“Duygular” için tasarım..

Duygular için tasarım, öznelliği üzerinden bizimle iletişime geçen tasarımlar için kullanılan ve gittikçe daha sık duymaya başladığımız bir kavram.

İnsanlar hayvanlardan farklı olarak akıllı canlılardır ve her türlü seçimleri sırasında tüm seçenekleri masaya yatırarak, aralarından en mantıklı olanı seçerler… mi acaba? Artık kullanıcı davranışları araştırmalarında ve uygulamalarında mantıktan ziyade duygunun daha baskın rol oynadığı kabulüne göre hareket ediliyor.

Peki biz tasarımcılar bu kabulden nasıl bir ders çıkarabiliriz…

Duygu dediğimiz..

Çoğumuz için duyguları tanımlamak zordur. Çünkü duygu denilen kavram hissettiklerimizle alakalıdır ve oldukça kişiseldir. Literatürde duygular oldukça karmaşık psikofizyolojik değişimler olarak tanımlanır. Ya da psikofizyolojik değişimler yerine ruhsal, zihinsel ve fiziksel değişimler de diyebiliriz.

Duygulara verdiğimiz tepkiler genellikle dış uyaranlara bağlı olarak bilişsel tepkiler ile oluşur. Biliş sayesinde dış ortamımızdan sürekli bilgi ediniriz. Bu bilgiler beynin ilgili bölgelerinde algıya dönüşür ve algılarımız duygular başta olmak üzere çeşitli tepkiler doğurur. Şöyle düşünün korktuğunuz zaman aslında tam olarak neden korkarsınız? Korktuğunuz şey aslında ortamdaki potansiyel tehlikenin varlığıdır. Örneğin evde tek başınız kaldığınız bir gece, ışıklar kapalıyken karanlıkta hareket eden bir şekil gördünüz ve bir an için bu şeklin evde dolaşan yabancı biri olabileceğini düşündünüz. Bu düşünceniz aslında olayları yorumlama şekliniz, yani algınızdır. Ancak bu algı sebebiyle evde potansiyel bir tehlike olabileceğini düşünüp korktunuz. İşte dış uyaran etkisiyle duyguların oluşması süreci kabaca bu şekildedir.

Duygular genellikle iki sınıfta toplanır; iyi ve kötü duygular. Kötü duygular korku, gerginlik, öfke gibi performans düşüren hislerimizdir. Mutluluk, sevinç gibi olumlu hisler ise iyi duygular olarak kabul edilir.

Burada iyi ve kötü şeklinde yapılan sınıflandırma sizi yanıltmasın. Kötü şeklinde nitelendirdiğimiz duygular türümüzün devamlılığını sağlaması ve hayatta kalması için gereklidir. Bizleri tehlikeli durumlara hazırlar, önlem almamızı ve hatalarımızdan ders çıkarmamızı sağlar. Kötü bir duygu ile karşılaştığımızda bir daha bizi aynı duygu ile karşılaştıracağını düşündüğümüz seçeneği seçmez ve bir alternatif aramaya başlarız!

Duygular ve Tasarım

İnsanlar her gün ürünler ile iletişim kurarlar. Bu esnada ürünler çeşitli mesajları kullanıcılara iletmektedir — ki bu mesajlar, dış etkenler/uyaranlar olarak kullanıcılarda bir takım duyguların uyanmasına sebep olurlar.

Örneğin arkadaşınızın evinde ilk defa gördüğünüz bir su ısıtıcısını kullanmak istiyorsunuz. Aslında tek yapmak istediğiniz ısıtıcıyı çalıştırmak, ancak ürün üzerindeki birbirinin aynısı gibi gözüken 3 tuştan hangisi açma kapama tuşu bilemediniz, bu durumda kafanız karıştı. 3 tuşa da tek tek basıyorsunuz ancak suyun ısınmaya başladığına dair ne sesli ne görsel bir uyaran alamıyorsunuz. Bu sefer sinirlendiniz. Ardından su ısıtıcısının içindeki su seviyesini hiç göremediğinizi farkediyorsunuz, ısıtıcının içinde su var mı yok mu anlayamıyorsunuz. Artık kesinlikle öfkelisiniz. (Peki tersi durumda ne olur? Estetik olduğunu düşündüğünüz bir ürün pozitif bir duygu uyandırabilir ve daha önemlisi beyninizde ödül merkezinizi uyarabilir. Ancak bu ilginç ilişki başka bir yazının konusu.)

Öyleyse tasarımcılar ne yapmalı? Öncelikle tasarımcılar ürünün ne tür işleve sahip olması gerektiğine veya ne için kullanılacağına odaklanmalıdır. Ardından tasarlanan ürünün kullanıcıların beklenti ve hedefleri ile eşleşmesi sağlanmalıdır. Kullanıcı ürünün ne için tasarlandığını ve nasıl kullanıldığını kolayca anlayabilmelidir. Tasarımlar etkin(kullanıcıların beklentilerini karşılayan), efektif (kullanımı kolay olan) ve çekici (estetik endişe taşıyan) olmalıdır. Aksi prensiplere göre tasarlanan bir ürüne sahip kullanıcı, ürünün kullanımı sırasında duygusal olarak zorlanacak ve yaşadığı bu kötü duyguları bir daha yaşamamak için alternatif ürünlere yönelecektir.

İpucu 1!: Ürün ile ilgili olumlu duygular uyandırmaya çalışın ve iyi bir kullanılabilirlik sağlayın.
İpucu 2!: Kusursuz tasarımlar yalnızca olumlu duyguları uyandırmakla kalmaz, aynı zamanda ürünle ilgili kötü bir duygu oluşmasına engel olur. Böylece kullanıcı hayal kırıklığına uğramayacak ve alternetif aramaya çıkmayacaktır.