UX için dışarıdan destek mi almalı, içeride ekip mi kurmalı?

Bu soruyu, bir kullanıcı deneyimi tasarımı ofisinin kurucusunun yanıtlayacak olması, SHERPA ve SHERPA Blog’u yeni tanıyanlar için ilk bakışta “taraflı bir yanıt” olarak algılanabilir. Lakin bilen bilir, bizler acı gerçekleri hiç evirip kıvırmadan aktarmamızla gönüllerde yer edindik. O çok değerli konumu kaybetmeye de hiç niyetli değiliz.

“Kesin karar: UX bizim için çok önemli!”

Bir itirafla başlayayım; eğer henüz yukarıdaki kesin kararı almadıysanız, bu yazı sizin için çok faydalı olmayacaktır. Zira ben bu durumdan, UX’in ürün yaratımından başlayan varlığı veya yokluğunun sizin için ne anlama geldiği konusunda henüz yeterince kafa patlatmadığınız sonucunu çıkaracağım. Size maliyet, üretim hızı ve kullanıcıya sunulan katma değerler ekseninde UX’in size neler sunabileceğini özetlemek isterdim lakin SHERPA Blog zaten bunun için yaratıldı. Dilerseniz şu kategoriden başlayarak bu alandaki açığınızı kapatabilirsiniz.

Şimdi tekrar kararsızlık vadisinde kalanlara dönelim ve soralım: “UX dışarıdan bir ekiple yönetilebilir mi?”

“Abi şimdi bir de UX konusu var; onu ne yapacağız?”

Dijital veya fiziki, bir ürün / servis tasarımında “UX” yukarıdaki gibi bir cümlenin nesnesi halindeyse, üzgünüm, işiniz zor. Bizler SHERPA olarak “Bize bir tasarımcı, bir de yazılımcı lazım. Gerisi kolay.” diye başlayan girişimcilik serüvenlerinde, işlerin hayal edildiği gibi yürümediği sancılı dönemlerde içeriye davet edilmeye alışkınız. Her defasında ilk yaptığımız, işi en başa sarmak ve UX’i üretim sürecinin kalbine konumlandırmak olsa da elbette bu acil müdahalenin de bir bedeli var. Bedel diyince çoğumuzun aklına halen “para” gelse de girişimciler için durum farklı; onlar için bedeli en ağır ödenen kararlar hep “zaman” ile ilgili olanlardır. İşte üretim süreçlerinizde, UX konusu de sona bırakılan kararlardan bir tanesi olduğu sürece, dilerseniz dışarıdan destek alın, dilerseniz içeride bir takım kurun, çok zorlanacağınızı peşin peşin söyleyebilirim.

“İçeride 13 tane tasarımcı var. UX’i de onlar yapsın?!”

Belki de UX takımını içeride kurmayı hedefleyerek çıkılan yollarda yapılan en büyük ortak hata, yukarıdaki (13’e lütfen takılmayın) çıkarımla başlıyor. Ekranında grafik işleyiciler açık olan her profesyonelin tasarımcı olarak algılandığı bir iş kültüründe çalışmak durumundaysanız, UX tasarımcısının rollerini özetlediğimiz şu yazımıza bir göz atmanızda, sonra da usulünce ilgili karar vericilere aktarmanızda büyük fayda olacaktır. Kullanıcı arayüzündeki grafikleri tasarlamak ile kullanıcı deneyimini tasarlamak arasındaki fark, önce UX’in ne işe yaradığını iyi öğrenmekten geçiyor. Bu “öğrenme” eylemi, şirket kültürünün tüm paydaşları tarafından eşit oranda gerçekleştirilmez ise ne yazık ki UX sizin için daima “bir lüks” olarak kalacaktır.

İpucu: “UX’i iş stratejimizin bir parçası olarak görmeliyiz.” diye tok ve kendinizden emin sesle sohbeti bölebilir ve şu yazımızdaki yatırıma geri dönüş örneklerini yelkeninize rüzgar eyleyebilirsiniz.

“Dışarıdan UX hizmeti alacak bütçemiz yok.”

Gerçekten de olmayabilir. Özellikle kuruluş aşamasındaki e-girişimlerin, henüz yaşam savaşı verirken, kalkıp bir de (olması gerektiği gibi) adam / saat üzerinden ya da (ne yazık ki halen karşılaştığımız gibi) “Abi sana X TL” yaklaşımlı UX Tasarım Hizmetleri bütçelerini göğüsleyebilmeleri her daim alınması zor kararlardandır. Eğer ki girişimci, kendi ekibindeki yetkinliklerde UX’in eksikliğinin ve UX odaklı yaratımın kendisine katabileceklerinin bilincindeyse, bu karar daha da zorlaşacaktır. SHERPA’da “Biz sizi çok sevdik. İş yapış şekliniz de tam olarak bize uyuyor. İlk tur yatırımı alalım, kapınızı tekrar çalacağız.” diyen ve yatırım turu kapandığında da gerçekten kapımızı çalan, çok sevdiğimiz / sözünün eri girişimciler mevcut. (Bu noktada, onlara yatırım öncesindeki süreçlerinde bizim nasıl alternatif hizmetler sunabileceğimizi de tartışmak gerekir lakin oraya girersek, yazı amacından şaşacağından şimdilik müsaade rica edeceğim.)

Evet, UX hizmeti bir bütçe gerektiriyor. Peki, içeriye UX takımı kurmak bedava mı? Lütfen, ne olur, içeriye UX takımı kurmayı “Bir UXçi istihdam etmek”ten ibaret bir operasyon olarak düşünerek yola çıkmayın… Hadi (ne yazık ki ilk akla gelen olduğu için onu yazıyorum) wireframe’leri UX’çiye çizdirdik, ya peki içerik stratejsi ve kullanıcı deneyimi araştırmaları? Test tasarımları? İnteraksiyon senaryoları? Prototipleme? UX analytics? Tüm bunları tek bünyede toplamak mümkün olacak mı? “Orası kolay; iki tane alırız. Biri bir bölümüne bakar, diğeri diğer kısmına…” dediniz, ok; peki ya o iki kişiyi süpervize edecek adam kim olacak? Yazılımcılarla nasıl bir iş akışında çalışacaklar? Ne zaman topa gireceklerini, ne zaman dinleyeceklerini kim belirleyecek? (Çok daha fazla soru yazıp, sizi bunaltabilirim, bana güvenin.) Sadede gelmem gerekirse, bir UX takımı kurmak, işe birkaç profesyonel almaktan çok daha meşakkatli bir süreç. Ve yine -bana lütfen güvenin- hiç de tahmin ettiğiniz kadar ucuz değil.

Kuşkucu okur tam da bu noktada şu soruyu sorar: “İyi de koca koca firmalar, onlarca profesyonel istihdam edip UX takımı kuruyor da yanlış mı yapıyorlar? Hepsi UX hizmetini dışarıdan mı almalılar?”

“Türkiye’nin en büyük UX takımı bizde! Halen dışarıdan hizmet almak istiyorsunuz?!”

Bu, “bazı durumlarda” haklı bir serzeniş. Lakin “Adamlar haklı” diyemememin de bir sebebi var.

Bugün kendi içerisinde UX takımı barındıran yapıların en büyük ve ortak sorunu, üretim hatlarındaki yoğunluk. Gerek rekabet, gerekse müşteri beklentileri bu tip yapıların çok hızlı, seri ve çoğu zaman paralel adımlarla üretim yapmalarını şart koşuyor. Yeni özellik yaratım süreçlerine hakkıyla zaman ayırabilme, kullanıcı deneyimini gözlemleyebilme / iyileştirebilme, test süreçlerine yeterince zaman ayırabilme onlar için çoğu zaman birer lüks haline geliyor. Hep “başka bir şeye yetişmek” modunda hareket ediyorlar. Evet, yetkinlikleri tamam. Evet, bir UX takımında olabilecek tüm formasyona sahipler. Evet bir yöneticileri de var. Peki o zaman neden halen dışarıdan hizmet almayı talep ediyorlar?

Yukarıda başlıklar halinde özetlemeye çalıştığım ortak talepler ve taleplere verilen yanıtlardan sonra harici bir UX takımıyla çalışmanın ne gibi avantajları olabileceğini 3 başlık altında özetlemek isterim:

1. Dış kaynaklı UX takımları, size hız kazandırır

İster bünyenizde bir UX takımı olsun, isterseniz iki kişilik dev bir girişim olun, eğer ki sizin nabzınızı dinlemeyi bilen, ihtiyaçlarınızı doğru analiz edebilen, size a la carte hizmetler dayatmaya çalışmayan bir dış kaynaklı UX takımı bulursanız, onları dinleyin. Hemen “Bizim UX takımımız var.” ya da “Size ayıracak bütçemiz yok.” demeyin. Zira eğer ki bu dış kaynaklı takım, yukarıdaki ön şartlara bağlı hareket ediyorsa size;

  • rekabette ciddi bir hız avantajı sağlayabilir,
  • (onlarca farklı iş alanında ve vakada hali hazırda kanıtlı, tecrübeye sahip olduklarından) bakmadığınız alanlarda, köşeye atılmış kullanıcı deneyimi problemlerini bulup çıkartmanızda destek olabilir,
  • test driven design olarak özetlenebilecek, “Yaratmak istediğimiz deneyimi önce hedef kitle üzerinde test edelim, sonuçları görelim, sonra uygulamaya karar verelim.” diyebilmenizin ve tabi ki ciddi bir yazılım geliştirme maliyetinden kaçınmanızı mümkün kılabilir.

2. Dış kaynaklı UX takımları, size para kazandırır

(İlk okuyuşta, oksimoron gibi algınabileceğini bile bile bu başlığı attım.) Kullanıcı deneyiminin gözlemlenmesi için harcanacak bütçeler, dönüşüm optimizasyonu üzerindeki en reel ve sağlaması kolay yapılabilir kaynak yatırımı kalemlerinden bir tanesidir. Kendinize referans alacağınız bir baseline sayesinde, yatırımın faal hale geleceği günden, sonuçların alınabileceği güne kadar harcanacak bütçenin, öngörülen dönüşüm oranlarındaki artışla karşılaştırılabilir olması belki de dış kaynak UX takımlarının (bu bilince ulaşmış olabilenleri kast ediyorum) en “tartışılmaz” satış argümanıdır. “Biz size para harcatmaya değil, kazandırmaya geldik.”

3. Dış kaynaklı UX takımları, size esneklik kazandırır

Çağımızın önde gelen virütik hastalıklarından bir tanesi olan “öncelik belirleme” konusunda sizler de sıkıntı yaşıyorsanız, Hippo’lar karar aşamasında baskın çıkıyor ancak alınan kararların yarattığı kaosun çözümlenmesinde herkes yakar top oynuyorsa, UX’e “Tasarım, problem çözmektir.” felsefesiyle yaklaşan bir dış kaynaklı UX takımı, yolun daha başında, öncelik belirleme aşamasında size tahmin edemeyeceğiniz kadar faydalı olacaktır. Yeri geldiğinde önceliği yüksek işlere rahatlıkla odaklanabilmenizi sağlamak için üzerinizdeki diğer yükleri sırtlanacak, yeri geldiğinde ise yine aynı, önceliği yüksek işlerde beyin fırtınası yapmanızda size destek verecektir. (Vakit ayırıp da kulak veremediğiniz) Kullanıcının sesinin duyulabilmesi için gerekli araştırmaların paralelde yürütülmesi, önünüze hazır ve nazır bir şekilde getirildiğini düşünün… İşte bu esneklik, “kanlı önceliklendirme savaşlarında”ki en güçlü müttefikiniz, sağlıklı kararlar verebilmenizin önündeki engelleri yerle yeksan edici dış kaynaklı buldozeriniz olacaktır.

Bu, bir zamanlama meselesi, bütçe değil

Özetle, UX alanındaki profesyonel hizmetlere, dahili veya harici bütçe ayırmak bir tercih değil: zorunluluk. Lakin, bütçeyi bir dış kaynağa akıtmanın aşikar olan faydaları olduğu gibi, organizasyon içerisinde işinin ehli bir UX takımı kurmanın da reddedilemeyecek yatırıma geri dönüşleri var. Dolayısıyla yazının başlığındaki sancılı kararı alabilmek için kendinizi “bir dış kaynakla çalışmak” zorunda hissetmemenizi, bu kararınızın arkasındaki nedenleri iyi incelemenizi ve eğer ki zamanlama, size bir dış kaynakla ilerlemenin daha doğru sonuçlar vereceğine işaret ediyorsa, ancak bu durumda, iyice araştırma yapıp, referanslarını da sorguladıktan sonra, kendinizi, bir dış kaynaklı UX tasarımı ofisinin ellerine bırakmanızı öneririm.


Originally published at blog.designedbysherpa.com on August 29, 2016.