Yeni Başlayanlar İçin Premier Lig

Premier Lig’de haftanın göze batan maçları, teknik direktörleri, taktikleri ve olayları…

İngiltere’nin kuzeyinde, İskoçya kıyısında, sakinlerine göre huzurun şehri Sunderland’den çıkmış Jonathan Wilson; çok satan ve sonunda klasik mertebesine erişen “Futbol Taktikleri Tarihi’’ kitabında, İngiliz Futboluna girerken, “İngiliz Pragmatizmi’’ terimini kullanır.

En basit tabir ile, “yararcılık’’ ve “faydacılık’’ anlamına gelen bu felsefeyi futbola uyarlamak, ancak ve ancak İngiliz futboluna ve bir İngiliz’e yakışırdı sanırım…

“Biz icat ettik’’ dedikleri futbola daha sonra Çin’den ortak olmaya çalışılsa da İngilizler, oyunun olduğu her yerde hala en kabalık güruh. Hala çimleri en düzgün kesilmiş, hala maça “karnaval’’ tadında ailece giden, hala “oyunu’’ en çok seven ve kafa yoran millet.Oyunda pragmatik olacaklarsa da, sanırım bunu en çok onlar hak ediyor.

Başlığa uyup da, lig tarihini baştan anlatmaya gerek yok.

Yeni başlayanlar bilsin ki İngiliz Ligi “Premier’’ olduktan sonra bizzat kendi yönetimi tarafından; “hızlı, keyif verici ve gollü’’ olması gerektiği bütün takım sahiplerine ültimatom olarak bildirilmiş bir lig. Bu ligde Mourinho gibi bir hoca bile zamanı gelince “iyi defans şampiyonluklar kazandırır’’ cümlesi yüzünden eleştirildi.

Kısaca ‘’önce seyir ve güvenlik’’ sonra istekler gelir bu ligde.

“Seçilmiş Kişi’’ her ne kadar sonradan haklı çıksa da, milli takımı lokal, ligi uluslararası İngiliz Futbolu; en azından maddi anlamda NBA olma hedefine doğru ışık hızı ile giderken, oyun olarak son yıllarda İspanya Futboluna dürbün ile bakmak zorunda kaldı. Kalır kalmaz da Klopp-Jose-Pochettino-Conte’yi yamacına alıp, yeni bir umuda doğru yelken açmayı ihmal etmedi.

Kısaca yeni başlayanlar bilsin ki, bu köşede haftanın önemli maçlarına bakılacak, takımlar ne yapar-yapamaz ahkamlar kesilecek, koskoca hocalar bile eleştirilecek.

Şimdiden hatalarımız için af ve özür dileyerek haftanın en önemlisinden başlayalım.

LIVERPOOL:4 — ARSENAL:0

Yukarıda mahşerin dört atlısını yazıp da, Wenger’i unuttuğumu sananlar yanıldı. “Huysuz İhtiyarı” tabi ki de bilerek yazmadım. Ian Wright’ın bile ‘’Oyuncular 2 senedir onun için oynamıyor’’ dediği efsane Wenger, artık takıma da, kendine de hakim değil. Lacazette neden 11 başlamadı? Kontra oynanacak ise Welbeck-Lacazette olmaz mı idi gibi bir dünya soru İngiliz basınında tartışılıyor ama Wenger’in artık oyuncuların manevi yönlerine dokunamadığı tartışılmıyor.

Uğur Meleke’nin dediği gibi; ‘’Her şeyi bilim gibi anlatmayı seviyoruz ama karşımızdakiler insan’’. Artık bırakmalı yazmaya elim gitmiyor ama evet, artık bırakmalı.

İşin diğer tarafı Liverpool ise bayağı caka sattı. Muhammed Salah rüştünü ispat etti, Mane “benim değerim 150 milyon ulennn’’ dedi, Klopp’un ve Kop’un yüzü güldü.

Geçen sene de “gegenpress’’ ve artık klişe “geçiş hücumunun’’ kralını gösterdi bize Klopp ama iş şampiyonluğa gelince iyi oyuncu olmak ile-büyük oyuncu olmak arasındaki eşiği geçebilecek mi bu oyuncular, sene sonu göreceğiz…

MANU:2 — LEICESTER CITY:0

“Manu eski günlerine geri dönecek.’’

Tamam, Jose; takım geçen senenin çok üstünde ama ‘’eski günlerine’’ döner demek için de çok erken. Pogba hala yerini bulmuş değil, hala akıcılık ve ezber sorunları ortada, 15 dakika esip gürleyen takım, diğer 15 dakika uyuyor.

Vardy bir ara golü yapacak gibi de oldu ama Leicester klasik 4–4–2'si artık mucizeler yaratamıyor. Mahrez’in aklı hala gidemediği takımlarda. Vardy tek başına yetemiyor. Ona rağmen maçta bir bölümde ‘’acaba olur mu?’’ dedirtti ise Leicester, sanırım bu United’ın suçu.

Her şeye rağmen Mourinho, ikinci senelerin sihrini yapacakmış gibi bir rüzgar estiriyor. Matiç takıma sertlik kattı mı kattı, Lukaku varını yoğunu koyup parasını hak ettiğini göstermek istiyor mu? Evet. Mata sihir katıyor mu? Evet.

Pogba-Mkhi de işin içine girerse, (overratedler mi? koca bir yazı konusu!) pek ala Chelsea’yi geçebilirler…

CHELSEA:2 — EVERTON:0

“Favori’’ hala “Favori’’.

Onca İspanyolu alıp, bunca fizik gücüne dayalı işi, bunca presi bu adamlara yaptırabiliyor isen, takım 90 dakika, ‘’hep daha fazlası’’ diye önde baskının tillahını yapıyor ise, evet; sen bu ligin ünvan sahibi ve şampiyonusun Sevgili Conte…Geçen hafta Tottenham maçında Luiz-Kante-Bakayoko-Moses hattı ile adam yiyen Conte Reis, bu hafta Fabregas-Pedro-Morata ve yeni Hazard; Willian ile fişi çekti.

Şaka bir yana geçen hafta fizik gücü ile Tottenham orta sahasını etkisiz hale getiren sihirbaz, bu hafta top yaparak oyunu aldı.

Bu köşe bir Power Ranking olsa idi, Chelsea’yi en başa yazmak boynumun borcu olurdu…

TOTTENHAM:1 — BURNLEY:1

Olmuyor. Sanırım stat değiştirmek Premier Lig’de kimseye yaramıyor.

Hafta içi saha ölçülerini değiştirmek için baş vurdular ancak saçma bir şekilde “ret’’ cevabı aldılar.Antrenman sahalarını Wembley ölçülerine çeken Pochettino, bir türlü ritmi tutturamadı işte.

İstediği adamları stat yapımına feda eden hoca, her ne kadar “düzeleceğiz’’ dese de, uzun maç maratonunda bu kulübe ile en tepede yer alması mucize olur sanırım.

Bu güzel takıma kesinlikle yazık oluyor…

Bu haftalık bu kadar. Elimden geldiğince sektirmeden size haftanın maçlarını yazmaya, ligde neler oluyor bilgisini vermeye çalışacağım. Görüşmek ümidi ile…

Önemli Not : Benitez ligde 500. puanına bu hafta Westham karşısında ulaştı. Kop içinden ‘’Rafa-Rafael-Rafa-Rafael-Rafael Benitez’’ diye bağırıyor mudur acaba? İstanbul da canlı şahit olduğumuz efsane gecenin mimarına, gençliğimizin hocasına selam olsun…

Editörün notu: Dergi hafta içi yayınlanacak şekilde planlandığı için, yeni hafta maçlarının oynanmasıyla yazı az da olsa güncelliğini yitirdi. Fakat hem yazının güzelliği, hem de düzenli yayınlanacak olması sebebiyle ilk yazıya kıyamadık. Bu haftanın maçlarını içeren yazı da kısa süre içinde yayınlanacak. Durum yazardan değil editörün zevzekliğinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca Rafael Benitez adam değildir.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.