Aydınlık Korkusu — Işıklar

Gece vakti ayakta duranların aşkıdır karanlık. Sevmekten başka çaresi olmadığı için sarılır koynuna, yıldızlara bakar gözlerinin kenarı ama göremez. Korkudan beslenen duyguların çorbasında şekillenir hissiyatlar ve vücut bulur. Kalem olur, kağıt olur, kelam olur, seks olur, silah olur… uzar gider iyi kötü ne varsa. Bu sebep ile kimse karanlıktan korkmaz, korkamaz! Her çekincesinde sessizlikten, yalnızlıktan uzak kalır. Kendisini unutur. Bir eli değmelidir. İnsanlığı hatırlamak adına sadece parmak ucu gereklidir. Gerisi teferruatın ötesinde saklanmış fantezilerdir. Cinsellikten içeri veya dışarı farketmez! Hoş eder…

“Kime karşu duralım?”

Sorusunda cevaplar dolanıyor. Ekran canımı acıtıyor, yazıyorum. Başıma ağrılar girdi fakat telefona bakabiliyorum. Odanın kenarında/köşesinde ne var ise görmek istiyorum… ışık verin bana. Avuç dolusu aydınlık sakladık evlerimize, ceplerimize. Kimsenin kaçamadığı elden çıkma güneşlerimiz var. Ansızın buluyorlar. Söze düşen tek hitap “Karanlıktan korkun.” ve bizler, inanıyoruz.

Belki de gözlerimiz hiçlik için yaratıldı/evrimleşti. Tüm insanların mutlu olma sebebiydi körlük? Güneş, hepimize zarar veren bir gaz bulutu… Yavaş yavaş yok ediyor. Yangın yerine dönüyor retinalar. Seni, onu, ağacı görüyorum. Doğru mu?

Herkes karanlıktan korkar, ya ışık?

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.