VATANDAŞLIKTAN ÇIKARTILMA

1- VATANDAŞLIKTAN ÇIKARTILMA KONUSUNDA AÇIKLAMA

VATANDAŞLIKTAN ÇIKARTILMA KARARININ UYGULANMASI

1- 680 sayılı KHK’nın 75. Maddesiyle Vatandaşlık Kanununun 29/2. maddesinde yapılan değişiklikle; Türk Ceza Kanununun 302, 309, 310, 311, 312, 313, 314 ve 315. Maddelerinde yer alan suçlar isnadıyla hakkında soruşturma yürütülen ya da ceza davası açılan kişilere, YABANCI ÜLKEDE bulunması nedeniyle ulaşılamaması durumunda, bu durumun soruşturma aşamasında savcılık tarafından dava aşamasında ise mahkeme tarafından öğrenilmesinden itibaren 1 ay içinde vatandaşlıklarının kaybettirilmesi amacıyla Bakanlığa bildirilir.

2- İçişleri Bakanlığı tarafından Resmi Gazetede yapılacak ilanla bu kişilere yurda dön çağrısı adıyla 3 ay içinde yurda dönmeleri için çağrı yapılır. Bu kişiler 3 ay içinde yurda dönmezlerse, Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla Türk Vatandaşlığı kaybettirilir.

3- Yasanın 30/1. Maddesi gereğince Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Bu karar Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte tebliğ edilmiş sayılır, ayrıca tebligat yapılmaz.

4- Türk vatandaşlığını kaybettirme kararı Bakanlar Kurulu tarafından verildiği için işlemin iptali için Danıştay’da 60 gün içinde Bakanlar Kurulu aleyhine dava açılmalıdır. Bu dava konsolosluk aracılığıyla bizzat açılabileceği gibi avukat marifetiyle de açılabilir.

5- Vatandaşlığı kaybettirme kararı şahsi bir işlem olup sadece ilanda ismi geçen kişiyi etkiler. Bu kişilerin eş ve çocuklarına ya da aile bireylerine tesir etmez. Onların haklarında bir değişiklik meydana getirmez.

6- Bu kararla vatandaşlığını kaybeden kişinin ya da eşinin malvarlığına el koyma söz konusu değildir. Vatandaşlığı kaybettirilen kişiler, T.C. kimlik numarasını kullanamayacağı için, Türkiye Cumhuriyeti’nde tasarruf gerçekleştiremeyecektir. Bu kişiler malvarlığının tasarrufunu “yabancı” statüsünde yapabileceklerdir.

7- Vatandaşlık Kanununun 40. Maddesi gereğince, ‘Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır.’

VATANDAŞLIKTAN ÇIKARILMA İŞLEMİNE KARŞI YAPILABİLECEKLER

Yapılan bu işlemin hukuki olmadığı, tamamen siyasi olduğu konusunda tereddüt yoktur. Bunun en önemli delillerinden birisi, Cumhurbaşkanı tarafından açıklama yapıldıktan 1 hafta sonra bu sürecin başlatılması ve ilan edilen isimlerden bazılarının halen tutuklu olması ve yurtiçinde bulunmasıdır. Yasada açıkça yabancı ülkede bulunması nedeniyle kendisine ulaşılamayan kişilerle ilgili süreç başlatılacağı belirtilmesine rağmen tutuklu olup cezaevinde olan ve halen Türkiye’de olan kişilerin isimlerinin ilanda geçmesi hukuki bir değerlendirme yapılmadığını en somut göstergesidir.

İkinci olarak, yine söz konusu düzenlemeye göre, yurtdışında bulunup kendisine ulaşılamayan kişiler hakkında sürecin başlatılacağı belirtilmektedir. Bunun içinde öncelikle ulaşma konusunda bazı işlemlerin yapılması gerekmektedir. Bu işlemlerden en başta gelen de İSTİNABE YOLUYLA İFADE ALMA işlemi olmalıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 196/2 maddesinde yer alan ‘Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.’ Düzenlemesi gereğince adresi bilinen kişilerle ilgili istinabe süreci başlatılmalıdır. Oysa listeye bakıldığında yurtdışında olduğu ve adresi herkes tarafından bilinen, adres bilgileri Mernis kayıtlarında ve Uyap sisteminde yer alan kişiler hakkında işlem başlatılması da yapılanın hukuki olmadığını göstermektedir.

Ulusal ve evrensel hukuk kurallarına açıkça aykırı olan bu düzenleme ile ilgili olarak neler yapılabilir;

1- Yasal düzenlemeye göre, ilan yapılmış olması otomatik olarak vatandaşlık kaybettirme kararı verileceği anlamına gelmemektedir. İlan süreci bittikten sonra yasal şartların oluşup oluşmadığı, özellikle yurtdışında oldukları için kendilerine ulaşılama durumunun devam edip etmediği değerlendirilmek zorundadır. Bu nedenle;

2- Öncelikle, yurtdışında bulunan kişiler yargılamaları devam eden mahkemeye ya da Savcılığa bir dilekçe yazarak İSTİNABE YOLUYLA ifade vermek istediklerini bildirebilirler. ( Bu konuyla ilgili örnek bir dilekçe siteye eklenecektir.) Bu dilekçe ile ulaşılamayan konumda olmadıkları ifade edilerek, ulaşılamama gerekçesinin doğru olmadığı ortaya konulmalıdır. Bu dilekçe, avukat aracılığıyla, Türkiye’de bulunan bir yakın vasıtasıyla ya da bulunulan ülkeden kargo ile doğrudan mahkemeye göndermek suretiyle iletilebilir.

3- Bakanlar Kurulu tarafından hukuka aykırı olmasına rağmen vatandaşlık kaybettirme kararı verilip Resmi Gazetede ilan edildikten sonra 60 gün içinde Danıştay’da iptal davası açılması gerekmektedir. Bu nedenle her ihtimale karşı şimdiden hukuki süreci takip edecek bir avukatla vekalet ilişkisi kurulmalıdır.

4- Danıştay’a açılacak iptal davası Türkiye’de bulunan bir avukat aracılığıyla yapılabileceği gibi yurt dışında dış̧ temsilciliklere bizzat veya bu hakkın kullanılmasına ilişkin vekâletname ile de yapılabilir. ( Vatandaşlık Kanunu m.37)

5- Yaşanacak hukuki süreçle ilgili olarak Danıştay İptal dava dilekçesi, AYM bireysel başvuru dilekçesi ve AİHM başvuru dilekçesi örneği hazırlanıp siteye eklenecektir.

6- Vatandaşlık kaybettirme kararı, şahsi ya da aile bireylerinin malvarlığı konusunda el koyma anlamına gelebilecek bir sonuç doğurmamaktadır. Aile bireylerinin haklarında herhangi bir değişiklik yapmadığı gibi üzerlerine olan malvarlığı konusunda da hiçbir kısıtlayıcı sonuç doğurmamaktadır. Vatandaşlığı kaybettirilen kişinin de şahsi malvarlığı üzerinde el koyma mahiyetinde bir sonuç doğurmamaktadır. Bu karar sonrasında malvarlığı ile ilgili olarak vatandaş gibi tasarruf imkanı kalmayacak, ancak ‘yabancı’ statüsünde tasarruf yapılabilecektir.

7- Vatandaşlıktan çıkarılma kararı sonrasında vatansız kalınacağından, ‘Vatansızlığın Azaltılmasına Dair BM Sözleşmesi’ doğrultusunda bulunulan ülke vatandaşlığını elde etme süreci hızlandırılacaktır.

8- Son dönemde yaşanan hukuksuzluklara karşı olduğu gibi bu karar sonrasında da hukuki mücadele verilmelidir. İç hukukta netice alınamasa bile AİHM nezdinde netice alınacağı bilinmelidir.

2- BİLGİ VE BELGELER

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Ne Yapılabilir?’s story.