Titanların Savaşı…Kaos ve Düzen

Yazıya başlamadan önce müsadenizle ufak bir teşekkür borcum var sizlere, onu ödemek istiyorum.

Standart Dergi kurulalı çok kısa bir süre oldu. Bu platformda yayınlanan ilk yazım, “Yeni Düzenin Anahtarı… Yapay Zekâ”nın hem okuma oranları hem de yapılan yorumlar doğrultusunda ilgi çektiğinin farkındayım. Bu ilgi için sonsuz teşekkürler.

İlk yazıyla, bilinmezlere sahip bir konu olan yapay zekâyla ilgili Pandora’nın Kutusu’nu açmıştık. Konu gerçekten birçok bilinmeze sahip. Ve bilinmez üzerindeki tartışmalar da şiddetini artırarak sürüyor.

Kısa bir süre önce teknoloji dünyasının iki devi yapay zekâ yüzünden birbirlerine girdiler. Bu savaşın bir tarafında; Tesla ve SpaceX’in CEO’su Elon Musk diğer tarafında ise Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg var. İkili arasında yaşanan yapay zekâ savaşı, bu kavramın ahlaksal sonuçları üzerine tartışanların eline muazzam bir malzeme verdi.

Yapay zekâ ile ilgili hakim iki görüş var; bunlardan ilki Zuckerberg’in de içerisinde bulunduğu çalışmaların devamını isteyen grup. Bu düşünce tarzındaki kişiler yapay zekâ ile ilgili çalışmaların devam etmesi ve bu yeni “canlı” türüne yolların açılması görüşündeler. ( Ben de bir bilimsever olarak bu düşünceyi destekliyorum.)

Bir diğer grup ise yapay zekâ çalışmalarının oldukça tehlikeli olduğunu düşünüyor ve bunu dinsel açıdan değil bilimsel açıdan cehenneme açılan kapı olarak görüyorlar.

İki farklı grup, binlerce farklı söz ve düşünce… Peki gerçekten yapay zekâ etik mi?

Mümkün olduğu kadar tarafsız kalmaya çalışarak bunu irdeleyeceğim…

Tarafsızlığımda başarılı olup olmadığımın yorumu sizlere, okuyucuya aittir.

“Medeniyet olarak karşılaştığımız en büyük risk”

Bu sözler Elon Musk’a ait. Musk bildiğiniz gibi Mars gezegeninde kolonileşme projesinin mimarı… Böylesine özel bir isim yapay zekâyla ilgili endişelerini dile getiriyorsa kulak asmakta fayda var. Musk yapay zekânın insanoğlunu geride bırakarak gezegene hakim olacağını düşünüyor. Haksız da değil, yapay zekâ kendi dilini oluşturacak kadar zeki, ayrıca muazzam bir hızda öğreniyor. Öğrendiklerini de unutmuyor. Ancak Musk’ın gözden kaçırdığı bir şey var. İnsan türü olarak, genel bir açıdan baktığımızda kendi medeniyetimiz için en büyük tehlikeyi aslında biz oluşturmuyor muyuz?

Küresel Isınma verileri korkunç, gezegenin kaynaklarını tüketebilecek en kötü yöntemlerle tüketiyoruz, insanlığın önemli bir kısmı su, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlardan yoksun. Medeniyet konusunda tür olarak pek başarılı olduğumuz söylenemez. Belki de bizden daha üst bir zekânın var olmasına ihtiyacımız vardır. Kendini var eden doğaya saygı duyabilen, ona müdahale ettiğinde onun da kendisine müdahale edeceğinin farkında olan bir zekâya?

“İnsan türünün son buluşu”

Bu sözlerin sahibi Stephan Hawking Hawking’i size uzun uzun anlatmaya gerek yok. Şu an yaşayan en önemli bilim insanı olarak görülüyor. Hawking yapay zekânın kendi kendini kopyalayacak noktaya gelmesinin ya da kendi başına bir bilinç kazanmasının tehlikeli olduğunu düşünüyor. Hawking, bu düzeye erişen bir yapay oluşumun insanlığın son buluşu olacağını söyleyerek insan türünün başının ciddi bir belanın içinde olduğunu belirterek konuya ne kadar muhalif olduğunu önceden de ifade etmişti.

Yapay zekânın sonuçları

Hawking ve Musk’ın endişelerine “saçmalık” demek en azından bu iki özel insanın genelinde insanlığa saygısızlık olur. Endişelerini anlamakla beraber artık eskilerin deyimiyle atı alanın Üsküdar’ı geçtiği de çok açık.

Yapay zekâyla ilgili çalışmalar bir kesim tarafından yürütülmüyor. Bu çalışmalar Kuzey Kore tarafından dahi araştırılıyor ve geliştirilmeye çalışıyor. Yani ne fikir olarak ne de bilimsel olarak artık yapay zekâya bir son vermek mümkün değil.

Dünyanın bir ucunda bu yapılsa bile başka bir coğrafyada çalışmalar daha da hızlı bir şekilde devam edecek.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, eğitim döneminin ilk açılış konuşmasında öğrencilere söylediği “dünyayı yapay zekâ yönetecek” sözleri ve Rus ordusunun bu kavram üzerinde silahlanma ağırlıklı çalışması aslında Hawking ve Musk gibi isimlerin uyarılarında ne kadar geç kaldıklarının en büyük kanıtı.

Bildiğimiz dünya yıkılacak

Yapay zekânın hakimiyet alanını geliştirmesinin ardından — ki bunun 2030’lu yıllar olduğu ön görülüyor, bildiğimiz dünya tam anlamıyla yıkılacak.

Şu an kültürümüz, medeniyetimiz insan egemen bir dünya anlayışına göre şekillendi. Gelecekte üzerimizde daha dominant bir güç olacak. Bu güçle beraber sosyal ve dini yapımızı koruyacağımızı düşünmek hata olur. Bambaşka bir geleceğe uyanacağız tür olarak. Matrix filmini çeken Wachowski biraderler sanırım bazı şeyleri çok önceden görmüşlerdi. Ancak endişe edilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Gezegenin hem gezegen olarak hem de evrensel olarak geçirdiği değişimlere yakından bakarsak önce kaosun ardından da düzenin geldiğini görebiliriz. Buna benzer bir süreci tekrar yaşamak beni korkutmuyor.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.