SDTR
Published in

SDTR

Eleştiri mi Linç mi?

https://www.youtube.com/watch?v=uqpgL7Bm6Gw&ab_channel=%E3%80%8AGACHASIMGE%E3%80%8B

S.A. Arkadaşlar,

Beni az çok tanıyanlar bilir, teknik olmayan konular pek yazmıyorum. Bu benim bu tarzdaki belki de ikinci yazımdır. Dolaylı olarak da olsa pek uzaklara gidemiyoruz. Başlıktan da anlaşıldığı üzere konu linç kültürü üzere olacaktır. Bu yazıyı yazmamı tetikleyen iki olaydan biri, Youtube’da karşılaştığım 45 dakikalık bir videonun altına bir arkadaş “bu nasıl video, tamamen vakit kaybı, böyle yapacaksan yapma kardeşim” diye yorumlara yazmış, diğeri ise interface ve abstract sınıfları birbirinden ayıramayan bir arkadaşın sorumlusu olarak içerik üreticilerinin tutulmasıdır. İçerik üreticiler olarak yarım yamalak bilgiler verdiğimizden veya daha çok göz önünde bulunmak amacıyla yazdığımız düşünüldüğü için bu arkadaş konuyu eksik anlamış.

Zaman zaman bu tarz yorum, paylaşım ve tenkitlere dolaylı veya direkt olarak maruz kalıyoruz. Çoğu zaman bunu metanetli bir şekilde karşılayabiliyorum ya da gülüp geçebiliyorum, ama bazen de bunlara cevap veresim gelmiyor değil. Bu yazıyı da aslında o nedenle yazıyorum. Bu tarz durumlara aslında direkt maruz kalmasam da gördüklerime kayıtsız kalamadım.

Öncelikle iğneyi kendimize batıralım. Yukarıda bahsettiğim videoya bir konuda çözüm ararken rastladım. Açıkçasını söylemek gerekirse video biraz fazla uzatılmıştı ve bu arkadaş ilk defa bir video çektiğini zaten söylemişti . Yani bu arkadaş ilk defa video çekmiş, belki de bütün özgüvenini toplamış ve bu video çekme olayına girmeye çalışan bir arkadaş olarak paylaşım yapmış. Dürüst olmak gerekirse anlatılan konu da gayet güzel ve derin bir konuydu. Böyle bir konuda teşekkür etmek yerine (her şeye rağmen), öyle küstahça yorum yapılması beni çok üzmüştü. (Ben de yakın zamanda birkaç video çekmek istiyorum, ne kadar zor olduğunu yavaş yavaş anlayabiliyorum. Hatta sürekli video çeken arkadaşlar, ustalar 20 dakikalık bir videonun bile bazen 2–3 saatten fazla zaman aldığını söylüyorlar). Burada hiç eleştiri yapılmasın demiyorum kesinlikle. Böyle bir şey anlaşılmasın lütfen. Eleştiri insanı çok güzel geliştiren bir yöntemdir, benim karşı olduğum linç kültürüdür.

Diğer konuya kabaca bakacak olursak, yazılımcı arkadaşımız nerede interface nerede abstract sınıf kullanılacağını bilmiyor, birkaç okuma yapmış ve izlediği videolardan interface kullanılması gerektiğini öğrenmiş, fakat nerede abstract sınıf nerede interface kullanılması gerektiğini bilmediğinden/öğrenmediğinden başka bir arkadaş ise içerik üreticilerinin konuları yarım yamalak veya görünürlük için yazıldığını iddia ediyor. Bu konuda yine iğneyi kendimize batıralım. Dürüst olmak gerekirse bazen çok basit ya da birçok benzeri olan konuların yazıldığına hepimiz şahit oluyoruz (Türkçe ve yabancı dillerde). Bu konuda bu kadar yazı varken buna gerek var mıydı diye kendime sormuyor da değilim, ama yazan arkadaşın seviyesini, niyeti gibi birçok parametreyi bilmiyoruz, bunun yanında çok kaliteli güzel içerik üreten bir sürü arkadaşımız, ustamız var ve bu işler buralara kadar geldiyse onların büyük emeği var. Burada eleştirilmesi gereken acaba gerçekten içerik üretici mi? Hırsızın hiç mi suçu yok…

Basit yazmakla ilgili küçük bir anımı anlatmak istiyorum. 2014'ten beri aktif olarak yazmaya gayret ediyorum. Yeni yazmaya başladığım zamanlarda yazılarım tabii ki daha basitti, hem öğreniyor hem yazmaya gayret ediyordum. İş arkadaşım bana “Yazdıklarının hepsi copy-paste” demişti. O gün o söz çok ağrıma gitmişti. İnsanın öğrendiklerini yazması copy-paste miydi gerçekten? O zaman da açıkçası “copy-paste” yapmıyordum, ama o arkadaşın o söylemi üzerine, yıllar geçmesine rağmen, en ufak bir işi bile yazarak kendi cümlelerimle derlemeye özen gösteriyorum. Eğer ben o dönemlerde yazmayı gerçekten bırakmış olsaydım, şu an ne o arkadaşıma ne bana ne de belki yazılarımı okuyup birkaç kelime faydalanan meslektaşlarıma bir faydası olacaktı. Teravih namazına giden çocukların sırf gürültü yapıyor diye kulağından tutup camiden çıkaran yaşlı amcaların olayı gibi, sonra o çocuk yıllarca camiye küsüyor…

Madem iğneyi kendimize batırdık, biraz da çuvaldızı bu arkadaşlara batırsak mı? En çok kızdığım şeylerden birisi de bu konularda neredeyse hiçbir emek harcamayan insanların bu şekilde zehirli bir dil kullanmalarıdır. Amaç üzüm mü yemek, bağcıyı mı dövmek? Amaç üzüm yemek olsa eleştiriler daha yapıcı olurdu diye inanıyorum. Yazdığım bazı yazılara güzel eleştiriler alıyorum ve bundan da büyük keyif alıyorum. O konuda biz de eksiklerimizi tamamlıyoruz. Bunda da gocunacak hiçbir şey yok aslında, fakat amacı bağcıyı dövmek olanlara maalesef pek sabredemiyorum. Bu konuda sen ne yaptın ya da hiçbir şey üretmeyi denedin mi diyesim geliyor. Bu işin ne kadar emek istediğinden haberleri var mı acaba? Madem bu kadar acımasız eleştiri yapıyorlar veya bu konularda bu kadar iyiysen buyur daha iyisini yaz, daha iyisini çek demek mi gerekiyor? Hayır, onu da yapmıyorsun. Cidden anlamaya çalışıyorum amaç burada nedir? Bunu da, spor programlarında belki hiçbir zaman sahaya inmemiş yorumcuların sürekli olarak biten maçın ardından teknik direktörlere sallamalarına benzetiyorum. Buyur geç yap dersen yok benim işim bu değil derler, fakat ölümcül eleştiri yapmaktan başka bir işe de yaramazlar. İşini hakkıyla yapan, eleştirinin hakkını verenlere saygım sonsuz.

Bu linç kültürü yıllarını bu işe harcamış ustaların da başına gelmektedir. Karşımızda gördüğümüzde “üstadım” çakacağımız adamlara klavye başından bu şekilde acımasız eleştiriler yapılmaktadır. Bir yerden sonra bünye buna bağışıklık gösteriyor anladığım kadarıyla. :) Ama bu kadar değerli hocalarımın da bu tarz linçlerden nasibini almaları beni hem üzüyor hem de sevindiriyor. Üzmesinin sebebi belli, fakat sevindirmesinin sebebi onlar bile bu tarz eleştiriler alıyorsa o zaman bu işin doğasında var ve biz de bir iki kelime duyuyorsak ne olacak canım diye kendimizi teselli ediyoruz.

Linç yapan tayfayı eleştirirken umarım ben de kimseyi linç etmemişimdir :) Amacım bilgelik taslamak, birilerini kırmak veya biz bunu yapıyoruz saygı gösterin demek değildir. Sadece çağımızın hastalığına dönüşen bu linç kültürünü eleştirmek istedim. Hastalığın teşhisini koymazsak tedavisi için de bir şey yapamayız. Kendimce bunları ifade etmek ve eleştirilerimizi lince dönüştürmeden yapabilmenin herkes için daha faydalı olacağına inandığımı belirtmek istedim.

Sürçü lisan olduysa affola.

--

--

--

Yetenekli ve bilgili geliştiricilerden oluşan bir topluluk!

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store
Malik Masis

Malik Masis

Muslim, father, developer malikmasis.blogspot.com.tr

More from Medium

Let’s Learn ELK(Part 3) — Logstash Architecture

Buffet Line Interview with Pick N’ Pop (Darius Latrell & Koda Hernandez)

Let’s Encrypt — Install Free SSL | Shared Hosting

Application Security #3: How to find SSL Issues for your assets