamayı talepkar kendisi kullanacak. Kendisine yaptırıyor yazılımı sanki. Sen dışarıdaki binlerce, milyonlarca müşteriye mi hitap etmek istiyorsun, yoksa “ben böyle istiyorum, böyle yapın işte” mi? “Nasıl oluyor da Amerikanlar yapıyor, bizden çıkmıyor öyleleri?” diye sorarlar ya hep, işte o sorunun cevabı da budur.
Pekiyi, ya hibrid. Aslında, Türkiye’de en tutması gereken teknoloji hibriddir. Değeri bilinmiyor. Yine, hala 90’lı yıllarda kaldığımız için bilinmiyor onun da değeri ve anlamı. Hatta, hibridin ne olduğunu bile bilmezler. O yüzden haliyle değerini de bilmezler. Ülkemizde çoğu müşteri iOS-Android ortak uygulaması ister. İşte, bunun en uygun ve verimli çözümü hibrid teknolojilerdir. Bunu bilmedikleri için, ayrı ayrı hem iOS’da çalışan uygulama hem de Android’de çalışan iOS uygulaması geliştirirler/talep ederler, anlamsız bir şekilde. iOS kullanıcılarının kullanım ve görsel arayüz alışkanlıklarına, Android kullanıcılarının kullanım ve görsel arayüz alışkanlıklarına hitap eden bir uygulama isteniyorsa, iOS ve Android için ayrı uygulamalar geliştirmek lazım. Yok eğer, harfiyen ve katiyen birbirinin aynısı olsun deniyorsa, o halde hibridi tercih etmekte fayda var. Tabii tek etken bu değil, sadece temel motivasyondur. Başka etkenler de var. Ülkemizde genelde Android-iOS ayrımı olmaksızın, birebir aynısı olması istenir. Hatta bu mobil uygulama, 90’lı yılların web sitesinin küçültülmüş hali olsun derler.
Mobil değerler ile ilgili daha fazla söylenecek söz var. Burada genel bir fikir oluşturmaya çalıştık. Bahsi geçen değerler ayrıntılarla uzatılabilir, daha başka ögeler de ilave edilebilir.
