Mobilde Satışları Artırmak için Yapılaması Gerekenler
Tüketiciler, satın alma yapmanın dışında en yaygın olarak, mağazaya gitmeden önce lokasyon bilgisi almak, ürün ve marka hakkında yorumları okumak, arkadaşlarından ürün hakkında yorum almak ve en çok da mağaza içinde fiyat karşılaştırması yapmak için cep telefonlarını kullanıyor.
Bu yazı Digital Age Temmuz sayısında yayınlanmıştır.

Mobil hem e-ticaret hem de perakende sektörü için yeni bir konu değil aslında. Geçtiğimiz beş yıldan bu yana pek çok marka mobili, stratejilerinin odağına koymuş bulunuyor ancak özellikle son bir yıldır tüketicilerin mobil kullanım alışkanlıklarındaki değişim markaların da stratejilerini gözden geçirmelerine neden oldu. Bu gözden geçirmenin nedeni ise mobil dönüşümün ilk aşamalarında stratejiler daha çok tüketicilerin, satın almayı mobil üzerinden tamamlanmasına yönelikken, geçen süreçte mobilin asıl etkisi satın almanın gerçekleştiği yer olmaktan öte satın alma kararının verilmesi olduğu görüldü. Tüketiciler, satın alma yapmanın dışında en yaygın olarak, mağazaya gitmeden önce lokasyon bilgisi almak, ürün ve marka hakkında yorumları okumak, arkadaşlarından ürün hakkında yorum almak ve en çok da mağaza içerisinde fiyat karşılaştırması yapmak için cep telefonlarını kullanıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine baktığımızda, 2015 yılında cep telefonu sahiplik oranı yüzde 90’ların üzerine çıktı, bunların yüzde 74.4’ü ise internete bağlanmak için kişisel telefonlarını kullanmaya başladı. Bu oran bir önceki yıl yüzde 58’lerde olduğunu düşündüğümüzde tüketicinin hızlı dönüşümünü görebiliyoruz.
Araştırma sonuçlarına baktığımızda ise bu dönüşümün hangi noktalara etki ettiğini net olarak görebiliyoruz. Pwc tarafından geçtiğimiz yıl yapılan küresel toplam perakende araştırmasına göre tüketicilerin %73’ü mobil cihazları üzerinden ürün hakkında bilgi topluyor ve fiyat karşılaştırması yapıyor, %31’i mağazaların yerini mobil cihazları aracılığı ile buluyor, %25’i ise alışverişleri sırasında mobil kuponları kullanıyor. Türk tüketicilere baktığımızda ise lokasyon arama %36, mobil kupon kullanımı ise %28 olarak görünüyor.
2017’de m-ticarette 80 milyar TL’lik hacim beklentisi
Deloitte ve Birleşmiş Markalar Derneği (BMD)’nin 2014 yılında mobilin, Türkiye’deki mağazacılık ve perakende sektörüne etkisi üzerine yapmış olduğu araştırma sonuçları da dikkat çekici. 2012’de akıllı telefonlar üzerinden yaklaşık yüzde 0,7 ile 300 Milyon TL’lik bir hacim oluşurken, mobilin etkisi ile gerçekleşen perakende satışlarının ise bunun 6 katı yani 1,7 Milyar TL olarak gerçekleştiği belirtiliyor. Araştırmaya göre 2017’de mobilin perakende satışları üzerindeki etkisinin yüzde 17’lere çıkarak 80 Milyar TL’lik bir hacim oluşumuna katkı sağlaması bekleniyor.
Mobil üzerinden gerçekleşen satışlara baktığımızda ise e-ticarette olduğu gibi m-ticarette de Amerika ve Çin lider durumunda. Ortalama bir mobil kullanıcı Çin’de her gün yarım saatini cep telefonu üzerinden alışveriş yaparak geçiriyor. Mobil üzerinden alışveriş yapan 340 milyon kullanıcı sayısı ile Çin ilk sırada yer alıyor, Amerika’da ise kullanıcı sayısı 122 milyon. Toplam m-ticaret market büyüklüğü yüzde 140 büyüme ile Çin’de 319 Milyar iken Amerika’da 104 milyar $. Mobil üzerinden satış yapan top 50 listesinin satışa dönüşüm oranı ise yüzde 2.83 civarında.
Türkiye’ye baktığımızda, rakamlar bu kadar dikkat çekici olmasa da oluşturduğu potansiyel ile karamsarlıktan uzak. 35 Milyon kullanıcı cep telefonu üzerinden internet kullanıyor. Kullanıcıların yüzde 24’ü bir ürün ya da hizmeti mobil olarak satın almış, %54’ü bir ürünü mobil olarak arama yapmış ve yüzde 40 ise bir e-ticaret sitesini ziyaret etmiş.
Geçtiğimiz yıl pek çok e-ticaret sitesinde mobil trafik yüzde 50’lerin üzerinde çıktı hatta bazı sitelerde yüzde 70’lere ulaştı. BKM’nin raporuna göre, Türkiye e-ticaret pazarında mobilin payı yüzde 17. Amerika’da ise e-ticaret pazarının üçte bir mobil üzerinden gerçekleşiyor.
Hem perakendeciler hem de e-ticaret siteleri için mobil aracılığı ile satışlarını artırmak için dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralayabiliriz:
1- Kanallarınızı mobile hazırlayın. Responsive, adaptive ya da app, hangi kanal ya da kanallarda olacaksınız?
Öncelikle sizin için en doğru çözümü seçin. Responsive site size uzun zamanda maliyet avantajı getirirken, mobil uygulamalar kullanım kolaylığı sunar ancak maliyet ve güncelleme konularına dikkat etmek gerekir. İndirilen app’lerin yüzde 25’i bir defa kullanıldıktan sonra siliniyor. Uygulamanızın düzenli kullanılması için nedenler yaratmalısınız. Tüketicilerin yüzde 81’i alışveriş sırasında mobil site tercih ederken, konu ürün özellikleri ve fiyat araştırması yapmaya geldiğinde yüzde 40 oranında mobil uygulamalar tercih ediyor. Mobilde hangi kanallarda nasıl bir strateji ve içerik ile ilerleyeceğinizi belirleyin.
2- Mobil siteniz hızlı değilse, kullanıcılarınızı baştan kaybettiniz.
Web sitenizin hızı önemlidir ancak mobil sitenizin hızı bundan çok daha önemlidir. Mobil kullanıcılar masaüstü kullanıcılarına göre sitenizi üç kat daha hızlı terk ediyor. Mobilde bir işlemi tamamlamak için bir süre beklemeleri gerekiyorsa mutlaka kullanıcılarınızı sistem durumu ile ilgili bilgilendirin.
ETİD verilerine göre ise mobilde 1 saniyelik artış ciro üzerinde yüzde 5 oranında etki ediyor. Bu etkide arama motorlarının mobilde hızlı olan siteleri SEO açısından önceliklendirmesi de oldukça önemli.
3- Kullanıcı deneyimine odaklanın? Web sitenizin tasarımı ve kullanım kolaylığını artırın.
İster internet isterse mobil siteniz olsun, kullanıcı deneyimine yönelik hazırlanmış siteler marka değer algısı yaratmak için büyük önem taşır. Mobil kullanıcı arayüzlerinizi hazırlarken görsellik kadar kullanılabilirliğe de öncelik verin. Kullanıcıyı en kısa adımda sonuca yönlendirin. Tasarımın her aşamasında küçük ekran faktörünü göz önüne alarak, büyük parmak ve dokunmatik ekran sorunlarına dikkat edin. Çok fazla metin doldurma gibi süreçlerden kaçının. Unutmayın ki internet sitenizde yer alan her özelliğe mobil sitenizde de yer vermeniz gerekmiyor. Kullanıcılarınızın beklentilerine göre daha hızlı ve kompakt bir çözüm sunun.
4-Arama sonuçlarında üst sıralarda olun.
Mobil kullanıcılarının yüzde 48’i başlangıç noktası olarak arama motorlarını kullanıyor. Mobil sitenizi hazırlarken içeriklerin ve kodlamanın “mobile friendly” olarak yapılması mobil aramalarda daha etkin sonuç almanızı sağlayacaktır. Mobil üzerinden yapılan ürün aramaların yüzde 70’i bir saat içerisinde satın almaya dönüşüyor ki bu oran SEO optimizasyonunuz önemine dikkat çekmek için yeterlidir.
5- Kanallarınız arasında etkileşimi güçlendirin.
Alışverişin tek bir kanal üzerinden gerçekleştiği dönemi çoktan geçtik, dönem omni-channel dönemi. Mobil stratejinizi belirlerken farklı kanallar arasındaki etkileşimi güçlendirin. Bunun için, mobil versiyona ayrı bir veritabanı yerine ana back-office sistemlerine entegre edin. Bu şekilde web sitenizde gezinen kullanıcı mağazanıza geldiğinde onu tanıyın ve mobil aracılığı ile ona özel fırsat sunabilin.
6- Lokasyon servislerini kullanın.
İster mobil uygulamanız olsun ister mobil uygulama lokasyon servislerinin kullanımını sağlayın, tüketicilerin yüzde 31’ i mağazaların yerini mobil telefonları aracılığı ile buluyor. Onları en yakın mağazaya yönlendirmeniz hatta aradığı ürünün o mağazada bulunup bulunmadığını bildirmeniz, kullanıcının mobil siteniz ile yaşadığı deneyime büyük katkı sağlayacaktır. Bunun yanında lokasyon servisleri marketing çalışmalarınız için de büyük önem taşıyor.
7- Mobil ödeme sayfalarınızı optimize edin.
Mobilde hızın öneminden daha önce bahsetmiştik. Burada bahsettiğimiz sadece teknik açıdan mobil sitenizin yüklenme hızı değil, aynı zamanda mobil sitenizdeki kullanıcı deneyiminin de hız göz önünde bulundurularak tasarlanması. Bu noktada en kritik aşama, ödeme adımı olarak öne çıkıyor. Ödeme aşamasında teslimat adresi, kargo gibi bilgilerin istenme süresini minimuma indirerek “one click payment” gibi çözümler sunmanız süreci kısaltmanız ve hızlandırmanda önemli fayda sağlıyor.
Bu yazı Digital Age Temmuz sayısında yayınlanmıştır.