Su Altında İletişim Metotları

İnsanlar duygu, düşünce, davranış ve bilgi alışverişi için iletişim kurarlar. Bunu karada farklı yöntemler ile yapabildiğimiz gibi su altında da pek ala yapabiliriz. Su altında en sık kullanılan yöntem el işaretleridir. Temel seviye eğitim almış her dalıcı bu el işaretlerini bilir. Bazen dalış eşimiz farklı bir yere bakıyor olsa bile, anlamsız sesler çıkararak ilgisini kendimize çekmeye çalışır, bize baktığında da genellikle derdinizi bu el işaretleri ile anlatırız. Bazen el işaretleri ile yeterli iletişimi sağlayamayabilirsiniz. Bu tip durumlarda yazı tahtası kullanarak çok daha etkin bir iletişim kurmanız da mümkündür.

Anlamsız seslerin daha etkin kullanıldığı bir başka durum da, zıpkın ile balık avı yapan sporcuların sığ sularda gırtlak sesi, zıpkını kuma sürtme, taşa vurma şekilde sesler çıkartarak balıkları kendilerine çekmeleridir.

Peki ama neden özel ekipmanlara sahip olmadan su altında konuşamadığımızı hiç düşündünüz mü? Bunun nedeni ağza su girmesi ve ortam basıncının boyun ve boğazdaki ses tellerini etkilemesi sonucu ses hassasiyetinin kaybolmasıdır. Suda sesin havaya oranla yaklaşık 4 kat daha hızla yayılması, kulaklarımızın bu ses dalgalarını rahatlıkla algılamasını olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla ses boğuk bir hale dönüşmekte ve bizim için anlamsız olmaktadır. Ayrıca suyun yoğunluğu ve yankıları içerisinde ses dalgaları da dağılmaktadır.

Ses tellerimizi kontrol edebilsek bile, denizin kendi sesi ve çeşitli canlı ve cansız cisimlerin su altında oluşturdukları karmaşık ses dalgaları, bizim bu ses dalgalarını algılamamızı güçleştirecektir.

Peki su altında yaşayan canlılar ne yapıyorlar? İletişim kurmak için sesleri kullanan canlılar yok mu? Tabii ki var ve sadece iletişim kurmuyorlar, şarkı bile söylüyorlar. Nasıl mı? Gelin beraber izleyelim. (Türkçe açıklama videonun altındadır)

Su altında iletişim kurmak zor. Işık ve koku yeterince hareket etmiyor, bu nedenle hayvanların görüp koklamaları oldukça zor. Fakat ses, suda havaya göre dört kat hızlı hareket eder. Bu karanlık ortamda, deniz memelileri genellikle iletişim kurmak için ses çıkarırlar. Bu yüzden seslerden oluşan bir koro okyanusa doluyor. Bunlardan birkaçı; tıklamalar, titreşimler, ıslıklar, iniltiler, çığlıklar ve ötüşmeler. Bu su altı senfonisinin en ünlü parçaları, dünyanın en büyük memelileri balinalar tarafından bestelenen anımsatıcı melodiler ya da şarkılardır. Balina şarkıları, hayvan krallığında en karmaşık iletişim sistemlerinden biridir. Sadece birkaç türün şarkı söylediği biliniyor. Mavi Balinalar, Fin Balinası, Grönland Balinası, Mink Balinaları ve tabii ki kambur balinalar. Bunların hepsi avlarını yakalamak için tüylü balina çubuklarını kullanan dişsiz balinalardır. Bu arada, dişli balinalar ekolokasyon kullanır ve tüm balinalar, çığlıklar ve ıslık sesleri gibi iletişim kurmak için iletişimsel sesler çıkarırlar. Ancak bu ses çıkarmalar şarkının karmaşıklığından yoksundur. Peki bunu nasıl yapıyorlar? Bizim gibi kara memelileri havayı sesle hareket ettirerek ses üretir ve titreştirir. Dişsiz balinalar, akciğerleri ile laringeal keseler adı verilen geniş şişirilebilir organları arasında U-şeklinde bir kat yapısına sahiptir. Bunu kesin olarak bilmiyoruz, çünkü yaşamakta olan, şarkı söyleyen balinanın iç organlarını gözlemlemek imkansızdır. Ancak bir balina şarkı söyleyince, boğazındaki kas kasılmaları olduğunu ve göğsü, akciğerlerden havayı U katından laringeal kutulara doğru hareket ettirerek U katının titreşmesini sağladığını düşünüyoruz. Elde edilen ses, bir katedraldeki koro şarkıları gibi, binlerce kilometreye kadar yayılmaya yetecek kadar yüksek ses çıkarır. Balinalar şarkı söylemek için nefes almak zorunda değildirler. Bunun yerine, hava akciğerlere geri döndürülerek bir kez daha ses çıkarıyor.

Balina şarkılarının o kadar etkileyici olmasının bir nedeni de onların örüntüleri. Üfürümler, çığlıklar ve cıvıltılar ifadeler içerisinde düzenlenmiştir. Yinelenen ifadeler temalar halinde toplanır. Tahmini bir örüntüde tekrarlanan birden fazla tema bir şarkı oluşturur. Bu hiyerarşik yapı bir çeşit gramerdir. Balina şarkıları süre içinde oldukça değişkendir ve balinalar onları birçok kez tekrarlayabilir. Kaydedilen bir oturumda kambur balina 22 saat şarkı söyledi. Bunu neden yapıyorlar? Henüz tam amacını bilmiyoruz, ancak üzerinde düşünebiliriz. Şarkıcıların erkek olduğu ve çiftleşme döneminde daha çok şarkı söylediklerinden, şarkları dişileri çekmek için kullanıyor olabilirler. Ya da bölgelerini korumak için, erkekleri caydırmak için kullanıyor olabilir. Balinalar her yıl aynı beslenme alanına ve üreme alanlarına dönerler ve her ayrı popülasyonda farklı bir şarkı vardır. Şarkılar, birimler veya ifadeler eklendiğinde, değiştirildiğinde veya bırakıldığında zamanla gelişir. Ve farklı popülasyondaki erkekler kulak misafiri olduklarında, cümleler sıklıkla değiştirilir. Belki yeni şarkılar onları dişilerle çiftleşmek için daha cazip kılıyordur.

Bu kültürel iletimin en hızlı örneklerinden biridir; burada öğrenilen davranışlar aynı türün ilgisiz bireyleri arasında iletilir. “Hidrofon” adındaki su altı mikrofonları kullanarak bu şarkıları dinleyebiliriz. Bu, görülecek yerler veya genetik örnekler az olduğunda, türleri izlememize de yardımcı olur. Örneğin, bilim adamları, şarkılarıyla dünyada nadir olan mavi balina popülasyonlarını dünya genelinde ayırt edebiliyorlar.

Okyanuslar, insan faaliyeti sonucunda daha gürültülü hale geliyor. Gemicilik, askeri sonar, su altı inşaatı ve petrol için yapılan sismik araştırmalar daha sık meydana geliyor ve bu da balinaların iletişimine müdahale edebiliyor. Bazı balinalar, insan gürültüsü çok yüksekse, önemli beslenme ve üreme alanlarından kaçınacaklardır. Ve kuyruklu balinaların, 200 kilometre uzaklıktaki gürültüye tepki olarak şarkılarını azalttığı gözlemlendi. İnsan faaliyetlerini göç yolları boyunca ve diğer kritik habitatlarda sınırlandırmak ve okyanus boyunca gürültü kirliliğini azaltmak, balinaların hayatta kalmasını sağlamaya yardımcı olacaktır. Balinalar şarkı söylemeye devam edebilirlerse ve dinlemeye devam edebilirsek, belki bir gün gerçekten ne dediklerini anlayacağız.


Gerçekten bilgi dolu bir video. Peki su altında şarkı söyleyen bir tek balinalar mı? İnsanlar da balinalar gibi şarkı söyleyemezler mi? Gelin insanlardan oluşan su altı orkestrasına birlikte kulak verelim.

Dinlerken kendimi biraz huzursuz hissetsem de merak uyandırıcı, öncü bir çalışma olmuş…


Işık ile Haberleşme

Gece dalışı gibi ışığın az olduğu ortamlarda yapılan dalışlarda el işaretleri gözükmediğinden dolayı bu şekilde iletişim kurulamamaktadır. Harici bir ışık kaynağı ile elimizi aydınlatarak bu işaretlerin görünmesini sağlayabilir ya da dalış eşimize doğrudan ışık kaynağımız ile durum bilgisi verebiliriz. Deneyimli dalıcı kursunda ve gece dalışı uzmanlığı eğitimi sırasında harici ışık kaynağı ile nasıl iletişim kurulduğu öğretilmektedir. Ama Bahçeşehir üniversitesi ARGE ve İnovasyon Projeleri Birimi bunu geliştirmek için kolları sıvamış. Gelin haberin detaylarına birlikte bakalım;

Bahçeşehir Üniversitesi ARGE ve İnovasyon Projeleri Birimi tarafından geliştirilen Su üstü ve Su Altı Elektro-Optik (ışıkla haberleşme) Haberleşme Sistemi’ne ait prototip, Bodrum limanında test edildi.

Su altı iletişimine alternatif getirecek şekilde farklı amaçlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılabilme olanağına sahip olan sistem, su üstü ve su altı platformları arasında ışık ile haberleşme imkanı sağlıyor. İlk olarak Bodrum’da 24 metre derinlikte yapılan testlerin ardından iyi bir netice aldıklarını belirten Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güngör, “İki ayrı noktada test edilen sistemin temel felsefesi, suyun altında ışıkla nasıl bir iletişim kurulabilir, iki noktayı ışıkla konuşturabilir miyiz? Bu konularda yapılan bir araştırma ilk aşamada aldığımız olumlu sonuçlardan dolayı çok mutluyuz” dedi.

Sistemin deniz altında ışık ile haberleşme konusunda öncü araştırmalardan biri olduğunun altını çizen Bahçeşehir Üniversitesi Projeler ve Araştırmalar Koordinatörlüğü, İnovasyon Projeleri Birimi Koordinatörü Selçuk Özyurt, bu sistem sadece askeri alanda değil, kendisine yararlı olacağını düşünen tüm alanlarda kullanılabilir. Yapılan haberleşmelerde deniz memelilerinin zarar gördüğü tespit edilmiş. İntihar eden balinalar, yunuslar var. Halbuki optik haberleşme olduğu zaman böyle bir akustik basınç etkisi olmadığı için sistemlerini bozulmuyor. Deniz canlıları zarar görmüyor. Bu çalışma insanlara da büyük fayda sağlayacak” şeklinde konuştu.