
Maurits Cornelis Escher — Hayatı ve Eserleri
Resim sanatı, 19.yüzyılın ikinci yarısından sonra farklı bir boyut kazandı. Modern Sanat adı verilen akımda dışavurumcu imgelerin, geometrik şekillerin ön plana çıktığını gözlemlemekteyiz. Matematik görselliğe her zaman hakimdir ancak bir öge olarak sunulması modern resimde mümkün olabildi. |. Escher’in resimlerinde klasik ve diğer modern ressamlardan farklı bir konu dikkat çekiyor. Geometrik şekiller ve matematik, Escher’in resimlerinde geri planda kalmıyor ve resmi oluşturan unsurlar olmaktan öteye geçip, birer nesne ve obje olarak sunuluyor. Escher, bir diğer deyişle matematiğin resmini yapan bir ressamdı.
Hayatı
Maurits Cornelis Escher, 1898 yılında Hollanda’nın Leeuwarden kentinde dünyaya geldi. Babası Geroge Escher, tanınmış bir inşaat mühendisiydi. Babasının çizimlerinden ve projelerinden çocukluk yıllarında etkilendiği biliniyor. Hatta birçok uzman, Escher’in matematiksel tarzında en büyük etkenlerden birinin babasının projeleri olduğunu söylüyor. Escher, 1918 yılına kadar annesi Sarah ve dört kardeşiyle birlikte Leeuwarden’de yaşadı.
1918’de Haarlem kentindeki teknik okula başladı. Burada başarılı bir eğitim hayatı olmadı ancak çizimleriyle dikkat çekiyordu. Grafik öğretmeni Samuel Jessurun de Mesquita, onu grafik eğitimi almaya teşvik etti. Böylece 1919 ile 1922 yıllıar arasında Haarlem Teknik Okulu’nda grafik ve mimarlık eğitimi aldı.
Okuldan mezun olduktan sonra İtalya’ya gitti ve burada birçok resim çalışması yapmaya başladı. Daha sonra İspanya’yı ziyaret etti ve İtalya’ya dönüp Roma’da yaşadı. Burada Parmagnio ve Piranesi gibi ressamların çalışmalarını inceleme olanağı buldu. Ancak faşizmin yükselişe geçmesi onu rahatsız etti ve 1935 yılında, 1924’te evlendiği Jetta Umiker ile birlikte İsviçre’ye taşındı. Bu seyahatler ve yaşantısı eserlerini büyük ölçüde etkiledi.
Matematiksel Stilinin Oluşması
1937’de çalışmalarını kardeşi Berend’e gösterdi. Berend, onu matematiğe yönlendirdi ve çalışmalarında matematiksel ölçüleri kullanmasını tavsiye etti. Escher, inşaat mühendisi bir babanın oğlu olduğu ve teknik okulda eğitim aldığı için matematiksel çizimlere hakimdi ancak kardeşinin ona verdiği fikir ilhamını geliştirmiş ve kendi tarzını bulmasını sağlamıştı.
Simetri üzerine bazı makaleler okuduktan sonra, bu okuduklarını resme uyarlamaya başladı. Bildiğimiz anlamda tarzını bu şekilde edindiğini söyleyebiliriz. 1972 yılında hayatını kaybedene kadar iki ve üç boyutlu nesneler üzerine odaklanmış bir resim anlayışına sahip oldu. Bir anlamda, kardeşinin verdiği fikir sayesinde matematiğin resmini çizmeye başladı. Hayatı boyunca 2000’in üzerinde çizim yaptığı biliniyor
İlk yıllarındaki çalışmalarında perspektif kavramına önem verdiğini söylemek mümkün. Nitekim “Babil Kulesi” ve “Castrovalva” eserlerinin birer perspektif mucizesi olduğu söyleniyor. Matematik, Escher’in eserlerine hiçbir zaman uzak olmadı ancak 1937 yılında bu tarzını daha iyi keşfetmeyi başardı. Nitekim erken dönem eserlerinden biri olan Babil Kulesi’nde de nesnelerin boyutlarına ve biçimlerine matematiksel bir açıdan önem verdiğini görüyoruz.
1941 yılında II.Dünya Savaşı sebebiyle İsviçre’den Belçika’ya yerleşti. Savaşın yarattığı korku ve bunalım, Escher’in ilgisini somut nesnelerden çok soyut kavramlara vermesine sebep oldu. Bu yıllardan sonra yaptığı çalışmalarda dışavurumcu imgelere önem verdiğini ve onları öne çıkardığını görebiliriz.
En başarılı eserlerini ise 1950’li yıllarla hayatını kaybettiği 1972’ye kadar verdiğini söylemek doğru olacaktır. Bu yıllar, matematik ve geometri hakkında araştırmalar yapıp bu bilgileri eserlerine uyarlayabildiği üretken bir dönem olarak anlaşılabilir. Nitekim adıyla özdeşleşen Aşağı ve Yukarı, Çizen Eller, Merdivenler Evi gibi eserleri 50’li yıllar ile hayatını kaybettiği 1972 arasında vermiştir.
Originally published at Okami Creaitve | Dijital Ajans | Blog.
