Perakendeye Yön Verecek 10 Trend

Capital Dergisi Mayıs sayısında “Perakendeye Yön Verecek 10 Trend”e yer verdi. Pek çok markanın yöneticilerinin görüşlerinin yer aldığı özel haber çalışmasında uzmanlara göre yeni dönemde perakende sektörü 10 trend etrafında şekillenecek. Çoklu kanal stratejisi, CRM, perakende analitiği, interaktif vitrinler ve mağaza içi kanallar bunlardan birkaçı.

Positive olarak haberde konuyu mağaza içi kanallar açısından ele aldık.

“Mağaza içi kanal dönemi
Fiziksel mağazaları etkisi altına alan diğer trend, gelecekte daha da yaygınlaşması beklenen “mağaza için satış kanalları”. Bu yöntem, özellikle son dönemde metrekarelerini küçülterek, daha küçük mağazalarla, daha çok bölgeye girmek isteyen markalar için farklı bir çözüm. Positive A Digital Approach Kurucu Ortağı Caner Istı, bu gelişmeye dair şunları söylüyor:
‘Bu yıl ülkemizde de çokça görmeye başlayacağımız mağaza içindeki kiosk ve dokunmatik ekranlar buna örnek. Markalar, bu kiosklar sayesinde, mağazada bulunduramadıkları ürünleri de satabilecekler. Yani yeni bir kanal niteliği taşıyor.”

Perakendeye Yön Verecek Trendleri Hakkında Positive olarak değerlendirmelerimiz ise şu şekilde.

Teknolojinin gelişimi tüketici alışkanlıklarını da değiştirirken bu değişimden en çok tüketici odaklı olan perakende sektörü etkileniyor. Özellikle online ve offline olarak hizmet veren perakendeciler bu yeni teknolojilere daha hızlı adapte olurken, yurt dışında başarılı örneklerini gördüğümüz uygulamalar yavaş yavaş ülkemizde de sektörün öncü markaları tarafından uygulanmaya başladı.


Bu değişimin en önemli iki trendi olarak mobil ve omni-channel yaklaşımı geliyor. Mobil için yeni trend demek çok doğru olmaz ancak mobilitenin hayatımıza getirdiği dönüşümün etkisini asıl bu yıl yaşamaya başlıyoruz. Bunu sadece tüketiciler ile iletişime geçtiğimiz ya da alternatif bir satış kanalı olarak değerlendirmek, mobilin gücünü yadsımak anlamına da geliyor. Markalar müşterilerinin kim olduğu, satın alma alışkanlıkları gibi pek çok bilgiyi mobil cihazları aracılığı ile ulaşarak onlara kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor.

Online alışverişin ilk yaygınlaşmaya başladığı yıllardan bu yana hep internet ve e-ticaret, mağazadan yapılan alışverişlerin geleceği için tehdit olarak görüldü. Ancak son dönemde hayatımıza giren omni-channel yaklaşımı ile tehdit olmaktan çıkarak tüm alışveriş ve müşteri deneyim kanallarını birleştirerek, birbirinden beslenen ve satış sürecine pozitif katkı sağlayan yeni bir alışveriş deneyimi oluşturuluyor.

Omni-Channel yaklaşımı ile markalar tüketicilerini, ister mağaza, ister bilgisayar, ister çağrı merkezi veya mobil ile satın alma yapmış olsun, markanın müşterisi olarak tanımlanıyor ve tüm kanallarda aynı müşteri deneyimini yaşatmayı hedefliyor.

Biz Positive olarak çalıştığımız e-perakende markalarına 40’ın üzerinde omni-channel çözümü sunuyoruz. Bunların birkaçını bir akış üzerinde örneklemek gerekirse; tüketici web sitesinde bir ürün inceliyor ve sepetine ekliyor. Bu arada teslim seçeneklerinde sepetindeki ürünü stoklarında bulunduran en yakın mağaza bilgisine ulaşıyor. Mobil telefonu üzerinden mağaza lokasyonunu bulup alışveriş deneyimine mağazada devam ediyor. Bu noktada marka daha önce web sitesini ziyaret eden tüketicisini mağazada tanıyarak daha önce web ve mobildeki etkileşimine özel bir kampanya sunarak tüm kanalları arasında kesintisiz bir alışveriş yolculuğu kurabiliyor. Bu ve benzer omni-kanal senaryoları markanın ihtiyaçlarına göre çeşitlendirilebilir.

Şu anda en çok kullanılan omni-channel uygulamaları arasında ise click&collect değimiz, internet üzerinden satın alınan ürünlerin mağazadan teslim alınması geliyor. Avrupa’da online alışverişlerin yüzde 50’si click&collect ile gerçekleşiyor. İkinci örnek olarak, bu yıl ülkemizde de çokça görmeye başlayacağımız mağaza içerisinde alışveriş yapabileceğimiz kiosk ve dokunmatik ekranları gösterebiliriz. Özellikle son dönemde metre karelerini küçülterek, daha küçük mağazalar ile daha çok bölgeye girmek isteyen markalar için kiosklar mağazada bulunduramadıkları ürünleri de satabilecekleri bir kanal niteliği taşıyor. Bunlar dışında henüz çok örneğini görmediğimiz ama yurt dışında yaygınlaşan kullanımları ile interaktif giyinme odaları, beacon’lar ile tetiklenen mobil kampanyalar ve interaktif vitrinlerin yaygınlaştığını göreceğiz.

Teknoloji ve tüketici alışkanlıkları perakende sektörünü değiştiriyor.

Teknoloji ve onun ile birlikte değişen tüketici ihtiyaçları bu gelişmenin en temel nedeni. Avrupalı tüketiciler, kasada sıra beklememek için ürünlerini online satın alıp mağazadan teslim aldıklarını söylüyor.

Tüketiciler artık hangi kanaldan alışveriş yaptığına bakılmaksızın kendini o markanın müşterisi olarak tanımlıyor ve farklı kanallar arasında farklı bir deneyim yaşamak istemiyor.

Diğer yandan son beş yıla baktığımızda dünya genelinde perakende sektörünün büyüme oranlarındaki yavaşlamayı görebiliyoruz. Geçtiğimiz yıl Amerika’da tüm perakende sektörü sadece yüzde 1 oranında büyürken e-perakende yaklaşık yüzde 15 oranında büyüdü. Ülkemizde de durum çok farklı değil; perakende sektöründeki büyüme hala yüzde 10 gibi çift rakamlı ancak e-perakendenin büyüme oranı perakendenin yaklaşık üç katı düzeyinde. Bu rakamlar pek çok markayı, online’a olan yatırımlarını artırmaya doğru götürüyor. Türkiye’de alışveriş merkezlerinin hem tüketici hem de markalar için önemi aşikar. Ancak yüksek metre kare fiyatları ve sabit giderler markaların daha çok verimliliğe odaklanmalarını ve bunun için stratejilerinde online ve offline gücünü birlikte kullanmaya yöneltiyor.

Geçtiğimiz günlerde Amerika’da iki büyük perakende devi, metre kare başına verimliliği düşük olan mağazalarını kapatma kararı aldıklarını açıkladı. Kapatma kararının nedenlerinden biri olarak ise tüketicilerin giderek mağaza yerine online alışverişi tercih etmeleri gösteriliyor. Diğer yandan sadece onlineda hizmet veren markalar da mağazalarını açmaya başlıyor. Ülkemizde ilk örneğini E-bebek ile görmüştük, bu yıl ise Markafoni, Mizu gibi yeni markalar da bu trendi takip etmeye başladı. Önümüzdeki dönemlerde perakende sektöründe bu tarz geçişleri görmeye devam edeceğiz.

Rekabette öne çıkmak için markalar neler yapmalı?

Öncelikle bu dijital dönüşümün dışında kalmamaları gerekiyor. Genç nesil teknolojiyi sonuna kadar kullanıyor ve adaptasyon güçleri çok yüksek. Stratejilerine mobil ve omni-channel yaklaşımını katmayan ve dijitalleşen dünyaya adapte olamayan markalar rekabette geri planda kalacaktır.

Biz çalıştığımız markalara öncelikle web, mobil, mağaza, kiosk vb. farklı satış kanalları arasında tüketicileri ile tek bir marka kimliği ile deneyim sunmalarını sağlıyoruz. Bunun tüm aşamaları ile gerçekleştirmenin zor, zaman ve emek isteyen bir süreç olduğunu biliyoruz onun için de iyi platform ile başlayıp tüm süreçleri tasarlıyoruz. Responsive tasarım, instore ordering (mağaza içerisinde kiosk ya da dijital ekranlar ile alışveriş yapabilme), self-checkout ve click&collect gibi müşteri deneyimini maksimize eden uygulamalar ile basamak basamak ilerliyoruz.

Like what you read? Give Positive a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.