Çevre Raporlamalarının Kurumsal Etkisi

Çevresel farkındalığın yükselmesi ve ülkelerin ve uluslararası yapıların yapıcı adımlar atmasıyla birlikte, son dönemde, tüketim bilinci, çevre yönetimi, sürdürülebilirlik raporlamaları, zorunlu ve gönüllü beyanlar, şirketler ölçeğinde de gelişmektedir. Gönüllü çevresel beyanların ve raporlamaların yapılması, şirketlerin kurumsal itibarı açısından yüksek önem taşımaktadır. Çevresel beyanlar, iş yapış modelini sağlamlaştırmakta ve uluslararası platformlarda rol alan ve paylaşım yapan firma sayıları giderek artmaktadır.
Beyanlar ve eylemlerin somut iş faydalarına bakarsak, şirketler, iklim değişikliği, ormansızlaşma ve su güvenliğini ele almak için hedeflerini belirleyip takip ediyor ve anlamlı adımlar atıyorlar. Sürdürülebilirlik ve çevre çalışmaları, şirketlerin uzun vadeli sürdürülebilirliğini ve kârlılıklarını sağlamanın yanı sıra, Paris Anlaşması gibi düzenleyici ve politika değişikliklerine cevap vermelerini de sağlar. Sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve karbon ayak izi yönetimi ve aksiyonları, işletmelerin yatırımcılarına veri sunmalarına yardımcı olur. Günümüzde, küçük büyük birçok işletme, yatırım değerlerini belirleyip sundukları dönemsel raporlamalarında, çevresel etkilerine de yer vermektedirler. Günümüzde, şirket değerlendirmesi ve kredibilite çalışmalarında ve proje yatırımlarında, karar vericilerin çevresel etkileri sorgulaması, gerekli aksiyonların alınması ve takip edilmesinde önemli role sahiptir. Uluslararası işletmeler de tedarik zincirlerini belirlerken, belirli standartların işbirliği yaptıkları işletmelerde mevcut olmasını ve raporlama şeffaflığını ararken, iklim değişikliği ve karbon ayak izi etkilerini de denetlemektedirler.
CDP (Karbon Saydamlık Projesi) ve GRI (Global Raporlama Girişimi) gibi uluslararası kabul görmüş uygulamalar, iklim değişikliğine uyum ve aksiyonlarda, şirketlerin rollerini beyan ve raporlamaları için yöntemleri sunarak platform sunar. Bu kapsamda, iklim değişikliği ve tedarik zinciri programlarında yer alan şirketler, detaylı anketleri doldurarak yatırımcılara, satın alma organizasyonlarına ve diğer paydaşlara veri gönderirken, sürdürülebilirlik raporlarının hazırlanması için sunulan geniş kılavuzlardan faydalanmaktadırlar. CDP ve GRI soru ve kılavuzları belirlenirken, WRI (Dünya Kaynakları Enstitüsü) ve WBCSD (Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi) tarafından geliştiren Sera Gazı Protokolü Kurumsal Standardı ve Kapsam 3 (Değer Zinciri) Standardına bağlı çalışılmıştır.
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2018 raporuna göre, 2018 yılı itibariyle, toplam 108 ülke sürdürülebilir tüketim ve üretim ile ilgili ulusal politika ve girişimlere sahiptir. KPMG’nin yakın tarihli bir raporuna göre ise, 49 ülkede en büyük 100 şirketin dörtte üçü olan ve dünyanın (gelir açısından) en büyük 250 şirketinin yüzde 93'ü, sürdürülebilirlik üzerine raporlama yapıyor. Bu rakamlar, sürdürülebilirlik raporlamalarının uluslararası ölçekte, ülkelerin ve işletmelerin faaliyet ve vizyonlarında yer aldığını göstermektedir.

İşletmelerde çevre ve sürdürülebilirlik yönetimlerinin geliştirilmesi ve doğru uygulanması, çevresel verilerin tutarlılığını ve karşılaştırılabilirliğini artıracak, kurumsal raporlamayı daha verimli ve etkili hale getirecek ve iklim değişikliği programlarını ve sürdürülebilirlik raporlamalarını iyileştirecektir.
Piyasa ihtiyaçlarına ve müşterilere cevap verebilmek, bu amaçta bilinçli kararlar vermek için, verilerin elde edilmesi, analiz edilip anlamlandırılması büyük önem taşımaktadır. Sektöre dayalı yapılan raporlamalar ve analizler, işletmelerin iyileştirme kararları alabilmesi için sektördeki benzer işletmelerle karşılaştırma imkanı sunmaktadır. Böylece karşılaştırılabilirlik ve anlamlı bilgilere odaklanma ile, sektör bazlı çevresel riskler ve fırsatlar vurgulandığında, sağlıklı iyileştirme mümkün olabilmektedir. Şirketler, sürdürülebilirlik raporlamaları ve çalışmaları ile, çevre konularını iş stratejisine ve finansal planlamaya dahil etmek için ileriye dönük metrikleri kullanmakta ve riskleri azaltarak pazarda aksiyona hazır çalışabilmektedir.
İnovasyon, dünyayı daha sürdürülebilir bir ekonomiye ulaştırıyor. İşletmeler, sera gazı emisyonlarını azaltmak, iş yönetimlerin ve operasyonlarını optimize etmek için inovasyon ve teknolojiden faydalanıyorlar. Pazarın her aşamasında, yatırımcılar, işletmeler ve müşteriler, yatırım ve satınalma kararlarını, pazardaki değere göre değerlendiriyorlar ve artık bu değerlendirmede çevresel faktörler göz ardı edilemeyecek seviyededir.
Yüksek teknoloji kullanımının operasyonel faaliyetlere dahil edilmesi ile artık işletmelerde farklı operasyonların, üretim ve tüketim performanslarının ve ilgili diğer verilerin toplanması ve birlikte kapsamlı değerlendirilip detaylandırılmış yüksek analizinin yapılması mümkün olmaktadır. İşletmelerde kullanılan, kurumsal ve çevresel raporlama süreçlerini daha kolay ve daha sezgisel hale getiren platformlar ile, bilim temelli hedefler ve ilerleme analizi gibi ölçümlerle ilgili öncü çalışmalar yapılmaktadır. Bu sayede, öncü olan şirketler, teknolojik analiz platformları ile sürdürülebilir ekonomiye dahil, aksiyon alabilir yapılar haline gelirler ve dinamik ekosistemlerde var olma şansı yakalarlar.


