Madalyonun Diğer Yüzü

Dünya Kupaları…

11 ayın sultanı ünvanını 4 senede bir Haziranların taşıdığı 30 günlük dev futbol festivalleri. Ülkesi bu turnuvaya gidemeyenlerin dahi heyecanından eksiltmeyen, Gana-Nijerya maçının bile iple çekildiği, oyunun endüstrisinin unutulduğu, salt duyguyla tüm dünyayı bir araya getiren, haritada yerini bilmediğimiz ulusların hem tribüne, hem turnuvanın olduğu şehre kattıkları renklerle kendimizden geçtiğimiz FIFA’nın en kral organizasyonu. Çok seviyoruz değil mi?

Ancak bu yazı madalyonun diğer yüzü ile ilgili. Henüz 2018 Dünya Kupası başlamadan 2022 için yapılan alt yapı ve tesis çalışmalarında işçi ölümlerinin sayısı 1200’ü aştı. Adaylık sürecinden itibaren oldukça tartışılan Katar’ın ev sahipliği 2010’da netleşmişti ve FIFA organizasyonun 2 milyon nüfuslu dünyanın en “zengin”leri arasındaki bu ufak çöl ülkesinde gerçekleşmesine karar vermişti. Gelelim durumun vahametine…

Dünya Kupası ihalesinin alınması akabinde stadyumların yanı sıra Katar 100 milyar $’lık alt yapı çalışmalarının da startını verdi. Bunların içerisinde yeni bir hava limanı, yollar ve gökdelenler de mevcut. Tüm bunların yapımında çalışan göçmen işçi sayısı 1.2 milyon civarında ve tesislerin belirlenen tarihlerde teslim edilmesi adına bu iş gücünün en az 1 milyon kişi daha artması ön görülüyor. Dünya insan hakları örgütlerinden Amnesty çoğu Hindistan ve Kuzey Asya ülkelerinde gelen 231 göçmen işçi ile yaptığı görüşmeler neticesinde Katar hükümetini göçmen işçileri suistimalinin önlenmesi konusunda duyarsız kalmakla suçluyor. Suistimal durumları ise oyunun “fairplay” ruhuna oldukça ters.

Ülkelerinden para kazanmak için Katar’a gelen işçilere, ücretleri söz verilenin çok altında ve gününde ödenmiyor. Kendi ülkelerinden ayrılırken vize alabilmek için anlaştıkları aracılara ödedikleri 1000’lerce dolar için kimi arabasını kimi evini ipotek etmek zorunda kalıyor. Konaklamanın da bu aracılar tarafından ayarlandığı Katar’da günlük yaşam giderleri oldukça pahalıyken, zamanında almadıkları paralardan arttırıp evlerine göndermeleri oldukça zor. Hijyenin olmadığı küçük yerlerde çok kişi konaklıyorlar. Üstelik tüm bunlar ülkeye girişte pasaportlarına el konulması ve iş verenlerle min. 5 yıllık sözleşmeler imzalatılmasını içeren Katar’ın işçilere uyguladığı “kafala” sisteminin yanında problemlerinin en küçüğü gibi görünüyor. Şartlardan şikâyet edemiyorlar ya da memnun olmadıklarında ülkelerine dönemiyorlar da. Bir nevi modern köleler…

İşçilerin içinde bulundukları şartları tanımlarken kullandıkları kelimeler ise dehşet verici; “cehennemi yaşıyorum” “acınası şartlardayız” “insanlık dışı” bunlardan bazıları. Öyle ki Nepalli işçiler binlerce kişinin öldüğü, milyonlarcasının evsiz kaldığı depremden sonra bile ailelerini ziyaret etmelerine izin verilmediğini söylüyorlar. Sabah 4’ten akşam 7’ye, 50 dereceye varan sıcakta aralıksız çalışmalarının yanı sıra soğuk su seçenekleri yok. Dahası tatil günleri de yok.

Raporun yayınlanması sonrası Katar hükümeti hazırlıklar esnasında çalışan insanların haklarının korunmasının öncelikli olduğunu vurgulasa da geçen günlerde çok şey değişmiş değil. Özellikle kafala yasasının şartlarının değiştirilmesi yönünde söylenenlerin aksine henüz atılmış bir adım yok. Tesislerin zamanında tesliminden sorumlu Katar Üstün Komitesi Genel Sekreteri ise tüm problemleri bir günde çözemeyecekleri yönünde bir demeç verdi. Şeffaflıkla ve işçilerin hakkını gözetecek şekilde çalıştıklarını vurgulasa da bunu haber yapan BBC International muhabirlerinin tutuklanması Katar’ın imajını daha iyi hale getirmedi. Khalifa Stadyum’unun inşaatı dahil tüm ölümlerin Dünya Kupası ilişkili yapı çalışmalarında çalışan işçilerden olmadığı yönünde komik demeçler de dönmüyor değil.

Amnesty ise Adidas, McDonalds, Coca Cola gibi kurumun büyük sponsorlarını suça ortak olmamaya ve bunun karşısında durmaya davet ederken, bu durumun dünya futbolunun vicdanında kara bir leke olduğunu vurguluyor. FIFA’ya yapılan eleştiriler daha sert. FIFA ise araştırmaları Katar Üstün Komitesi ile birlikte yürüttüklerini ve şartların iyileştirilmesi yönünde adım attıklarını söylüyor. En son yaptıkları açıklamada önümüzdeki dönemde yapılacak bu tarz organizasyonların sözleşmelerinde işçi haklarını koruyan özel şartlar ekleneceğini de duyurdular. Yine de “Respect” kampanyası ile birlikte bu sene başlayan “EqualGame” projelerine karşın FIFA’nın repütasyonu çok sağlıklı değil. 2014’te Rio’da yaşananlardan sonra futbolu yöneten kurum sponsorları tarafından da sert bir dille uyarılmıştı. Bugün ise en büyük sponsorlarından biri olan VISA’nın ayrılması gündemde. Bunun gerçekleşmesi durumunda yerine gelecek sponsorun bir Arap sermayesi olması beni şaşırtmaz açıkçası.

2018 Haziran ayında başlayacak Rusya Dünya Kupası için de rakam Katar kadar büyük olmasa da işçilerin yaşadıkları farklı değil. Sadece 2015 yılında Zenit Arena’nın yapımında ölen işçi sayısı 5. 2016 Ağustos-Aralık döneminde bu sayı yine 5.
Bu durumun devam etmesi durumunda aynı konuda araştırma yapan Uluslararası Ticaret Birliği Konfederasyonu ilk maçın başlama vuruşuna kadar Katar’da ölen toplam işçi sayısının 4000 olacağını ön görüyor. İsimlerini kimsenin bilmeyeceği 4000 kişinin hayatı üzerine fantastik bir festival. Bir Sezen Aksu şarkısı gibi. Düğün ve Cenaze.
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.