Homo sapiens. Yaklaşık 50 000 yıl önce ortaya çıkmış, primatlar takımının büyük insansı maymunlar familyasının tek üyesi.

Afrika kıtasına ayak bastığımızdan beri, çok uzun yıllar geçti. Bu zaman içerisinde canlılar dünyasındaki hiyerarşik konumumuz gün geçtikçe arttı. Ve bugün bu dünyayı tamamen kontrol altına aldığımızı söyleyebiliriz. Peki bizi bu noktaya gelmemizi sağlayan şey nedir? Teknoloji mi, yazının icadı ya da tarım toplumuna geçişimiz mi?

Şüphesiz ki bu sorunun kesin bir cevabı yok. Bu alemdeki krallığımızı ilan ederken bir çok faktörden yararlandık. Avcı toplayıcıdan tarım toplumuna geçerek çok önemli bir soruna çözüm bulduk. Hayatta kalmak için ihitiyacımız olan kaloriyi artık depolayabiliyorduk. Bu ihtiyaç için kilometrelerce yol kat ederek, göçebe bir hayat sürmemize gerek kalmadı. Ve sonra depoladığımız tarım ürünlerinin kaydını tutmak için yazıyı icat ettik. İşte bu nokta, insanlık tarihinin dönüm noktalarından biriydi. Bu keşif sadece ürünlerin envanter kaydının tutmakla kalmayıp, büyük topluluklar için uyulması zorunlu kurallar ve kanunlar oluşturulmasını sağladı. Ekonomi, din , kutsallık, millet ve devlet gibi avcı toplayıcı bir sapiens için son derece soyut ve bir anlam ifade etmeyen kavramlar, bu tarım toplumun üyesi insanın hayatının en önemli parçası haline geldi.

Dünyadaki bugünkü konumumuza bakarak, 50 000 yıl önceki atamızdan daha zeki olduğumuz düşünüyorsanız çok bir yanılgı içerisindesiniz. Peki biz modern insanı bu kadar güçlü yapan şey nedir? Cevap insanın soyut zekasında saklı.

Yaşadığımız dünya tamamen soyut kavramlar üzerine kurulmuştur. Bugün Amerika Birleşik Devletleri dediğimiz şey kısaca ABD denilen kavrama inanmış ve insan tarafından yaratılmış soyut bir kavram olan anayasa denilen sözleşme üzerine kurulmuş bir yapıdır. Bu dünyada yaşayan çoğu insan ABD’nin canlı bir varlık olmadığını bilmekte ama yine de ona yaşayan bir nesne gibi davranmaktadır. Hatta ülke sınırlarından yaşayan vatandaşlar hayatlarını Amerika denilen organizsayonun koyduğu kanunlara uygun bir şekilde yaşamaktadır. Kuşkusuz bu düzeni yürütülmesini sağlayan küçük bir elit bir kesim bulunmaktadır. Fakat bu gruba bu kudreti veren şey ise bu organizasyonun fermanlarına biat eden sayıları 300 milyonu bulan bizim gibi sıradan insanlardır.

Büyük devrimler, ihtilaller, rejim değişikliği ve içinde yaşadığımız bu kapitalist sistem gücünü bu soyut kavramlara inanmış ve ona itiaat eden insanlar almaktadır. Biraz tuhaf bir benzetme olacak ama insanoğlunu diğer canlılardan üstün kılan şey işte bu kurallarla ve kendi yarattığımız otoriteyle yaptığımız işbirliğidir.

Fakat bu işbirliği sonsuza kadar sürmez. Her zaman otoriteye ele geçirmek isteyen başka gruplar da vardır. Bir önceki gruptan daha örgütlü, daha organize olmuş bir grup. Bekledikleri tek şey ufak bir kıvılcım anıdır sadece.

Devrim için kalabalıklar asla yetmez. Devrimler çoğu zaman büyük kitlerle değil olayları ateşleyen küçük gruplarla başlar. Devrim için, “ kaç kişi bizi destekler?” diye deyil, “Destekleyenler ne kadar etkin işbirliği yapabilir?” diye sormamız gerekir. Rus devrimi 180 milyon köylü Çar’a ayaklandığında değil, bir avuç komünist kendini doğru zamanda doğru yerde bulduğunda başlamıştır. 1971’de 3 milyonluk Rus orta ve üst sınıfına karşılık Komünist parti’nin yalnızca 23 bin üyesi vardı. Ancak komünistler iyi organize olarak dev Rus İmparatorluğunu ele geçirmeyi başardılar. Rusya’da otorite Çar’ın elindenKerensky’nin geçici hükümetinin titreyen ellerinden kayarken, komünistler tüm gücü ellerine geçirdiler.

Bir hikaye de Romanya’dan.

Aralık 1989’da Romanya’nın Komünist dikdatörü Nikolay Çavusesku, Bükreş’in merkezinde kitlesel bir miting düzenledi. Görünüşte çoşkulu tezahüratlar koparan kalabalığa, geçmişte defalarca yaptığı gibi sarayının meydana bakan balkonundan seslendi Çavusesku, beraberinde eşi Elena , parti liderleri ve bir koruma sürüsü eşliğinde artık alametifarikası olmuş kasvetli konuşmalarından birine başladı. Sekiz dakika boyunca kalabalıktan yükselen alkışlarla durumdan memnun, Romanya sosyalizminin şanlı tarihi övüyordu. Sonra işler rayında çıktı. Tarihin canlı kaydını izlemek isterseniz, “Çavuşesku olaylı son miting” diye aratarak YouTube’da kendi gözlerinizle görebilirsiniz.
YouTube’daki videoda görüleceği gibi, Bükreş’teki bu muhteşem etkinliğin katılımcılarına ve organizatörlerine teşekkür etmek isterim(…) diyerek uzunca bir cümleye başlayan Çavuşesku, olanlara inanmayarak aşkınlıktan dili tutulmuş ve gözleri fal taşı gibi açılmış halde giderek sessizleşti. Göz açıp kapayıncaya dek, tüm düzenin nasıl çöktüğünü gözelleyebilirsiniz. Fitili dinleyicelerden birinin yuhalamaya başlaması ateşledi. Sesini çıkarmaya cüret eden kişinin kim olduğu hala tartışma konusudur. Sonra biri diğerini takip etti ve saniyeler içinde kitleler ıslıklamaya, yuhalamaya ve bağırmaya başladı. “Te-meş-var! Te-meş-var!”
Balkondaki sakar yöneticinin ellerinden kayıp giden güç, tabii ki meydandaki kitlelerin eline geçmedi. Kalabalık ve çoşkulu olsalar da nasıl biraya gelerek organize olacaklarının bilmiyorlardı. Tıpkı 1977’de Rusya’daki gibi güç, tek sermayesi iyi işbirliği olan küçük bir grup siyasi aktörün eline geçti. Romanya Devrimi, Komünist partinin ılımlı kanadının perde arkasından durumu yönetmek için bir maske olarak kullandığı, kendini Romanya Ulusal Kurtuluş cephesi olarak tanımlayan grup tarafından gasp edildi. Cephenin ayaklanan kitlelerle hiçbir gerçek bağı yoktu, orta kademeli parti yetkililiriyle doluydu ve Komunist parti merkez komitesi eski üyesi ve bir dönem propaganda sorumlusu olan Ion Illiescu tarafından yönetiliyordu. Iliescu ve yoldaşları kendilerini demokratik siyasetçiler olarak yeniden tasarlayıp ellerine geçen her fırsatta devrimin liderleri olduklarını ilan ettiler, çok geçmeden geçmiş deneyimlerini ve sahip oldukları yakın ilişki ağlarının kullanarak ülkenin kontrolünün ele geçirip sömürmeyi sürdürdüler.
Romanyalı eski komünistler kendilerinden önceki diktatörleden ya da meydanlardaki göstericilerden ne daha bir üstün zekaya ne de mahir ellere sahipti. En büyük üstünlükleri esnek işbirliği becerileriydi; kalabalıklardan daha iyi organize olup dar görüşlü Çavuşesku çok daha esnek olmaya rıza gösterdiler.

Daha fazlası için: HOMODEUS — Yarının kısa bir tarihi

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Sokomon’s story.