Neden İstanbul’dan Kaçıp Bahçemde Domates Yetiştirmedim?

Aslında domatesi severim çıkış noktası olarak çilek de olabilirdi. Her gün çıtayı yeni bir yazıda yükselterek İstanbul’dan Türkiye’den neden nasıl kaçmamız gerektiğini okuyoruz. Eminim okuyorsunuzdur.

Hızla hatırlayacak olursak, deprem beklentisi, siyasal belirsizlik, trafikte geçen uzun saatler, ülke insanının düzenli, eğitimli davranışlar sergilememesi, artan kiralar ve ev fiyatları, kalabalık, teknolojik gelişmelerin büyüyeceği ekosistemin olmayışı vb.

Fotoğraf: Süleyman Sönmez — https://www.gunesintamicinde.com/istanbul-hezarfenin-yerinden/

Peki biz gitmeyenler neden gitmiyoruz? “Ah vah edip beceremediğimiz için mi yaşıyoruz bu İstanbul’da” dedim kendi kendime.

Sonra ağır ağır gördüm ki, çoğu kişinin memleketi Türkiye’den çok; İstanbul.

Başka bir ilde kendini asıl Türkiye’de yaşıyormuş gibi hissedemeyen büyük bir nüfus var. Sanki Ankara’da, Sivas’ta, Trabzon’da olsanız çok önemli şeyler kaçırıyorsunuz.

Fotoğraf: Süleyman Sönmez — http://ssonmez.deviantart.com/art/Istanbul-Archaeology-Museum-131317597

İstanbul’da bir şeyler oluyor ama siz olmuyorsunuz. Gazeteleri okuyorsunuz yok, sosyal medyada her şey abartılı. Parti orada veriliyor. Eğlence de orada, korku da orada, heyecan da orada! Memlekete darbe yapmaya kalkıyor kendini bilmezler, siz başka ilde hissedemiyorsunuz bile ne olduğunu. Oysa İstanbul’da kıyametler kopuyor, uçaklar camları indiriyor. İnsanlar mücadele edip hayatlarını kaybediyor.

İçinizden bir şey diyor ki, bir çıkarsam bu ilden bir daha bu hengameye ayak uyduramam geri gelemem.

İstanbul’dan çıkmak gitmek, sanatsal olaylardan, iyi sinemalardan farklı restaurantlardan, Boğaz manzarasından, çılgınca gezilebilecek sahillerden, anonim şekilde sokaklarda gezebilmekten, etkinliklerden, konserlerden, vapurla martılara simit atmaktan, müzelerden vazgeçmek demek oluyor.

Herkesin herkesi tanımaya başladığı bir yerde büyümek nasıl bir baskı unsurudur hatırlayın. Bu yaşınızdan sonra bundan keyif alır mısınız? İstanbul’da herkes her zaman yabancıdır. Hatta suratınızı asıp oturma lüksünüz vardır :)

Fotoğraf: Süleyman Sönmez — https://www.gunesintamicinde.com/gunese-selam/

Başka ülkede yaşamak ise, iyi dil bilmiyorsanız, yapacağınız işi çok iyi bilip gittiğiniz ülkenin kültürünü iyi benimsemediğiniz sürece zor. O durumda bile siz tam entegre olmuşken onlar size entegre olmak istemeyebiliyor.

Fotoğraf: Süleyman Sönmez — https://www.gunesintamicinde.com/v-for-istanbul/

Böylece biz kendi yağımızda kavrulurken ama için için bu soruları sorarken yaşadığım bir olayla emin oldum.

Tatilde besin zehirlenmesi ile gittiğimiz hastanede doktor safra kesesi ameliyatı yapmaya kalktı. (Elbette böyle bir şey yok.) Canla başla çalışan doktorlarımızı tenzih ederim. Belki bir kaç vaka bize denk gelmiş olabilir.

Sağlık hizmetleri için dahi olsa İstanbul’da yaşamanın önemini gördük.

Fotoğraf: Süleyman Sönmez — http://ssonmez.deviantart.com/art/HIDDEN-VAPOUR-59513946

Eğitim derseniz bilemiyorum işte orası oturduğunuz ev kadar maddi durumlarla alakalı. Halen iyi bir eğitim sistemi ve standartlaşmış kaliteyi sağlayamadık. Buna rağmen ülkenin en iyi üniversitelerinin bir çoğu İstanbul’da. Çocuğunuz varsa bu açmazlar daha çok sıkıştıracaktır sizi.

Fotoğraf: Süleyman Sönmez — https://www.gunesintamicinde.com/bisiklet-agac-adam-ve-turkiye/

Son olarak eşiniz dostunuz aile büyükleriniz varsa onları İstanbul’da bırakıp gitmek işi daha da zorluyor.

Uzun lafın kısası aklımıza gelmediğinden değil, beceremediğimizden hiç değil, şu anda bu alternatifi tercih ettiğimiz için İstanbul’da yaşıyoruz.

Bu şikayet etmeyeceğiz demek değil, her ay iki kere kaçma planı yapamayacağız değil, tatile çıkınca geri dönmeyelim demeyeceğiz değil.

Fotoğraf: Süleyman Sönmez — http://ssonmez.deviantart.com/art/FARAWAY-FROM-KADIKOY-53906892
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.