Müzik Kulağı Nedir? Beethoven 9. Senfoni’yi Nasıl Besteledi? Cd’ler Neden 74 Dakika?

Sesleri doğru ayrıştırmanın yolu, onları doğru tanımaktan geçiyor.

not: Bu Medium Blog yazısının temeli, sesli video metnine dayandığı için akıcılık bozulma durumunda videoya da göz atabilirsiniz.

Merhaba hoş geldiniz..

Bu yazıyı / videoyu sesleri ayırt etmek, ve müzik kulağı tanımlaması olarak iki adımda ele alabiliriz.

Önce aralıklardan başlayalım.

BÖLÜM 1 : CANLILAR HANGİ FREKANSLARI DUYABİLİYOR?

Sağlıklı bir insanın kulağı 20–20.000hz aralığındaki titreşimlere duyarlıdır. (biz buna 20hz-20kHz aralığı da diyoruz)

Bu aralığın dışındaki sesleri duymamız imkansızdır. Ayrıca maalesef, yaşlandıkça bu aralıkları duyarken de zorlanacağız. Bir zamandan sonra bazı aralıkları hiç duymaz olacağız..

Yarasalar, yunuslar, balinalar, kediler, köpekler gibi bazı hayvanlar bizim duyamadığımız aralıktaki ses titreşimlerini duyarlar ve bunlar yardımıyla haberleşirler.

BÖLÜM 2 : SESLERİ AYIRT ETMEK

Ludwig van Beethoven 1770–1827

Herhangi bir duyma bozukluğu olmayan bir insanın müzik aleti çalabilmesi için duyduğu sesleri ayırt edebilmesi gerekmektedir.

Belki de aklınıza şu soru geldi.

Beethoven duymuyordu, eserler besteliyordu, gerçekten enstruman çalmak için duymak gerekiyor mu?

Elbette gerekiyor. Notaları bilmek, bir sesi, bir başka sesten ayırt etmek, frekans aralıklarına göre, orkestra içerisindeki enstrümanlara göre beste yapmanın yolu elbette duymaktan geçiyor.

Ludwig van Beethoven’ın durumu ise şöyle;

1770 yılında doğan alman besteci otuzlu yaşlarının başında, 1801’de işitme kaybı yaşamaya başlıyor. Ardından çok ağırlaşıp, 1817’de tamamen sağır hale geliyor. Peki bir çoğumuzun melodisini bildiği 9. senfoni ne zaman besteleniyor? 1824’de. Yani tam sağırlığından 7 yıl sonra.

Bunu nasıl başarıyor Beethoven? Kendisi için tasarlanan işitme trompeti olarak geçen özel bir yardımcı aygıt sayesinde.

Bu cihaz, düşük frekanslı sesleri yükselterek, nispeten bir duyum sağlıyor ve Beethoven, bu sayede titreşimleri hissederek eser üretimine devam edebiliyor.

Üstelik 9. Senfoni’nin tam hali tam 74 dakika ve içinde insan sesi olan ilk senfoni olarak tarihe geçiyor.

Hatta bir bilgi daha vereyim. Philips ve Sony firmaları ilk compact disc’i üretecekleri zaman hangi uzunlukta olsun tartışmasında yazılan en uzun bestenin süresinde olmasını kararlaştırmışlar. 74 dakikada verilen bu karar ile Beethoven sayesinde sektördeki bir standart belirlenmiş oluyor.

Şimdi bu küçük bilgiden sonra kaldığımız yerden devam edelim.

Ne demiştik..

Herhangi bir duyma bozukluğu olmayan bir insanın müzik aleti çalabilmesi için duyduğu sesleri ayırt edebilmesi gerekmektedir.

Bunun için sesleri sınıflandırabilmek önemlidir.

Şimdi bas tiz ve orta ses olarak sesi sınıflandırabiliriz.

Bu kavramlar da şöyle.

1. Bas ses: Bazı kaynaklarda “pes ses” olarak da tanımlanan bu ses frekansı kalın sesi ifade eder. (Low)

2. Tiz ses: İnce sesi ifade eder. (High)

3. Orta ses: Bas ya da tiz olmayan sesler orta sesleri ifade eder. (Mid)

Müzik kulağınızı test etmek için duyduğunuz bir sesi bas, tiz veya orta ses olarak tanımlamaya çalışın!

  1. Gök gürültüsü bas seslidir.
  2. Bir akapella grubu olan Pentatonix’in üyesi Avi Kaplan bass sesli bir solisttir.

3. Kontrbas, bass gitar, tuba gibi müzik enstrümanları bas seslidir.

4. Loreena Mckennitt, Şebnem Ferah, Mariah Carey gibi kadın solistler,

5. Fredie Mercury, Steven Tyler, Justin Timberlake gibi erkek solistler, tiz seslidir.

6. Ambulans, itfaiye ve polis sirenleri tiz seslidir.

7. Keman, flüt, klarnet ve kemençe gibi müzik aletleri tiz seslidir.

Bir başka videoda / yazıda da hem kadın, hem erkeklerde ses aralıkları, aralıklara göre tanımlanan tenor, soprano, bariton gibi isimleri detaylıca anlatmaya çalışacağım.

Eğer sesleri doğru ayırt edebiliyorsanız küçük bir detaya daha girebiliriz.

Ritm Duygusu, müzik kulağı için çok önemli bir konudur.

Dinlediğiniz bir şarkının hızlı mı yavaş mı olduğunu anlamaya çalışın. Ayağınızı yere, ellerinizi birbirine vurarak ritim tutmayı deneyin. Eğer kolayca eşlik edebiliyorsanız, ritim duygunuz yeterli demektir. Bu ritm duygusuna sahip olarak, dünyanın çok küçük önemli bir yüzdesinin içinde yer aldığınızı unutmayın.

Başarılı müzisyenlerin ortak noktası iyi bir müzik kulağına sahip olmalarıdır. Yetenek ve çok çalışma birleşince başarı kaçınılmaz oluyor dolayısıyla.
Müzik kulağı veya ritm duygusu gibi özellikler “doğuştan gelen yetenekler” olarak tanımlansa da çok çalışarak yapamayacağınız hiçbir şey olmadığını sakın unutmayın!

Bu konu ile ilgili, içinde sesli örneklerin ve anlatımlarının da yer aldığı videoma göz atabilir. Dilerseniz youtube üzerinden de beni takip edebilirsiniz.

Konu ile alakalı olarak bir iki bilgi vermek de istiyorum.

dilerseniz beni aşağıdaki adreslerden takip edebilir, mini ev albümüme de kulak verebilirsiniz. Zaman ayırıp da okuduğunuz için teşekkürler.

Facebook | Instagram | Twitter | Spotify | iTunes | Apple Music

En aktif Türkçe Yayına bekleriz | Podcast| Facebook | Twitter | Slack