Başvurunuzu uzatmayın, öz tutun

Zaman zaman Avrupa’da staja veya doktoraya başvuran genç arkadaşlarla yazışırken başvurularını görüyorum. Başvuruların birçoğu çok uzun. Sanki karşıdakinin yeteri kadar zamanı var da oturup sabırla, sonuna kadar okuyacakmış gibi hazırlanmış. Bu yanlış bir izlenim.

Özellikle iyi hocaların zamanı azdır, ve çok sayıda başvuru alırlar. Yani öncelikle başvurunuzun o hocanın dikkatini çekmesi gerek. Dolayısıyla iletinizin başlığının doğru olmalı, daha ilk cümlelerinden kim olduğunuz ve ne istediğiniz kolayca anlaşılmalı.

Birçok hocanın başvurunuzla ilgili ilk merak ettiği şeylerden biri stajınız / doktoranız için halihazırda bir program (Erasmus gibi) veya burs vs. olup olmadığıdır. (Yani hangi parayla gelip gideceksiniz?) Varsa bunu hemen belli edin. Kendi bütçesinden harcaması gerekmeyecekse başvurunuzu daha olumlu karşılayacaktır.

Daha önce hangi yöntemlerle çalıştığınız da yazılması gereken bir konu.

Birçok hocaya gitmek üzere yazıldığı belli, genel yazılar ilgi çekmez. Özellikle gönderdiğiniz hocaya yönelik, onun araştırma sahasına ilginizi belli edecek şekilde yazılmış başvurular dikkat çeker. Tabii herkes “araştırma sahanızı çok ilginç buluyorum” yazabilir, o yüzden ilginizi gösterecek, başkalarının hemen yazamayacağı bir şeyler yazmalısınız. Mesela hocanın yayınlanmış araştırmalarından hangisi ilginizi çektiyse bundan kısaca bahsedin. Veya kendi çalışmak istediğiniz bir araştırma konusu önerin.

Yukarıdaki önemli bilgilerin, gereksiz ayrıntılar ve uzun cümleler arasında kaybolmasına izin vermeyin. Özgeçmişinizde de eğitim durumunuz, sunum ve yayınlarınızı özellikle öne çıkarın. Sanatsal, felsefi görüşleriniz ise karşınızdakinin merak ettikleri arasında değildir, çoğunlukla kalabalık yapmaktan başka işe yaramaz.

Dolayısıyla, az ve öz yazmanızı tavsiye ediyorum.