– Yalnız –

Bu kelime ve ona eşlik eden mimiklerde ülke sosyolojisinin genetik kodları gizli.

31 Temmuz 2016

Hava sanki 58 derece. Hayalimdeki dondurmaya kavuşmak için favori dondurmacıma doğru ilerliyorum. Hava sıcak, dondurmanın hayali bile serin. Dükkanın içi 65 derece, klima yok. Dondurma dolaplarının çıkardığı sıcak hava akımları bacaklarıma çarpıyor. Uzun sıra nihayet bitiyor ve siparişimi veriyorum: “Strawberry Banana Rendezvous”. Hemen cevap geliyor: “Çilekli dondurmam kalmadı yalnız”.

İşte o sihirli kelime: –Yalnız–. Bu kelime ve ona eşlik eden mimiklerde (can sıkmak için süzen gözler, tehditkar burun yüksekliği ve havaya kalkmış tek kaş) ülke sosyolojisinin genetik kodları gizli. Dondurmacı özür dilemiyor. Dik duruyor. “Kusura bakmayın” ile başlayan kelimeler onun sözlüğünde yok. Tek kaşıyla hesap soruyor. “Neden olmayan çeşidi isteyerek sorun yaratıyorsun” ruhu oda spreyi gibi havaya yayılmış durumda. Arkasından –yalnız– tamamlayıcı cümleler geliyor: “Vanilyalı ya da fıstıklı vereyim mi?”. Gözleriyle de tamamlıyor: “İstemiyorsan bok ye lan”.

–Yalnız– diğer bütün ideolojilere hükmeden bir üst akıl, gizli bir tehdit. İçinizdeki bütün iyimserliği ve neşeyi yutmak için tertiplenmiş bir kumpas. Moralinize karşı düzenlenmiş bir intihar saldırısı.

Tek işi kaşarlı, sucuklu ve karışık tost satmak olan bir büfede bu üçlü asla tam olarak bir arada bulunmaz. “Karışık mı? Sucuğum kalmadı –yalnız–, kaşarlı vereyim mi?” Rotası belli olan bir dolmuşa binip ineceğim yeri söyleyerek parayı verdiğimde aldığım cevap: “Oraya girmiycem –yalnız–, trafik var.” Bir ayakkabıyı çok mu beğendim, “42 numara kalmadı –yalnız–, 38 vereyim mi?”

Bu ülkede istediğinizi -genellikle- alamaz ve istediğiniz kişi olamazsınız. Uzun süredir hakkettiğiniz maaş artışını direktörünüzle konuşmaya gittiniz: “Yapabileceğimiz bu, sen bilirsin –yalnız–, ekonomik kriz kapıda”. Canınız denize karşı oturup buz gibi bir bira içmek istedi: “Ramazan’dayız –yalnız–”. Uzun vadeli plan yapamazsınız: “Her an iç savaş çıkabilir –yalnız–, yerinde olsam borca girmem abi”.

Solcu, sağcı, İslamcı ya da Atatürkçü. Biz birlikte Türkiye’yiz. Ortak dilimiz de tek kaşımız havada söylediğimiz tehditkar –yalnız–ımız.

Demokratik ve laik bir hukuk devletinde özgürce yaşamak mı istiyordunuz? O demokrasiden kalmadı –yalnız–. İsterseniz mehterli, tekbirli, imam hatipli ve tek adamlı AKP demokrasisi verelim.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.