Görev: Emanetleri Arakanlı mültecilere ulaştırmak ✔️

Fotoğraflar: Serdar Gürçay
“Ey insanlar! Bakın, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyın…” (Kur’an 49; 13)

İHH İnsani Yardım Vakfı ‘nın 2017 Ramazan çalışmaları kapsamında Arakanlı mültecilerin ambargo altında yaşadığı Bangladeş’e gidecek ikinci ekipte yer almak nasip oldu.

Güney Asya’da Hindistan ve Myanmar’a sınır komşusu olan ve nüfusu yaklaşık 175 milyon olan Bangladeş’in büyük çoğunluğu Müslüman.

İstanbul’dan başkent Dhaka’ya yedi saat, oradan da 45 dakikalık uçuşla konaklayacağımız ve yardımlar için harekete geçeceğimiz Chittagong’a vardık. İndiğimizde sabah saatleri olmasına rağmen hava 27 derece ve bunaltıcı derecede sıcaktı.

11 Haziran pazar günü öğle vakti harekete geçerek partner kuruluş eşliğinde arabayla dört saat uzaklıktaki Arakanlı mültecilerin yaşadığı Chakaria’ya (Çakarya) ulaştık. 200 ihtiyaç sahibi aileye içinde un, pirinç, nohut, şeker, tuz ve yağ bulunan kumanyaları dağıttık.

Vakit kaybetmeden aynı mahallede Arakanlı yetimlerin eğitim gördüğü Esrâfu’l Ulûm medresesinde 200 yetim çocuğa bayramlık elbise ve harçlık yardımı yaparak tatlı yüzlerini güldürdük.

İftara bir saat kalmıştı. Aynı bölgede İHH’nın mülteciler için düzenlediği iftarda 300 Arakanlı kardeşimizle pilav, mangolu meyve suyu, muz ve sudan oluşan menümüzle bereketli bir iftar yaptık. Hazırlanan yemekleri onların usulüyle yiyip kardeşliğimizi pekiştirdik ve yine hep birlikte namaz kıldık.

Ertesi gün yine yoğun yağmur eşliğinde ormanlık yollardan Chakaria’ya ulaşarak bizleri bekleyen 200 ihtiyaç sahibi çocuğun yüzünü Türkiyeli hayırseverlerin hediye ettiği bayramlık elbise ve harçlıklarla güldürdük.

Onlar da tıpkı öncekiler gibi elbiselerini hemen heyecanla paketten çıkartıp giydiler. Yüzlerindeki gülümseme neden burada olduğumuzu idrak ettirdi bize. Ardından bölgedeki halkla yine İHH’nın iftar sofrasında buluştuk. Yine 300 kişilik kocaman bir cemaattik.

Arakanlılar Bangladeş’te kendi hallerinde yaşamaya terkedilmiş, suçlu gibi muamele gören ve dışardan kendilerine yardım ulaştırmanın da suç olduğu insanlar. Çoğu, Bangladeş halkının arasına karışıp Arakanlı olduğunu gizleyerek hayatını sürdürüyor. Bazıları ise hükümetin ambargosu altında kamplarda yaşıyor. Bizler de o insanlara ulaşmak için bir sonraki gün sahurdan sonra yola düştük.

Arakanlıların yaşadığı kamplara yaklaştıkça gün yeni yeni aydınlanıyordu. Buradaki partner kuruluşta görevli, kendisi de Arakanlı olan dostumuz bize bir kez daha hatırlatıyordu: “Polis çevirirse turistik amaçlı geldiğinizi söyleyin.” Diğer günlerde daha az kişiye yardım yapılmasına rağmen 3–4 saat süren programlarımız, Arakan kamplarında 400 kişiye kumanya, 100 kişiye de zekat/fitre yardımı yapmamıza ve kampın içinde gezmemize rağmen yaklaşık 1 saat sürdü. Çünkü sürekli “güvenlik problemi var acele edelim” uyarısı alıyorduk görevlilerden.

Kamplarda yaşayan Arakanlıların yaşam şartları o kadar kötü ki.. Sürekli yağmur yağdığı için her yer çamur. Kendilerinin yaptığı derme çatma barakalarda yaşıyorlar. Çocukların sadece ayakları değil üstleri de çıplak yokluktan. 40 bin aile var bu kamplarda ve sayı sürekli artıyor.

Türkiyeli hayır severlerin Ramazan yardımlarını İHH aracılığıyla Bangladeş’teki ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık, kardeşlerimizle paylaştık. Ama anladık ki daha yapılacak çok iş var. Bütün Dünya’da…

Ekibimizdeki yönetmen Orhan Dede’nin hazırladığı videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.